“Uludere’nin hesabını yargı soracak”

Pazartesi, 29 Temmuz 2013 22:12

fft99_mf3469606İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği iftara katılan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Uludere’de ölenler canımızdan kopan parçalardır, bağımsız yargı hesabını soracak” dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Biz, cenazeler üzerinden siyaset yapan bir anlayışa sahip değiliz. Biz, Hakkın huzuruna göçmüş kişiler üzerinden istismar yapan, onları kullanarak duyguları istismar eden, tahrik eden bir anlayışın içinde hiç değiliz. Her ölüm bütün boyutlarıyla, bütün ayrıntılarıyla araştırılır, soruşturulur ve bağımsız yargı bunların hesabını mutlaka sorar” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nce, Haliç Kongre Merkezi’nde iftar düzenlendi. Başbakan Erdoğan, Somali’de görevi başında şehit olan Sinan Yılmaz’a rahmet, ailesine, yakınlarına, emniyet teşkilatına, millete başsağlığı diledi.

Saldırıda yaralanan 4 kişiye ilk müdahalenin Mogadişu’daki doktorlar tarafından yapıldığını, ardından yaralıların Ankara’ya getirilerek tedavi altına alındığını anlatan Erdoğan, şu anda 3 yaralının durumunun iyi olduğunu, birinin ameliyata alındığını ve hayati tehlikesinin bulunmadığını söyledi.

Erdoğan, Somali’de Türk büyükelçiliğine yapılan saldırıdan dolayı taziye ve dayanışma mesajları gönderen çok sayıda dost ve kardeş ülke ile uluslararası örgütlere de şükranlarını sunarken, “Mısır ve Suriye’de hunharca katledilen tüm kardeşlerimizi de rahmetle yad ediyor, mekanları inşallah cennet olsun diyorum” ifadesini kullandı.

Dünyada ve Türkiye’de kimi olaylarda çok ciddi bir çifte standartlı bakış açısının hakim olduğunu üzüntüyle gördüklerini ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:

“İnsanların bir kısmının canlılar arasında ayrım yaptıkları yetmiyormuş gibi artık ölüler, ölümler üzerinden de ayrım yaptıklarını da görüyor, insanlık adına, vicdan adına bundan büyük üzüntü duyuyoruz. Maalesef bugün bölgemizde cereyan eden bir çok hadiseye objektif olarak bakmak, insani bir gözle, vicdan gözüyle bakmak varken, ‘bizim cenazemiz’, ‘sizin cenazeniz’, ‘bizim katilimiz’, ‘sizin katiliniz’ gibi son derece yanlış, son derece ürkütücü bir bakış açısıyla yaklaşıldığını görüyoruz. Kaybedilen her şey, yerine konur, kaybedilen her şey telafi edilir ama canın telafisi olmaz. Canla birlikte insan onurunun, insan haysiyetinin, insan şerefinin telafisi olmaz. Canlılar kaybedildiğinde onur, haysiyet, şeref kaybedildiğinde, bunların yerine başka bir şey konulamaz, bunlar ikame edilemez. Hem ulusal ölçekte hem küresel ölçekte bugün yaşadığımız hadiseler, gelir ve geçer. Yarın biz birbirimizin yüzüne bakacağız. Yarın bizim çocuklarımız, bizim torunlarımız bu topraklarda, bu coğrafyada, bütün yeryüzünde birbirlerinin yüzlerine bakacaklar.

Tarihte öyle olaylar yaşandı ki acısı bugün bile devam ediyor. Bir liderin, bir komutanın, bir sultanın, kralın, bir başbakanın, devlet başkanının yaptığı hata, tarih boyunca silinmeyecek bir lekeye dönüşebiliyor. Hatta o ülkenin, o halkın üzerine kara bir gölge çekebiliyor. İşte bundan 14 asır önce yaşanmış bir Kerbela faciasının acısını, bugün bile biz yüreklerimizde hissediyor, bugün bile o facia için gözyaşı döküyoruz. Yakın tarihte Bosna Hersek’te ‘inancı farklı’ denilerek, bir inancın mensuplarına yönelik uygulanan soykırımı unutmadık. Orada bütün dünyanın gözü önünde, Avrupa’nın ortasında yaşanan dramı, Srebranitsa’da yaşanan katliamı unutmadık. Bunun gibi nice olumsuz örnek var. Bir kıvılcım bütün bir tarihi yakabiliyor, bütün bir halkın boynunu yere eğebiliyor.”

- “Cenazeler üzerinden siyaset yapan bir anlayışa sahip değiliz”

Başbakan Erdoğan, Mehmet Akif Ersoy’un, “Geçmişten adam hisse kaparmış/ Ne masal şey/ Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi? Tarihi tererrür diye tarif ediyorlar/ Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?” sözlerine atıfla, “İbret alınmadığı, ders alınmadığı, maalesef çok çabuk unutulduğu için tarihin sıkça tekerrür ettiğine, aynı hataların tekrar tekrar yapıldığına şahit oluyoruz” dedi.

Şırnak’ta Şerafettin Elçi Havalimanı’nın büyük bir coşkuyla açıldığını dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:

“Açılış töreninin ardından 28 Aralık 2011′de Uludere’de hayatını kaybeden 34 kardeşimizin aileleriyle biraraya geldik, onlarla dertleştik, onlarla hasbihal ettik. O zaman da söyledim, bugün de söylüyorum: Orada hayatını kaybedenler candı, Allah’ın, yaratılmışların en şereflisi olarak yarattığı insanlardı, onlar bizim canımızdan kopan parçalardı ama unutmayın Hantepe’de askeri karakola baskın yapılarak, orada ölenler de bizim yavrumuzdu, şehidimizdi. Gediktepe’deki karakola yapılan baskında ölenler de bizim şehidimizdi. Birisinde 18, birisinde 20. Bingöl’de 33 kişinin aynı araçta ne yazık ki baskına uğrayarak şehit edilmeleri de bizim için bir faciaydı. Bunları değerlendirirken, bir tarafı yukarıya öbür tarafı aşağıya olmaz. Her tarafa adil yaklaşacağız, hepsi için de aynı ızdırabı duyacağız. Her şeyden önce onlar, bu ülkenin, Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşlarıydı. En başından itibaren biz, hepsine insan nazarıyla baktık, en az anneleri, babaları kadar bizler de onlar için üzüldük, bizler de gözyaşı döktük.

Biz, cenazeler üzerinden siyaset yapan bir anlayışa sahip değiliz. Biz, Hakkın huzuruna göçmüş kişiler üzerinden istismar yapan, onları kullanarak duyguları istismar eden, tahrik eden bir anlayışın içinde hiç değiliz. Her ölüm bütün boyutlarıyla, bütün ayrıntılarıyla araştırılır, soruşturulur ve bağımsız yargı bunların hesabını mutlaka sorar. Ölmüş insanların, genç yaşlarında aramızdan ayrılmış insanların üzerinden siyaset üretilmesini, istismar yapılmasını, bunun ayrımcılık vasıtası olarak kullanılmasını, insanlık dışı, vicdan dışı bulduğumuzu burada özellikle ifade ediyorum.”