Uluslararası bir sıcak patates: Edward Snowden

Pazar, 7 Temmuz 2013 12:40

snowdenAmerikan Ulusal Güvenlik Ajansı NSA’da çalışan ve CIA’da sözleşmeli olarak teknik asistanlık yapan Edward Snowden bir gün “her yaptığımın ve söylediğimin gözetlendiği ve kaydedildiği bir dünyada yaşamak istemiyorum” diyor ve Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı’nın gizli belgelerini Guardian gazetesine veriyor. O günden beri Snowden kaçak ve dünyanın bir numaralı gündem maddesi.

30 yaşındaki Edward Snowden Amerikan Devletine ait gizli belgeleri çalmak ve paylaşmaktan aranıyor. Bu belgeler Amerikan Devlet istihbaratının Prizma kodadlı programının nasıl çalıştığını, İnternet ve telefon üzerinden yapılan tüm iletişimin bu istihbarat programı dahilinde gözetim altında olduğunu ve özel kurumların dahi gizli mahkeme emirleri ile bu programa iştirak etmek durumunda olduğunu ortaya çıkardı. Bu belgelerin ortaya çıkardığı bir başka gerçek ise İngiliz devletinin Amerikan Devleti ile istihbarat paylaşımı yapıyor olması. İngiltere Devlet İletişim İdare Merkezi’nin ABD ile koordinasyon içinde çalışıp, bu göztelemeler ile edindiği bilgileri birbirleri ile paylaştıkları Snowden belgeleri ile kanıtlandı. İngiltere’nin Tempora kodadlı gözetleme programı 18 aydır sürüyor ve günde 600 milyon İnternet iletişimi gözetleniyor. Aynı belgeler enson Türkiye Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in de aralarında bulunduğu ekonomi bakanlarının ve heyetlerinin, 2009 yılında Londra’da yapılan G20 zirvesi boyunca dinlendiğini de ortaya çıkardı.

Bu gözetlemelerin ortaya çıkması ve istihbarat bilgilerinin yayınlanması ile zor durumda kalan Amerikan Hükümeti ise Prizma programını şiddetle savunuyor. ABD Başkanı Barack Obama: “Hem %100 güvenlik, hem de %100 gizliliğe sahip olamazsınız.” dediği açıklamasında gözetlemelerin güvenliğe de, gizlilik haklarına da zarar vermeyen bir denge içinde yapıldığını söyledi. Aynı şekilde İngiltere de bu gözetlemelerin ulusal güvenlik için yapıldığını ve bu tür programların hayat kurtardığının altını çizdi. İki ülkenin de her ne kadar yüzü kızarmış olsa da, ergen çocuğunun günlüğünü okumuş ebeveynler gibi bir savunma ile, bunu halkın iyiliği için yaptıklarını söylüyorlar.

İstihbarat programlarının yaptığı gözetlemeyi temel hak ve özgürlüklerine bir saldırı olarak görenler ise kaygılılar. Devletin “etik dışı” ve “ahlaksız” bir uygulamayı gerçekleştirmiş olması kamuoyunda da rahatsızlık yaratıyor. Ancak aynı zamanda “ne bekliyordunuz?” diyenler de var. Londra Belediye Başkanı Boris Johnson’a göre ortada şaşıracak bir durum yok. İngiltere’nin Telegraph gazetesinde yayınlanan makalesinde Johnson, nereye gitse sürekli olarak dinlendiğinden ve maillerinin gözetlendiğinden bir an bile şüphe etmediğini söyledi. İnternet söz konusu olunca gizliliğin imkansız olduğunu savunan Johnson’a katılan pek çok köşe yazarı var.

Snowden’in sızdırdığı belgelerin önemi tartışılırken, Snowden’in ABD’den kaçışı ise son günlerde belgelerden daha fazla konuşulur oldu. Snowden gizli istihbarat belgelerini paylaştıktan hemen sonra Hawaii’den Hong Kong’a gitmişti. Hong Kong’a ulaştığında ABD’ye teslim edilmeyeceğine güvenen Snowden bir kaç gün içinde Moskova’ya geçti. Şu an Moskova’daki Sheremetyevo havaalanında bulunan Snowden, Rus devlet başkanı Viladimir Putin ve ABD arasında ipleri germiş durumda. ABD’nin, hemen teslim edilmesini istediği Snowden ile ilgili olarak Putin, hak ve özgürlükleri savunan bir aktivist hapse atılmamalı diyerek kaçağı teslim etmeyi reddediyor.

Günlerdir Sheremetyevo havaalanında transit bölümünde bulunan Snowden iltica edebileceği ülkelere başvurularda bulunuyor. Geçtiğimiz gün yaşanan olay ise Snowden’in nasıl sıcak bir kovalamacanın içinde olduğunu bir kez daha gösterdi. Bolivya başkanı Evo Morales’i Moskova’daki bir resmi ziyaretten Bolivya’ya geri götüren başkanlık uçağına Fransa ve İtalya havasahasını kapattı. Morales’in uçağı Viyana’ya inmek zorunda kaldı. Hava sahasının kapatılmasına gerekçe ise, ABD’nin uçakta Snowden’in bulunduğuna ve Bolivya’ya kaçmaya çalıştığına inanmasıydı. Bolivya başkanının Snowden’ın uçakta olmadığını belirtmesine rağmen uçağa geçiş izni verilmedi. Viyana’ya indirilen uçaktan Snowden çıkmayınca ise olay iyice parodileşmeye başladı. Duruma çok bozulan ve zaten Amerika ile çok iyi geçinmeyen Bolivya “isterse Snowden’a sınır kapılarımız açıktır” dedi.

Bu arada Snowden da iltica için başvurularına devam ediyor. Tam 21 ülkeye başvuruda bulunan Snowden’a sadece 2 ülke cevap veririken, Snowden’in başvurduğu Avrupa ülkeleri ABD’nin yanında pozisyon alıyorlar. Kimse Snowden’a kapılarını açıp da, vatan haini mi yoksa kahraman mı olduğu tartışılan ve ABD’nin kaçak olarak ilan ettiği bu sıcak patatesi tutmak istemiyor. Snowden ise siyasi görüşlerine en uygun ülke olarak gördüğü İzlanda’ya gitmek istiyor, ama işi zor görünüyor. Bu satırların yazıldığı saatlerde hala Sheremetyevo havaalanında kalan Snowden’in nereye ve nasıl gideceği şimdilik belli değil.

İldem Wilson

App. Store’dan iPad ve iPhone’nunuza indirmek için TIKLAYINIZ