Vasfiye Teyzeler her yerde!

Pazar, 31 Mart 2013 09:22

yalan_dunya_vasfiye_teyze_h3394Dipnot Tablet Yazarı Oğuzcan Dilmener bu hafta sizler için Yalan Dünya dizisinin yeni karakteri Vasfiye Teyze’yi yazdı

Geçen hafta Ters Köşe’ de en sevdiğim dizilerden birinin, Kuzey ve Güney’ in partisinden bahsetmiştim. Bu hafta da çok sevdiğim başka bir diziye yeni gelmiş bir karakter olan “Vasfiye Teyze” den bahsetmek istedim. Aslında kafamda çok başka şeylerden bahsetmek vardı bu hafta, dolmuştum ve küçük çaplı bir eleştiri yağmuru yapmak niyetindeydim fakat çevremdeki insanların şu meşhur “Vasfiye Teyze” den o kadar çok bahsettiklerine şahit oldum ki, dedim ki “Tamam, bu teyze olay olmuş”. Yalan Dünya benim ve çevremdeki bir çok insanın severek izlediği bir dizi. Dizideki karakterlerin bir çoğunun tabiri caizse “cuk oturduğunu” düşünüyorum, tiplemeler çok başarılı. Hepsi aslında hayatımızda gerçekten de var olan, gün içinde sürekli rastlama ihtimalimiz olan karakterlerin biraz uç, abartılı halleri ve bence onları komik yapan da bu. Orçun’ un “ergen” genç tiplemesi, Servet Hanım’ ın kendini çamaşıra, televizyona ve yemek yapmaya vermiş “ev kadını” tiplemesi, Selahattin’ in evinde mutlu olamayan ve huzuru dışarıda, başka bir yerlerde arayan “samimi ve kalas” tiplemesi.. Son olarak da bu tiplemelere “Vasfiye Teyze”miz eklendi.. Peki kimdir bu Vasfiye Teyze? Ne yapar ne eder? Dizideki olayı nedir? Niye bu kadar sevildi?..

Dizide aynı zamanda Orçun’ un kız arkadaşı rolündeki “Eylem” i oynayan Gonca Vuslateri’ nin canlandırdığı Vasfiye Teyze, Gülistan’ ların uzaktan gelen bir akrabası.. Küçüklüğünden beri çektirmiş Gülistan’ a ve ailesine. Dizide ne zaman onun gazabına uğrasa, mutlu giden günü berbat bitiyor, gülen yüzünde gözyaşları sel oluyor. Vasfiye Teyze birkaç değişik strateji kullanıyor aslında.. Bunlardan bir tanesi “Ne çektin sen be!” diye başlamak konuşmasına. O an karşısındakinin keyfi yerindedir, böyle şeyleri konuşmak istemiyordur, hiç umrunda değil teyzemizin. Karşısındakinin unutmak istediği anılarını bir bir saymaya başlar, aslında sempati gösteriyormuş gibi devam ettirir konuşmasına fakat amacı ona acı çektirmektir. Bu amaca hizmet etmek için kullandığı başka bir taktik de cümlelerini olumlu yönde devam ettirmek. “E sen de haklısın, yemek yapmayacaksın da ne yapacaksın?” diye giriyor olaya, tam karşısındakinin yüzünde acıyla karışık da olsa bir gülümseme belirecek oluyor ki, teyzemiz lafını yapıştırıyor: Başka türlü kocanı elinde tutamazsın ki ah benim güzel kızım!” Vasfiye Teyze’ mizi izlemek keyif veriyor, karşısındakine çektirdiği acı tuhaf bir şekilde izlerken insanı güldürüyor, laflarını zekice seçip öyle sonuçlara bağlıyor ki=) Tabi bana asıl keyif verme sebebi bu değil, ben şunu seviyorum: Vasfiye Teyzeler aslında her yerde var, gün içinde bu teyzelerin değişik versyonlarıyla karşılaşıyoruz biz ve diziye baktığımda Gülistan’ ın ya da Servet Hanım’ ın yerinde olmadığım için mutlu oluyorum ben aslında, yani “OH, allahtan ben değilim o!” dedirtiyor bana..

Vasfiye Teyzeler Her Yerde!

