Woody Allen’in evlatlık kızının New York Times gazetesine yazdığı açık mektubun tam metni: (Türkçe)

Pazar, 2 Şubat 2014 21:49

Woody Allen’in Mia Farrow ile birlikte evlat edindikleri kızları Dylan Farrow ünlü yönetmenin 7 yaşındayken kendisine cinsel istismarda bulunduğu suçlamasını yeniden gündeme getirdi.

Woody Allen’in evlatlık kızının New York Times gazetesine yazdığı açık mektup:

“En sevdiğiniz Woody Allen filmi hangisi? Buna cevap vermeden önce şunu bilmelisiniz: ben 7 yaşındayken Woody Allen beni elimden tuttu ve evin ikinci katında tavan arasında loş, yüklük gibi bir yere götürdü. Bana yüzüstü yatıp erkek kardeşimin oyuncak tren seti ile oynamamı söyledi. Ve sonra bana cinsel tacizde bulundu. Bunu yaprken benimle konuşuyordu, bana iyi bir kız olduğumu fısıldadı, bunun bizim küçük sırrımız olduğunu söyledi, Paris’e gideceğimize söz verdi ve beni filmlerinden birinde yıldız yapacağını söyledi. Oyuncağa bakıp durduğumu, trenin yüklüğün içinde daireler çizdiğini hatırlıyorum. Bugün hala oyuncak trenlere bakmak bana zor geliyor.

Kendimi bildim bileli babam bana hoşuma gitmeyen şeyler yapardı. Sık sık annemden, kardeşlerimden ve arkadaşlarımdan ayırıp benimle yalnız kalmasını sevmezdim. Başparmağını ağızma sokmasından hoşlanmazdım. Onunla yatağa girmek zorunda olmaktan ve onun yatak örtülerinin altında iç çamaşırı ile olmasından hoşlanmazdım. Başını çıplak dizlerime koyup nefes alıp vermesinden hoşlanmazdım. Bu karşılaşmalardan kaçmak için yatakların altına saklanır ya da kendimi banyoya kilitlerdim, ama beni hep bulurdu. Bu yaptıkları o kadar sık, o kadar rutindi ve beni koruyacak olan annemden o kadar becerikli bir şekilde saklanırdı ki, ben bunların normal olduğunu sanırdım. Kızlarına düşkün babalar böyle yapar sanırdım. Ama bana tavan arasında yaptığı farklıydı. O sırrı daha fazla saklayamadım.

Anneme babasının da ona Woody Allen’in bana yaptıklarını yapıp yapmadığını sorduğumda cevabı gerçekten bilmiyordum. Bunun kopartacağı fırtınadan da habersizdim. Babamın kardeşimle olan cinsel birlikteliğini, bana yaptığı istismarı kapatmakta kullanacağını bilmiyordum. Annemi bu istismarı kafama sokmakla suçlayacağını ve beni müdafaa ettiği için onu yalancılıkla suçlayacağını bilmiyordum. Asla anlayamayacağım hukuksal bir savaşın parçası olarak yalan söylediğimi acaba itiraf eder miyim diye hikayemi defalarca doktor doktor anlatmak durumunda kalacağımı bilmiyordum. Bir noktada annem benimle oturup eğer yalan söylediğiysem bunun yüzünden başımın belaya girmeyeceğini – yani sözümü geri alabileceğimi söylemişti. Alamazdım. Hepsi doğruydu. Ama güçlülere karşı yapılan cinsel istismar iddiaları daha kolay durdurulabiliyor. Güvenilirliğime saldırmaya hazır uzmanlar vardı. İstismar edilmiş bir çocuğu manipüle etmeye hazır doktorlar vardı.

Velayet duruşmasından sonra babamın bizi ziyaret etmesi engellenince, Connecticut Eyaleti tarafından muhtemel sebepler bulunmasına rağmen, annem -savcının sözleri ile “çocuk madur”un hassasiyeti gerekçe gösterilerek, iddianameyi sürdürmeyi reddeti.

Woody Allen hiçbir suçtan hüküm giymedi. Yaptığının yanına kalması büyürken beni rahatsız etti. Onun diğer küçük kızların yanına yaklaşabilmesinden dolayı kendimi suçlu hissettim. Erkeklerin bana dokunmasından korkar oldum. Yeme bozukluğu yaşadım. Kendimi keserek zarar vermeye başadım. Bu ızdırabı Hollywood daha da kötüleştirdi. Çok değerli bir kaçı dışında (benim kahramanlarım) hepsi görmezden geldiler. Çoğu “ne olduğunu kim bilebilir?” diyerek belirsizliği kabul etmeyi ve hiç bir sorun yokmuş gibi davranmayı daha kolay buldu. Oyuncular onu ödül törenlerinde övdüler. Kanallar onu televizyona çıkardı. Eleştirmenler dergilere çıkardı. Her seferinde ben istismarcımın yüzünü gördüm- bir posterde, bir t-shirt’te, televizyonda- paniğimi sadece yalnız olabileceğim bir yer bulup orada altüst olarak gizleyebildim.

Geçen hafta Woody Allen son Oscar’ına aday gösterildi. Ama bu defa altüst olup yıkılmayı reddediyorum. Bunca zaman Woody Allen’in kabul görmüşlüğü beni susturdu. Sanki azarlayan bir ders gibi geldi, ödüller ve övgüler bana sanki çenemi kapatıp gitmemi söylüyordu. Ama istismarın ardından ayakta kalan insanlar bana ulaştılar, bana destek oldular, kendilerinin nasıl açıklamaktan korktuklarını, yalancı olarak suçlanmaktan korktuklarını, hatırladıkları anıların aslında onlara ait olmadığını duymaktan korktuklarını anlattılar- bunlar bana sessiz olmamam için güç verdi, böylece başkaları da sessiz kalmak zorunda olmadıklarını bileceklerdi.

Bugün kendimi şanslı görutorum. Mutlu bir evliliğim var. Harika kardeşlerimin bana olan desteği var. İçindeki cesaret kaynağını keşfetmiş ve böylece evimize kaos getiren saldırgandan bizi kurtarmış bir annem var.

Fakat başkaları hala korkuyor, yaralı ve savunmasızlar, gerçeği söyleme cesareti için mücadele ediyorlar. Hollywood’un onlara verdiği mesaj çok önemli.
Ya bu senin çocuğun olsaydı Cate Blanchett? Louis CK? Alec Baldwin? Emma Stone, ya bu sen olsaydın? Ya da sen Scarlett Johansson? Sen beni küçük bir kızken tanırdın Diane Keaton. Beni unuttun mu?

Bugün Woody Allen toplumun cinsel istismar ve saldırı kurbanlarını nasıl yarı yolda bıraktığının canlı ifadesidir.

7 yaşındaki kızınızın Woody Allen tarafından bir tavan arasına götürüldüğünü hayal edin. Hayatı boyunca ismini her duyduğunda midesinin bulandığını hayal edin. Ona işkence edenin taltif edildiği bir dünya hayal edin. Hayal ediyor musunuz? Şimdi söyleyin, en sevdiğiniz Woody Allen filmi hangisi? ”

Çeviri: Dipnot.tv