Yakın gelecekten haberler… Barbaros Altuğ edebiyatta öne çıkacak 5 kitabı yazdı

Pazartesi, 20 Mayıs 2013 10:50

[wzslider autoplay="true" transition="'slide'"]

Frankfurt ve Londra kitap fuarlarının önüne geçebilmek ve dünyanın hala en önemli kitap pazarı olan ABD’nin fuar rekabetinde de bir numara olmasını sağlamak için atılımlar yapan BookExpo haftaya açılıyor. Fuar çekişmesinde sivrilmeye çalışan BookExpo bu yenilenme hamlesini kendisine bir şehir belirleyerek başlattı; daha önceleri Washington’dan Los Angeles’e farklı şehirlerde yapılırken 2009 yılında artık tek bir şehirde, yayıncılığın merkezi olan New York’ta yapılması kararlaştırıldı. Böylece fuarın en azından 2016 yılına kadar düzenleneceği New York’un uluslararası etki gücünden yararlanması hedeflendi.

Yazarlar, yayıncılar, promosyonlar…

Haftaya kapılarını açacak olan BookExpo yapısı itibarı ile profesyonel ve okura yönelik fuarların bir karması. Frankfurt gibi telif ajanslarının çalıştığı bir fuar olmasının yanında Istanbul’daki kitap fuarı ile benzeşen ve okurlara yönelik olarak yapılan imza günleri, söyleşiler de var.

Ama BookExpo’nun en önemli yanı 2013’ün sonbaharı ile başlayan yeni yayın döneminde Amerikalı yayıncıların yayınlayacağı büyük kitapların fuarda tanıtımı. Bu sadece ABD’yi değil tüm dünya yayıncılığını ilgilendiren büyük bir olay; çünkü hala dünyada en çok satan çeviri kitaplar ABD’den yayılıyor ve giderek küçülen yayıncılık piyasasında en iyi kitabı kapıp kendi ülkesinde yayınlamak artık hayati bir öncelik. Üstelik burada sivrilen kitaplar ve yazarları uluslararası ödüllerde de bir adım öne çıkarak promosyonu kolaylaştırıyorlar yayıncılar adına.

Öne çıkanlardan top 5

Bu yılki fuarda tanıtımı yapılacak olan en iddialı kitaplardan birincisi bütün dünyada satış rekorları kıran ve Julia Roberts’lı filminden sonra satışları milyonları geçen Eat, Pray, Love (Ye, İç, Dua Et) kitabının yazarı Elizabeth Gilbert’tan geliyor. Ekim ayında Viking’in yayınlayacağı The Signature of All Things tarihi bir roman; 18. yüzyılın sonlarında fakir bir aileden geldiği halde kinin ticareti ile ABD’nin en zenginlerinden biri haline gelen Henry Whittaker ve ailesine yoğunlaşıyor. Henry’nin mirasının varisi olan kızı Alma’nın ünlü bir botanikçi olması ve orkide desenleri yapan mistik bir adama aşık olması ile hayatının değişmesi romanın ana damarı. Aşk, ruhsal değişimler, sonsuz sevgi gibi Gilbert’in imzasına yakışan temalar etrafında dönen hikaye Peru’nun gizemli kentlerinden Londra’ya, Amsterdam’dan Tahiti’ye uzanan çoğu egzotik mekanlarıyla da hem çok satacak hem de hemen filmi yapılacak bir malzeme sunuyor…

Sadece yayıncıların değil filmcilerin de ilgisini şimdiden çeken bir başka kitap da actor James Franco’dan geliyor yine Ekim ayında. Büyük kısmı otobiyografik öğeler taşıyan ve adıyla Anonim Alkolikler grubuna gönderme yapan Actors Anonymous (Anonim Aktörler) sadece sistemle değil kendi ile de dalga geçen, senaryo parçalarından tanıklıklara, mektuplardan günlüklere yazılı formların hemen her birinden parçalarla oluşturulmuş yenilikçi bir roman.

Merakla beklenen bir roman da Amy Tan’ın Şangay’da geçen The Valley of Amazement’ı. 32 milyon dolar gişe gelirine ulaşan film uyarlaması ile yazarını dünya çapında üne oluşturan The Joy Luck Club gibi yine Çinli kadınların dünyasına eğiliyor Amy Tan. 1900lerin başında Şangay’da yaşayan iki kadının hayatlarının kesişmesi ve kimlik arayışlarının onları yönlendirdiği uzak dağ köylerine yolculukları sadece dilsel değil ama görsel vaatler de içeriyor…

Eylül ayında hem ABD’de hem de İngiltere’de aynı anda çıkacak olan Lowland ise şimdiden büyük edebiyat ödüllerinin listelerine aday. 2006 yılında yayınladığı Namesake’den bu yana bu roman üzerine çalışan Jhumpa Lahiri’nin kitabı Kalküta’lı iki kardeşin hayatını anlatıyor. Karizmatik ağabeyinin komünist isyancılara katılması ile sadece kendisinin değil ama kuşaklar boyu tüm ailesinin hayatını değiştirmesini konu alan büyük bir epik iddiasındaki Lowland İngiltere’de Hasan Ali Toptaş’ın kitaplarını da yayımlamaya başlayacak olan Bloomsbury’den çıkıyor.

İlk romanı Lost City Radio ile büyük yankı uyandıran ve Pen US’den Berlin Uluslararası Edebiyat Ödülü’ne dünyanın her yerinden büyük ödüller kazanan Peru asıllı genç yazar (ve bizim gururlarımızdan Mehmet Murat Somer’in arkadaşı) Daniel Alarcon’un ikinci romanı At Night We Walk in Circles bize çok yakın bir konuyu işliyor. Baskı altında yaşayan Güney Amerika ülkelerinden biri yavaş yavaş iç savaşa sürüklenirken o zamanlar sekiz yaşında olan kahramanın radyoda duyduğu bir haberi hiç unutmaması ana hikaye. İktidarı eleştiren bir oyun yazdığı için hapse atılan yazarın haberidir bu. Yıllar sonra ünlü olma yolunda bir aktör olan romanın kahramanı aynı tiyatro grubunda, yazarın o zamanlar yasaklanan oyununda bir rol alır ve bu oyunun turnesi sırasında sadece ülkesinin geçmişi ile değil bugün dahi saklanan sırları ile yüzleşmeye başlar…

Barbaros Altuğ