Vedat Türkali: Türk Edebiyatının Sol Yumruğu

Çarşamba, 7 Eylül 2016 10:56

Hazırlayan: Hazal Gaygusuz

“Henüz kendimi hiç özgür hissetmedim” diyor Vedat Türkali, vefat etmeden önceki son röportajında. Hayatı boyunca özgürlüğü, eşitliği, insan hayatının önemini, aklı, yazmayı ve yaratıcılığı savunmuş ve Türkiye şartları altında bu şekilde yaşamaya çalışmış bir aydın. O’ndan bir mücevher diye bahsedebiliriz; yüzyılda bir gelenlerden. Değeri paha biçilemeyen, etrafına aydınlık saçan bir mücevher Vedat Türkali.
Hayatı boyunca barışı savunmuş bir adam o, oğlunun adını dahi Barış koyan bir adam… Ölümüyle ilgili tek değineceğim konu, 1 Eylül Dünya Barış Gününde cenazesinin kalkmış olması. Barış için ömrünü mücadeleye adayan bir aydın için anlamlı bir tesadüf.
13 Mayıs 1919 Samsun doğumlu Vedat Türkali. Türk senarist, şair ve romancı. 1942 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olmuş ve Türk edebiyatına Bir Gün Tek Başına ve Mavi Karanlık, Güven, Tek Kişilik Ölüm, Bitti Bitti Bitmedi gibi unutulmaz eserler bırakmıştır. Bitti Bitti Bitmedi yazarın kaleme aldığı son eseridir. Bunların yanı sıra aktivist kimliğiyle bilinen Vedat Türkali, 1965 yılında Antalya Altın Portakal Film Festivalinde Karanlıkta Uyananlar’la en iyi senaryo ödülüne layık görülmüştür.
Hümanist kimliği hayatı boyunca hep önde olmuştur. Her ırktan, mezhepten, milletten olan insanların beraberce barış içinde yaşayabileceğine inanmıştır. Farklılıkları negatif yönde hiç düşünmemiş ve hatta zenginlik olarak değerlendirmiştir. İnsanların birlik ve beraberliğine gönül vermiştir. Öyle ki 1951 yılında siyasi eylemleri sebebiyle tutuklanmış, 9 yıl ceza almış fakat 7 yıl sonunda koşullu olarak serbest bırakılmıştır. Hatta bir dönem yazılarını takma adıyla yayımlamak durumunda bırakılmıştır
Doğruluğa , eşitliğe, adalete gönül vermiş bir aydın olarak ömrünün son yıllarında Hrant Dink anma törenlerine ve 1 Mayıs kutlamalarına tekerlekli sandalyesiyle katılmış, fikrin hep dinç olduğunu, mücadelenin hep devam ettiğini bizlere göstermiştir. Ayrıca Gezi Direnişi ile ilgili: “Taksim’de yaşanan Gezi Direnişi’ni ve Türkiye’nin birçok yerindeki olayları takip ettim. Sağlığım nedeniyle bu insanların aralarında olamadım. Ama onları izledikçe, geleceğimizin güvence altında olduğunu gördüm. Dünya tarihinde de ,Türkiye’de de şu çok açık olarak görülmüştür; zulmün olduğu yerde direniş de olacaktır. İmgeler çoğalsa da bellek dediğimiz şey daha da güçleniyor. Bunun sebebi hem yaratıcılık, hem de coşkudur. Son yıllarda yaşanan olaylar ve direnişler, hiç unutulmayacak ve mutlaka başarılı olacaklar.” – Bu Agos Gazetesindeki Röportajından alıntıdır-
Tek Kişilik Ölüm kitabında “En güzel dünya çocuklarla delilerin dünyası, kural kaygısından arınmadıkça ortada olanı yineler durursun” der Vedat Türkali. Her insan onu anlayamaz ve çözümleyemez evet, ama o her daim her insana açık ve dinlemeye hazırdır. İç dünyasını çözümlemek zordur. Hayatında hiç bencilliğe yer vermemiş, hep halkı, halkın özgürlüğünü düşünmüştür. Bu yönüyle Vedat Türkali anlamlı mücadelesi, ifade etmekten kaçınmadığı kendine has fikirleri ve bizlere bıraktığı birbirinden kıymetli eserleriyle en başta örnek bir insan, sonrasında da toplumun fikir ve düşünce yapısını dönüştürüp geliştirmeyi misyon edinmiş bir dava adamıdır.
Büyük düşüncelerin adamı Türkali… Yaşadığı dönemlerin siyasal etkisi de bundaki en muhim unsur. 1987 BBC Türkiye Röportajında “Bence özgürlük isteyen insan, özgürlüğü kullanma cesaretini göstermelidir her zaman. Yoksa özgürlüğe layık değil demektir.” der. Bu aslında onun 97 senelik hayat görüşünün kısa bir özetidir. Direnmek lazım insanoğlu, cesaretli olmak ve sevmek lazım herkesi. Sevgi ve barış kurtaracak bu dünyayı, Vedat Türkali’nin bize gösterdiği gibi.
Yumruğu havada ve sıcacık gülümsemesiyle olan fotoğrafı bize onu anmak ve anlamak için en büyük emaret. Barış için kalkan bir yumruk ve güvendiği yarınlar için kurduğu ilham verici cümleleri bizlere en büyük mirası… İyi ki doğdun, iyi ki var oldun Türkali. Ve iyi ki bizlere ilham verdin, güven ve sevgi verdin. Evet belki bu diyarlardan gittin, ama bize muazzam bir miras bıraktın; kelimelerin ve kelimelerinin içine gizlediğin barış, özgürlük ve eşitlik öğretilerin.. Senin şifrelerini çözedursun bundan sonraki nesil. Ders alsın cümlelerindeki hakikatten.. Saygıyla, sevgiyle..