Dipnot özel röportajı: Zeynep Tanbay’la siyasetten dansa…

Cumartesi, 21 Aralık 2013 15:58
Zeynep Tanbay: ‘Ak Parti Kullanım Tarihi Bitmiş Süt Gibi’
 
Borusan Kültür Sanat bu yıl ilk kez yeni bir festivale başlıyor. Beethoven Festivali. Festival kapsamında Zeynep Tanbay da çok farklı bir dans gösterisi hazırladı. Haliç Kongre Merkezi’nde 20 Aralık Cuma ve 21 Aralık Cumartesi akşamı iki gece gösterilecek olan canlı performansı konuşmak için Zeynep Tanbay’la biraraya geldik. Ama tabi siyasetten dansa pek çok güncel konuyu konuştuk…
Röportaj: Emiyra Yılmaz
E. Y: Borusan Sanat’ın bu yıl ilk kez düzenlediği Beethoven Festivali’ne nasıl dahil oldunuz?
Z.T: Borusan Kültür Sanat Genel Müdürü Ahmet Erenli’den geldi böyle bir teklif. Bu yıl ilk kez yapılan Beethoven Festivali dahilinde canlı müziği de içinde barındıran bir dans gösterisi yapmak istediklerini söylediler. Bu da bizim aslında ilginç bir dönemimize denk geldi. Bir süredir biraz dağılmış bir topluluktuk. Hem böyle bir festivalin başlamasına hem de Borusan gibi değerimizi bilen bir kurumdan böyle bir teklif gelmesi sevindirdi bizi. Ve böylece çalışmalara başladık.
E.Y: Bu işbirliği sadece bu festival için mi devam edecek mi?
Borusan’la işbirliğimiz şu anda sadece bu festival için. Ama 9 aydır çalışıyoruz, emek veriyoruz ve ortaya bir eser çıkarttık. O yüzden bu festival dahilindeki iki gösteriyle sınırlı kalsın istemiyoruz tabi ki. Turnelere, festivallere çıkarmak ve mümkün olduğunca fazla gösteri yapmak istiyoruz elbette.
E:Y: Gösterinizin adı ‘Symbiosis’. Ne demek bu? Ne anlatıyorsunuz gösteride?
Z.T: Biyolojik bir terim symbiosis. İki farklı anlam taşıyor. Biri, iki farklı organizmanın birbirlerine faydaları olmaları şartı ile bir arada bulunmaları. Diğeri ise farklı organizmaların bir arada yaşamaları. Yani birbirlerine faydaları olmaları gerekmiyor. Ben kareografiyi hazırlamış, ne yapacağımı oluşturmuştum. Sadece ismini koymamıştım. Bu kelimeyi bulduğum zaman o kadar hoşuma gitti ki. Tam da yapmak istediğim şey buydu. Farklı düşüncelerin, farklı kültürlerin, dillerin, dinlerin bir arada yaşayabileceğini anlatan bir dans hazırlamıştım. Bütün dans aslında birbirini dinlememe, anlamama ve tartışmadan uzlaşmaya dönüşme üzerine kurulu. Türkiye’de de barış süreciyle birlikte insanlar birbirine daha çok yer vermeye, dinlemeye, değişik dillerin, değişik dinlerin daha çok farkına varmaya başladılar. Biraz da bu kadar zamandır devam eden parazite karşı çıkıp farklılıkların faydasına sahip çıktık..
Dünyada, Türkiye’de olup bitenler beni çok ilgilendiriyor. İnsan ilişkileri, insan halleri, insanın kendisi ile ilgili her durum beni çok ilgilendiriyor. Ve bunları dansıma yansıtıyorum.