Vatandaş seçimlerde bize ne anlatıyor?

Cuma, 5 Eylül 2014 13:19

Osmanlı İmparatorluğu enkazı üzerine inşa edilen Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan itibaren yaklaşık 27 yıl boyunca tek parti iktidarı ve ‘Milli Şef’ İsmet İnönü tarafından yönetildi. Yalnızca bir partinin hüküm sürdüğü, vatandaşın yönetimde seçeneğinin bulunmadığı ve sadece ‘Milli Şef’in liderliğinde bir Türkiye düşününce insan ister istemez ürküyor ve erken Cumhuriyet dönemini sorgulamaya başlıyor. Fakat bu yazının asıl konusu tek parti hegemonyasından sonra gerçekleşen genel seçimlerde seçmenin iktidara getirdiği parti ile memleketin ihtiyaçlarını aslında ne kadar iyi anladığını ortaya çıkarmaktır. Bu yazıyı yazmamdaki sebep özellikle geçtiğimiz senelerde ortaya çıkan ‘benim oyumla çobanın oyu bir mi?’ anlayışının ne kadar yanlış olduğunu gösterebilmektir. Evet, ‘senin oyunla çobanın oyu bir’ ve hatta daha isabetli ve rasyonel! Çünkü halk, memkeletin ihtiyaçlarını daha iyi analiz edip onu en iyi karşılıyacak kadrolara oy verme kabiliyetine sahiptir.

1946 yılında Adnan Menderes liderliğinde bir araya gelen ve ‘Yeter Söz Milletin’ sloganıyla ortaya çıkan muhalefet partisi Demokrat Parti (DP) ilk genel seçim tecrübesini de aynı yıl kazanır. Seçimde umduğunu bulamayan DP, 1950 genel seçimleri için ihtiyaçlar doğrultusunda adaylar gösterir ve halkın ihtiyaçlarına göre politikalar üretir ve bu seçimde yüksek bir oy oranıyla Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) tek parti iktidarına son verir. Seçmen, DP’yi iktidara getirerek aslında kalkınan bir ülke hayali kurmaktadır. Menderes partisinde, mühendis ağırlıklı bir milletvekili profili oluşturmuştur. Bunun nedeni, halkın altyapı, okul, hastane ve baraj gibi temel yatırımlara ihtiyaç duymasıdır.

artak-her-gun-bir-secim-anketi-yayinlaniyor-anketlerde-partilerin-siralama-durumu-degismezken-oranlar-arasinda-ucurum-varMenderes döneminde yapılan sayısız hastane, okul, yol ve baraj gibi temel yatırımlar gerçekleşmiş ve halkın bu ihtiyaçları giderilmiştir. Fakat sonrasında halkta oluşan yeni ihtiyaçları iyi analiz edemeyen DP seçimi kaybetmiş ve halkın 70’li yıllarda Bülent Ecevit önderliğinde ‘Ortanın Solu’ söyleminiyle CHP’yi veya Ecevit’i iktidara taşımıştır. Çünkü o dönemde CHP’liliktense Ecevit’cilik vardı. Ecevit’in birinci parti olmasının nedeni halkın yeni ihtiyaçlarını iyi analiz etmesi ve o doğrultuda milletvekili adayları seçmesiydi. Neydi halkın ihtiyacı duyduğu şey? Temel kalkınma sürecini bir nebze de olsa karşılanmış olan halk artık kültürel kalkınmanın ihtiyacını duymaktaydı. Bu ihtiyacı iyi analiz eden ve kendisi de bir gazeteci olan Ecevit’in milletvekili adaylarının çoğunluğu gazeteci, yazar, şair ve sanatçı idiler.

Ecevit CHP’si DP sürecinde olduğu gibi kültürel kalkınmanın tamamlandığını ve halkın yeni ihtiyaçlarının olduğunu analiz edemeyerek oy kaybı yaşamaya başladı. Ecevit, 1980 ile meydana gelen üç yıllık demokrasi arası sonrasında ülkeyi 70 Cent ile devralan Turgut Özal liderliğindeki Anavatan Partisi’ne iktidarı kaptırdı. Turgut Özal iktidara gelmesindeki önemli etkenlerden biri de devraldığı Türkiye’nin ekonomik olarak büyük sıkıntılar içerisinde olduğunu analiz ederek çözümü milletvekili profilini oluştururken ekonomist ağırlıklı vekilleri seçimde aday göstermesidir. Ülkenin ekonomik sıkıntısı vardır ve bunu gören halk sıkıntıları aşmak için gereken meclis profili ANAP’ın ekonomist ağırlıklı kadrolarında bulmuştur.

Özal sonrası Türkiye’de kısa dönemlerde bile olsa Mesut Yılmaz ve Tansu Çiler iktidarı göze çarpmaktadır. Mesut Yılmaz iktidarında AB üyelik sürecinde hızlanmaya başlayan Türkiye’nin emekli büyükelçi ağırlıklı kadrolarına halkın oy verdiğini görüyoruz. Tansu Çiller döneminde ise terörün zirve yaptığı ve bunun karşılığında da halkın güvenlik sorununu çözebilecek emekli emniyet müdürleri ve emekli generalleri meclis sıralarında görmeye başladık. Beraberinde birçok sorunu getiren bu dönemde güvenlik, ekonomik, sosyal ve benzeri sorunlar halkı bu sorunları çözebilecek dürüstlüğüne inanabileceği, değerleri olan, dini bütün, korkuları olan kadrolar arayışına geçti. Halk, bu arayışına çare olarak da halen iktidarda bulunan Ak Parti’yi iktidara taşıdı. Özellikle Ak Parti’nin ilk yıllarında ekonominin kötüye gitmesi, güvenlikçi zihniyetin yarattığı onlarca acı ve Türkiye’nin Batı ile izlenen politikalarının olumsuz seyrine çözüm olabileceğini düşünen halk Türkiye’nin yeni dönemdeki seçmen profili Ak Parti’nin Türkiye için ideal tarzda oluşturulmuş bir parti olduğu gösterdi. Ak Parti aslında seçmenin gözünde oluşturduğu din bilgini, dürüst ve adil milletvekili profiliyle duygusal bir kalkınma yaratacak güveni sağlamıştır.

Yukarıda aslında Türkiye seçmeninin her dönemde ne kadar rasyonal bir seçim yaptığını ve ülkenin ihtiyaçlarını giderecek kadrolara oy verdiğini göstermeye çalıştım. Bugünlerde Türkiye’nin ihtiyaçlarının değiştiğini hepimiz gözlemleyebiliriz. Türkiye’nin ihtiyaçları doğrultusunda önümüzdeki dönemde aday profili oluşturabilecek partinin bir sonraki seçimde en çok oyu alacağına inanıyorum. Fakat asıl olan, önümüzdeki dönemde Türkiye’nin ihtiyaçlarının ne olduğu ve bunları nasıl analiz etmeli ve okumalıyız. Merak ediyorsanız bir hafta sonra kendimce memleketin ihtiyaçlarını ve bu ihtiyaçları karşılayabilecek 2015 seçimleri için milletvekili aday profillerini açıklamaya çalışacağım.

Hazırlayan: Serdar Dinler