“Yargı bağımsızlığı konusunda yeni başlıklar açılmalı”

Pazartesi, 27 Ocak 2014 17:33

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Fransız mevkidaşı François Hollande ile Ankara’da ortak basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısından satır başları şöyle:

Abdullah Gül:

- Doğu Akdeniz’in güvenliği, istikrarı iki ülkeyi de yakından ilgilendirmektedir. Bizler NATO içinde müttefikiz. AB müzakereleri yapan iki ülkeyiz. Ticaretimiz 15 milyon dolar civarında gerçekleşti. Bugün Sayın Cumhurbaşkanı ile koyduğumuz hedef 20 milyar Euro. Bunun gerçekleşeceğine inanıyoruz. Çünkü Fransız dış ticareti dünyanın en önce gelen ekonomilerinden biridir. Türk ekonomisi de son birkaç yıldır içeriden ve dışarıdan gelecek her türlü şoka hazır olduğunu göstermişti. Her iki ülkenin ticaret hacminin bu ortak hedefe ulaştıracağına inanıyoruz.

- Türkiye’de 7 milyar dolar civarında Fransız yatırımı mevcuttur. Fransa’daki Türk yatırımları da 1,5 milyar dolar civarındadır. Biraz önce imzalanan anlaşmalar, ilişkilerimizin ne kadar gelişmiş olduğunu göstermektedir. Özellikle nükleer enerji alanında işbirliği yapmamız çok sevindirici bir haber. Türkiye enerji konusunda maalesef dışla bağımlı bir ülkedir maalesef enerji konusunda alternatiflerimizi çoğaltmalıyız, bunlardan birinin de nükleer olduğunu biliyoruz.

- Görüşmelerin en önemli maddesi AB müzakereleridir. Bu konuda Sayın Hollande’ın son birkaç yıldır olumlu tavrını memnuniyetle karşılıyoruz. Ancak müzakere süreci tam üyelik anlamına gelmemektedir. Müzakere süreci bir adaptasyon sürecidir. Bu süreçte siyasi bir ipoteğin olmamasını arzu ediyoruz. Bu sürecin sonunda Türk halkının da tercihleri olabilir, Fransız halkının da tercihlerini saygıyla karşılarız. Bu konuda Fransa’nın bu konuya müzahir olmasını ve siyasi bir engelin ortaya çıkmamasını arzu ediyoruz.

- Görüşmelerimiz son derece olumlu geçti. Türkiye ve Fransa ilişkilerini çok ileri düzeylere çıkartma konusunda iradelerini bir kez daha ortaya koymuştur.

İstanbul’da Türk iş dünyasının ne kadar büyük potansiyel ihtiva ettiğini bir kez daha göreceksiniz. Bunun ilişkilerimizde yeni bir ivme oluşturduğundan kimsenin şüphesi olmamalı.

Hollande:

- Chicago’daki NATO zirvesinde ilk kez tanışmış ve görüşmüştük. Beni davet etmiştiniz orada. Aradan birkaç ay geçti ve buradayım. Bu çok önemli bir ziyaret. Siz tarihi dediniz, yıllarla sayarsak evet tarihi. Türkiye’ye devlet ziyareti kapsamında gelen son Cumhurbaşkanı François Mitterrand burada birkaç gün geçirmişti.

Türkiye-Fransa ilişkileri 16’ncı yüzyılın ortalarında başladı. Biz de bugün kendi tarihimiz düzeyinde bir ziyaret gerçekleştiriyoruz. Bu, aynı zamanda geleceğe de dönük bir ziyaret. Türkiye çok önemli potansiyele sahip, siyasi rolü olan, çok önemli ekonomik gelişme sağlamış bir ülke.
-

Bir stratejik işbirliği anlaşması imzalandı. İki ülkenin bakanları düzenli olarak görüşmeler gerçekleştirecek. NATO müttefiki olan ülkeleriz. Birçok konuda ortak görüşü olan ülkeleriz.

SURİYE KRİZİ

- Suriye konusunda bugün korkunç sonuçlar görüşüyoruz. Silah kullanımı, göçmenler… 700 bin göçmen Türkiye’de ağırlanıyor. Bu anlamda Türkiye’yi sitayişle anıyorum. Bu konuda bir insanlık dramı yaşanmaması için milyarlarca dolar para harcanıyor.
- Şu anda Cenevre-2 toplantıları devam ediyor. Bu toplantıların sadece güzel sözler söylenerek tamamlanmamasını istiyoruz. Cenevre-2’nin amacı siyasi geçiş sürecinin sağlanabilmesidir.

- Ekonomik anlaşmalar sadece ticaretle sınır değil. Türkiye kalkınmakta olan bir ülke olmanın ötesinde, bugün dünyanın 17’nci en büyük ekonomik gücüdür. Türkiye’nin çok büyük bir hedefi de var. İlk 10 ülke arasında yer almak istiyor. Savunma alanında, kültürel alanda, bilimsel alanda da ortak çalışmalar yapılabilir. General De Gaulle 1968’de Galatasaray Lisesi’ne geldiğinde, “İşbirliği iyidir. Toplumlarımızı birbirine yaklaştırır ama en çok bilim alanında ortak çaba göstermek gerekiyor” demişti. İşte ortaklıklarımız teknolojik ortaklıklar olmalı ve biz bugün bunu başlatmak istedik.

- Bugün Suriye’de yaşanan savaş, cihatçı aşırı uçtaki hareketlerin oluşmasıyla sonuçlandı. Gençler, bunun için geliyor. 15-16 yaşında çocukların savaşa gittiğini görüyoruz. Bu konuda da görüşlerimizi bildirdik.

- Müzakereler, 2004 yılında Jacques Chirac döneminde başladı. Bu müzakereler şeffaflık ve iyi niyet, saygı çerçevesinde devam etmelidir. Müzakereler tam üyelik demek değildir, bu işin sonunda görülecektir. Fransa açısında tam üyelik, sürecin sonuna gelindiğinde referandumla karar verilecektir. Bu kuralı biz koymadık. Ancak bu müzakereler devam etmelidir.

HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ VE YARGI BAĞIMSIZLIĞINA VURGU

- Yeni bir fasıl açıldı. 35 fasıl var. Özellikle hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı konusunda yeni başlıklar açılmalı, ilerleme kaydedilmeli. Bu Türkiye’nin de yararına olacaktır.

- Türkiye ile Avrupa arasında bir geri kabul anlaşması imzalandı. AB’ye yönelik bir yasadışı göç var ve bunun bir bölümü TR’den geçiyor. Bu konuda bir denetim gerekliydi ve TR bu konuda çok önemli bir adım attı. Türk yetkililere bu konuda teşekkür etmek istiyorum.

- Bir de Gümrük Birliği konusu var. Bu konudaki anlaşma 1996 yılında imzalandı. Ticareti çok artırdı. Bu konuda yapılması gereken şeyler var. Sayın Cumhurbaşkanı’nın “Avrupa’nın ABD ile olan ticari görüşmelerine katılmak isteriz” sözünü bir kenara kaydettim.

- Her konuda görüşmelerimizi uzun vadeli öngörmemiz gerekiyor. Bu, iki ülke arasındaki tarihi bir yaklaşma.

SORU-CEVAP BÖLÜMÜ

Soru: İki sorum var. Önce Sayın Gül’e. Türkiye’nin AB konusundaki açıklamalarını duyduk. Hangi tarihte üye olmak istersiniz? İkinci sorum Sayın Hollande’a. 2004’te Türkiye’nin AB üyeliğine olumlu baktığınızı söylemiştiniz, hâlâ aynı fikirde misiniz? Türkiye ile ilgili dört konudaki blokajın kalkmasını istiyor musunuz?

Gül: AB bizim için stratejik bir hedeftir. Ama AB ile müzakereleri başarıyla bitirseniz bile tam üyelik garanti değil. O zaman Fransız halkı ne diyecek bilemem hatta Türk halkı ne diyecek bilemem, belki biz Norveç gibi olmak istiyoruz diyebilir. Dolayısıyla bu konuda acelemiz yok. Ancak önümüze siyasi engellerin çıkarılmaması önemli, çünkü bu teknik bir süreç. Bu teknik süreç de AB müktesebatının Türkiye olarak üstlenilmesidir. Umudum, herkesin verdiği söze sadık kalmasıdır. Ahde vefa da AB’nin niteliklerinden biridir. O dönemde herkes uygun gördüğü için Türkiye ile üyelik müzakereleri sürecine başlandı. Dolayısıyla bizim beklediğimiz bu konuda ahde vefa sergilenmesi. Günü geldiğinde Fransız halkı ne der, Avusturya halkı ne der ona bakarız.
Türkiye’de güçlü bir hükümet, güçlü bir parlamento çoğunluğu vardır. Türkiye açık toplum standartlarını belli noktaya getirmiş bir ülkedir. Ancak Türkiye’nin siyasi istikrarında veya Türk ekonomisinin güvenirliğinde bunların hiçbir olumsuz etkisi yoktur.

Hollande: 2004 yılında Chirac’ın kararını onayladığımı hatırlattınız. Ben bu çizgimi değiştirmedim. Başlatılan bir süreç var, şu ana kadar 35 fasıldan sadece 14’ü görüşülebildi. Demek ki bu süreç devam etmelidir. Zaman zaman zor konular da gündeme gelecektir. Nasıl bitecek bu süreç? Günün birinde tüm fasıllar tamamlanınca ilgili halkların kararına göre bir hipotez olarak üyelik düşünülebilir. Her hâlükârda bu Fransız halkının kararına kalmıştır. Dolayısıyla gereksiz yere bir takım korkuları ortaya çıkarmanın anlamı yoktur. Tarih konusu hiçbir zaman geçmemiştir. Daha önceki cumhurbaşkanlığı döneminde bloke edilmiş başlıklar vardı. Zannediyorum açılabilecek fasıllar konusunda Türkiye’yi ilgilendiren konular var; örneğin erklerin ayrımı, hukuk sistemi… Türkiye bu süreç sonunda neleri başarabileceğini ispatlayacaktır.