“Yanlış hesap UEFA’dan döner”

Pazar, 30 Haziran 2013 12:16

The Dirty Game

Sizleri 1922 yılına götüreceğim. Büyük Taarruz’dan önce TBMM’de genel bir kanı var. İzmir’i  veya İstanbul’u kurtarmakla uğraşmayalım, bir an önce Müttefiklerle anlaşma yapalım.

İşin özeti, günü kurtaralım. Çünkü biz bu gücümüzle Yunanlıları yensek bile İngilizleri yenemeyiz. Biraz daha acı çekmeyelim, radikal işler yapmayalım ve en kolayına yani barışa tenezzül edelim.

Eğer o günkü irade gerçek hayatta tecelli etseydi, bugün bambaşka bir İzmir’de vapura, çok farklı bir İstanbul’da metrobüse binebilirdik. Şike soruşturması sürecinde futbolu yöneten her iki TFF yönetiminin ve güzide kulüplerimizin yönetim kafaları da buna benziyor.

O günlerde günü kurtarmak için kendi içlerinde radikal kararlar alamadılar, iddialara göre savunmak yerine taraftarların duygularına göre savunma yaptılar, kendi kendilerine ceza veremediler, TFF devletlüleri şeriatın öngördüğü parmağı kesmek yerine kangren parmağa merhem sürmeye devam ettiler.

Biz işi kendi içimizde halledemeyince, kendi cezalarımızı kendimiz vermeyince bir anda bambaşka bir haftaya gözümüzü açtık. Çünkü UEFA’nın da bizim kadar hoşgörülü ve içten pazarlıklı olduğunu düşündük.

Siz geçtiğimiz sezonki Avrupa kupası yarışını düşününce, önümüzdeki iki ya da üç sezonun Avrupa kupası hakkını çöpe attınız.

Siz, kulübünün adı şike soruşturmasında geçen kulüp başkanını Türk futbolunun başına geçirince istediğiniz kadar savunma yapsanız da herhangi bir şeyi kurtaramıyorsunuz. Üstelik en çok ihtiyacınız olan sene Avrupa kupalarına adım atamıyorsunuz.

Türk futboluyla bunları karşı karşıya bırakanları, organizmanın içinden atmadığınız sürece daha çok rezillikle karşılaşacağız. Üstelik Steaua Bükreş değil Lihtenştayn takımı Vaduz’un bile UEFA nazarında bizden daha itibarlı olduğunu göreceğiz.

Geçtiğimiz sezonun başında UEFA’nın Fenerbahçe için uygunluk raporu vermesinden sonra mikrofonlara konuşan koca koca spor yorumcularının “işte bu iş bitti, Fenerbahçe’nin suçsuzluğu kanıtlandı” yorumlarını da kendilerine iade etmemiz gerekiyor.

2 Temmuz 2012’de açıklanan şike cezalarını değil de sanıkların tahliye olmasına odaklanmış bir ülke olarak kulağımızın üstüne yatmamıza bu kadar şaşırmamak gerekiyor.

Fakat insan doğası, işin içinde biraz da doğruları görmek istiyor. Pardon, Türk futboluyla ilgili konuşuyorduk değil mi?

Evet efendiler, artık pembe rüyalar bitti. Yumurta kapıya dayandı. Kendinizi gerçek anlamda savunmaya hazır mısınız?

Ayrı kutu:

UEFA Disiplin Soruşturmasıyla İlgili Anektodlar

* Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi ön elemesine alınmasıyla birlikte herkes bu soruşturmanın da bittiğini düşünüyordu. Biten sadece iddianamenin ve Etik Kurulu raporlarının çevirileriymiş.

* Kulüp yöneticilerimiz, yine kendilerini savunmak yerine iddia ve yargı makamlarına efelenmeyi tercih ettiler.

* Kendimizi savunmak yerine mahkeme usullerini ve disiplin müfettişinin meslekteki geçmişini kurcaladık. UEFA da kendisini bu kadar kurcalayan kişilere acımadı.

* Türkiye’de gerçek anlamda bir spor hukukçusunun olmadığını bir kez daha anladık. Ne olayı anlatabildiler ne de gelecek cezaları tahmin edebildiler.

* UEFA’daki yargılamayla Aziz Yıldırım hakkındaki Türk yargılamasının aynı günlere denk gelmesi manidar oldu.

* Cezaların açıklanmasının ardından ilk defa Fenerbahçe taraftarı Aziz Yıldırım’ı istifaya davet etti. Çünkü 3 Temmuz’dan bu yana Aykut Kocaman ısrarı hariç Yıldırım hiç istifaya davet edilmemişti.

* Nasıl ki Türkiye Futbol Federasyonu, Trabzonsporluların kendisiyle ilgili yürüyüşlerini pek takmıyorsa UEFA da Fenerbahçeli ve Beşiktaşlı taraftarların yaptığı eylemleri pek takmadığını gösterdi.

* Türk takımlarının UEFA’da yargılandığı ve Şenes Erzik’in olaya direk dahil olmadığı bir olayla ilk defa karşılaştık.

* Şike soruşturmasında adı geçen kulüplerimizin profesyonel hukukçularını baştan aşağıya değiştirmesi gerektiğini bir kez daha tecrübe ettik. Çünkü başarısızlıkta tulum çıkartıyorlar.

* Spor (futbol dememiz daha doğru olur aslında) kanallarımızın bu işten hiç mi hiç anlamadığını tekrar gördük. Çapul TV bile bu süreçte daha iyi iş görebilirdi.

Erdi Aydemir

Dipnot Tablet’in yeni sayısını indirmek için hemen tıklayınız…