Vasfiye Teyze’ ler gerçekten her yerde.. “Biraz” abartılı olarak bu teyzelerimizde bahsetmek istiyorum.. Değişik versyonları var bu teyzemizin, örneğin bir tanesi metro, otobüs gibi toplu taşıma araçlarında maruz kaldığımız teyzeler.. Şimdi, bu teyzelerin yaptığı şey aslında şöyle: Metrodaki tek boş yeri gördünüz, ayakta kalmamak için herkesten erken davranıp oraya oturdunuz, halbuki aslında kendi ayağınızla tuzağa yürümüş oldunuz. Yanına oturduğunuz teyzemiz uzaktan çok şirin, “tonton” bir görüntüye sahiptir, bu yüzden hafif bir sempatinizi kazanır. Sonra sizinle konuşmaya başlar yavaş yavaş.. “Yavrucuğum, söyle bakayım sen kaç yaşındasın?” Güler yüzle teyzemize cevap verirsiniz:”23 teyzeciğim”.. Teyzemiz sorularına devam eder, hangi okulda okuduğunuzdan, şu anda çalışıp çalışmadığınıza, askerliğinizi yapıp yapmadığınıza dair sorular sorarak kafasında sizin bir analizinizi çıkarır, bunun sebebi masumca bir merak değildir aslında, açığınızı bulmaya çalışır direk. “Kız arkadaşın var mı?” yavrum sorusuyla devam eder ve konuşma yavaş yavaş öyle bir hal alır ki, ayrılıp da pişman olduğunuz eski bir kız arkadaşınız, ya da yaptığınız iş seçiminin sizin için uygun olmadığı olur bir anda konunuz. He bu arada şöyle bir şey de var, konuşmayı bütün metro dinlemektedir, yani normalde o gürültü dolu, arkadaşınıza bir şey söylediğinizde kendi sesinizi zorla duyabildiğiniz o metro, Vasfiye Teyze varken fırtına öncesi sessizlik gibidir nedense.. Teyzemiz yaptığınız seçimlerin yanlış olduğunu öyle bir anlatmaya başlar ki, gerçekten de hayatınızda aldığınız bazı kararların mantıklı olduğundan şüphe etmeye başlarsınız.. Bir de teyzemiz bu tezini desteklemek için kendi tanıdığı insanlardan öyle örnekler verir ki, yani nasıl oluyorsa cuk oturur bu örnekler, direk ibretliktir yani.. Sonra ne mi olur? Metroda “Taksim bu yöndeki son istasyonumuzdur..” anonsu gelir, teyzemiz ayağa kalkar, “Yazık sana be oğlum.. Kendine dikkat et..” der, metronun kapısı açılır, teyzemiz size son bir kere gülümser ve kalabalığa karışır.. Siz ne mi yaparsınız? Herkes metroyu boşaltmaktayken siz öylece kalırsınız koltukta.. Kalkamazsınız, böyle bir anlam verememezlik olur, “Ne oldu lan şimdi?” diye sorarken bulursunuz kendini.. 15 dakika içinde kafanız darmaduman oldu, hayata bakışınız değişti ve o gün sizin için kapandı.. Vasfiye Teyze’ mizin bir başka versyonu da dizide olduğu gibi, uzaktan akraba formunda olur. Zaten şahsi görüşüm şu: Bu teyzemizin “uzaktan akraba” olmasının sebebi, ikamet ettiğimiz yerlerin kilometre bazında uzak olması değil; onun Vasfiye Teyze olması, uzaktan akrabamız olmasının sebebi. En neşeli, keyfimizin yerinde olduğu günlerimizde karşılaşınca bütün neşemizi alt üst eden, hayatımızı sorgulamamıza sebep olan insanlar bizim “yakın akraba” mız olamaz zaten, bu yüzden çok görüşmek istemiyoruz ve kaçıyoruz onlardan. Dizideki tipleme biraz abartılı olsa da, onların bu durumdan keyif aldığını çok iyi gösteriyor. Bu teyzelerimiz yaşlanmış ve maalesef bazı teyzelerimiz gibi bu durumla barışık değiller, hayatlarından ise hiç memnun değiller ve etraflarındaki insanları da kendileri gibi yapmaktan zevk alıyorlar. Peki ne yapabiliriz bu muameleye maruz kalmamak için? Valla benim bildiğim kadarıyla pek yapılabilecek bir şey yok.. İlla ki denk geleceğiz bu teyzelerimize, onları böyle kabulleneceğiz. Sordukları sorulara cevap vermemek mümkün mü? Şahsen yaşları büyük olduğu için, vicdani bir yük herhalde ki ben cevap vermek zorunda hissediyorum kendimi ama en iyisi savunmaya geçmemek diye düşünüyorum. Ne deseler “He” deyip tebessüm etmek, çünkü çırpındıkça batabiliyorsunuz.. Dikkatli olmak lazım, Vasfiye Teyzeler her yerde..

Oğuzcan Dilmener

Dipnot Tablet AppStore ve Google Play Market’te. Hem de ücretsiz…