Yasak aşk neden seviliyor?

Cumartesi, 3 Mayıs 2014 11:56

Yasak, ekranda Aşk-ı Memnu efsanesinin bittiğinin kanıtı mı? Yani ekranda yasak aşk hikayelerinin eski cazibesini kaybettiğinden bahsedebilir miyiz? Bence hayır ancak öncesinde aldatma hikayelerinde tüm taşları yerinden oynatan Aşk-ı Memnu’ya daha yakından bakmamız gerektiğini düşünüyorum. Daha önce neler izlemiştik? 90′larda İlişkiler, Kara Melek, Böyle mi Olacaktı ardından Aliye, Ezel, Yaprak Dökümü ve sonrasında tüm aldatma hikayelerine bakışı değiştiren Aşk-ı Memnu…

“İzleyici bastırılmış aldatma hevesini ekrandaki karakterle dindiriyor” klişe açıklamasının yanında, yıllardır gizil mesajlarla kışkırtılan cinselliğin ekranda görünür olmasının ve aldatmanın yaygınlığının da etkisinden bahsetmek gerektiğini düşünüyorum. Bana kalırsa sahnelerde cinselliğin alışıldık doğurganlık gereğiyle değil de hazla ilişkilendirilmesi de özellikle Aşk-ı Memnu’nun başarısında öne çıkıyor. Halihazırda Aşk-ı Memnu diğer aldatma hikayelerinde hatta kendi romanında bile bu denli görülmeyen bir bakışla “aşkı” vurguladı. Sloganı da bunu ispatlarcasına ‘aşkı arayan bir aşk hikayesi’ ile hafızalarda yer etti.

Aşk-ı Memnu Neden Fenomen Oldu?

Aşk-ı Memnu’yu diğer aldatma hikayelerinden ayıran en önemli fark hikayeyi aldatma değil arayış üzerine kurmasıydı. Roman uyarlaması olan dizinin özgün hikayesinde sosyete yaşamının dönem şartları içinde anlatımını ve genç bir kadının yaşam standartlarını korumanın yanında annesi gibi olma korkusuyla tutunduğu bir evlilik sonrası yaşadıklarını görüyorduk. Behlül ile olan aşkı Bihter’in acele evlilik kararlarının sonuçlarından biriydi ve romanda odak yaşam şekli üzerine kurulurken dizide aşka çevrilmişti. Aşk-ı Memnu dizi olarak izleyiciye romandaki gibi bir yaşam tarzı, tüketim kültürü (ancak günümüz versiyonuyla) ve odakta aşkı gösteriyordu.

İzleyici olmak istediği Bihter’in çizmelerini, parfümünü, saç şeklini bu yüzden hemen “moda” olarak algılayarak kullanıma başladı. Bihter yalnızca bir aşkın değil bir yaşam tarzının özenilen aktörüydü. Ekonomik dengelerin ana eklemi oluşturduğu Adnan Bey – Bihter ilişkisinde kadının aile hayatındaki yerinin tüketim odaklı olması da dikkat çekiciydi. Kadının erkek himayesinde var olabildiğinin bir kez daha gösterildiği dizide cinsellik de gündem yaratmış ve izlenilirlik artışının yanında konuşulmasıyla da fark yaratmıştı. Akademisyen Ayşe Öncü’nün deyimiyle dizide cinsellik aile yaşamının zincirlerinden sıyrılmış, ticari tüketim için halka açık bir gösteri haline dönmüştü. Doğurganlık değil haz gereğiyle ekrandaydı… Ayrıca aldatmanın aşkla meşru bir temele dayandırılması da “herkesin başına gelebilecek” olan aşkın izleyicide yarattığı hayranlığı artırarak olası tepkileri azaltmıştı. Akılcı bir neden sonuç ilişkisi üzerine kurulan hikayede başından sonuna kadar Bihter’in aşkını hayranlıkla izlesek de içten içe bir muhakemeyle anne olmaması (hatırlarsınız kürtaj olmuştu) ve intiharıyla genel ahlak bakışıyla cezalandırılmasına tanık olduk. Yani sonuçta tabuya karşı üretilen her sahneyle o tabunun yeniden üretilmesine tanık ve destek olarak Aşk-ı Memnu efsanesini yarattık.

Yasak Dizisinde Eksik Olan Ne?

Madem yasak aşk hikayeleri tutuyor, yasak aşk böyle bir cazibe merkezi neden Atv’de yayınlanan Deniz Çakır, Fikret Kuşkan ve Burak Yamantürk’ün başrollerinde olduğu Yasak beklenen ilgiyi görmedi derseniz… Öncelikle hikayenin aslını bilenler ilerleyen bölümlerde konunun Aşk-ı Memnu anlatısından epey uzaklaşacağını, başka kollara ayrılarak izleyiciye farklı bir hikaye sunacağını biliyor, ben şimdiden sürprizi bozmamak için sussam da en azından pek çok yönden Aşk-ı Memnu kıyasının doğru olmadığını vurgulayabilirim.

Bahsettiğim üzere Aşk-ı Memnu bir yaşam tarzının yansımasını anlatıyordu, Yasak’ta böyle bir taban yok zira iş dönem dizisi… Ayrıca Calibe’nin Nejat’a olan aşkı ve evliliği beklenen neden sonuç ilişkisiyle izleyiciyi ikna edemiyor. Bihter aşkı ararken karşısına Behlül çıkarken, Calibe aşkını kendi isteğiyle kaybetmeyi göze alarak başka biriyle evleniyor. Aşk-ı Memnu’da cinsellikle pekiştirilen aşk ve tutku, Yasak’ta yok öyle ki birbirini yıllarca dokunmadan seven bir aşkı inandırıcı bulmamız bekleniyor. Olabilir mi, izleyici buna inanır mı? 90′lı yıllarda olsaydı evet ama 2014′te sevdiği adama yıllarca dokunmayıp düğün gecesi kocasını bırakıp, dudaklarını sevgilisinin dudaklarıyla buluşturan kadın izleyiciye inandırıcı gelmiyor.

Fatma Aliye’nin Muhadarat adlı kitabından uyarlanan Yasak, esas hikayesini henüz açmadığı için Aşk-ı Memnu ile kıyaslanırken saydığım sebeplerden ötürü Aşk-ı Memnu’nun ağırlığının altında şiddetle eziliyor. Elbette kanal farkı, gün ve casting problemleri ve “dönem işi değil günümüze uyarlansaydı ne olurdu” soruları da aklımızın bir kenarında duruyor. Yasak’ın göreceli başarısızlığı aşk-ı memnu yani yasak aşk efsanesinin bittiğinin değil Aşk-ı Memnu dizisiyle beraber yasak aşk anlatılarında başka temeller de aradığının katını olarak ekranda. Özetle yasaklar çekicidir, aşkta da öyle ancak onlarca alternatif arasında izleyiciyi hikayeye inandırmak ve ikna etmek için çekicilikten de fazlasına ihtiyaç var.

Gizem Kaboğlu (@gizemkaboglu)

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN