UK Training & Consulting Kurucusu ve CEO’su Dr. Umut Köksal ile Başarının Sırları

Pazartesi, 10 Ekim 2016 12:24

 

 

 Hazırlayan: Ergi Şener

Günümüzde başarılı şirketler, taklit edilme gayesiyle, sürekli radarda tutularak, en ufak icraatlarına kadar incelenmekteler. Ancak, bu başarılı şirketleri kopyalamaya çalışan rakipleri genellikle, hiç de ummadıkları hayal kırıklıkları ile yüzleşmek zorunda kalıyorlar. Çünkü, başarılı şirketlerin örnek alınabilecek, farklı iş birimlerine uyarlanılabilecek pek çok özelliği olmakla birlikte, ne yazık ki birebir taşınamayan önemli özellikleri de bulunuyor.

Rakiplere yönelik büyük bir stratejik avantaj elde etmenin temel odağında doğru insan kaynaklarına sahip olup, bunu sistematik bir biçimde yapılandırmak ve kendine özgü bir şirket kültürü oluşturabilmek yatıyor. Doğru insanları bünyeye kazandırıp, çalışanların da çalışmaktan zevk alabileceği bir ortam oluşturan firmalar, hem çalışanlarının performanslarını maksimize etmeyi; hem de müşteriler açısından vazgeçilmez ürünler çıkararak, “love mark” haline gelmeyi  başarmaktalar. Böylelikle, çalışanlarını da müşterilerini de kendilerine bağlayabilmekteler.

Sürdürülebilir rekabetçi avantaj için insan kaynaklarının yönetiminde stratejik bir yapı oluşturabilmek her geçen gün daha da kritik bir hal alıyor. Çünkü gerçekleştiği takdirde, taklit etmesi zor olduğu için, önemli bir avantaj sağlıyor. Kötü haber ise, bunu gerçekleştirmek hiç de kolay değil. Doğru yapıyı oluşturmak için, sistematik ve metodolojik olarak bir takım süreçleri oturtmak gerekiyor (doğru insan kaynakları yapılandırması ile nasıl sürdürülebilir bir rekabet avantajı yakalanılabileceğine yönelik en temel referanslardan olan Stanford Business School tarafından hazırlanan SouthWest Airlines vaka çalışmasını tavsiye ederim). Aynı spor kulüplerinde olduğu gibi, doğru insanı organizasyona kazandırmanız (doğru transferi yapmanız), ondan doğrudan fayda sağlayacağınız anlamına gelmiyor. O kişiden en doğru şekilde yararlanmak için takımın da doğru organize edilmesi ve rollerin herkes tarafından benimsenmesini sağlamak gerekiyor.

 

Bu hafta, Türkiye’de İnsan Kaynakları açısından ilk akla gelen kişilerden biri olan, Türkiye’de  sistematik iş süreçlerini tasarlayan ve uygulayan ilk kişilerden olan, “HR Marketing” adında, alanındaki ilk kitabı yazan, kendi şirketi ile yurtiçi ve yurtdışında pek çok kurumsal şirkete bu süreçlerde yön veren Dr. Umut Köksal ile oldukça keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Doktora eğitimim sırasında tanıştığım ve yaklaşık 10 yıldır çalışmalarını izlediğim, Umut Bey, hem akademik çalışmaları hem de şirketi ile fark yaratabilecek bir organizasyon yapısının nasıl oluşturulabileceğine yönelik çok önemli hizmetlerde bulunuyor.

Oldukça önemli çıkarımlar ve tavsiyeler barındıran bu röportaj ile Sizleri Umut Bey ile başbaşa bırakıyorum…

 

 Sizi biraz tanıyabilir miyiz? Kurumsal hayatta gerçekleştirdiğiniz çalışmalardan, kurucusu olduğunuz UK Training & Consulting’e uzanan süreçten kısaca bahsedebilir misiniz?

Ben Umut Köksal. Uzun yıllar İnsan Kaynakları ve Proje Yönetimi üzerine Kale Grubu, Adil Işık gibi şirketlerde önce yerel, sonrasında da global tecrübelerim oldu. Kalebodur bünyesinde, üretim sektöründe bugüne kadar yapılmış en büyük insan kaynakları sistem kurma projesini çok genç yaşta, o dönemki kıymetli yöneticilerimin de destek ve yönlendirmeleri ile, proje lideri olarak gerçekleştirme şansım oldu.

Profesyonel yaşantım devam ederken, finans ve insan kaynakları yönetimi yüksek lisansları ve sonrasında İşletme Doktorası yapma fırsatım oldu ve organizasyonel gelişim ile sistem tasarımı konularında kendimi uzmanlaştırmaya çalıştım.

Sonrasında UK Eğitim ve Danışmanlık kuruldu, kısa zamanda tüm müşterilerimizin destekleri sayesinde önce Türkiye’de akabinde de Avrupa’nın farklı ülkelerinde özgün ve sonuç odaklı danışmanlık ve gelişim projelerine imza atma fırsatımız oldu.

İnsan Kaynakları Sistemleri Kurma ve İK Süreç gelişim çalışmaları,  ekibimiz olarak da benim kurucu olarak da ayrıca keyif aldığım bir konu.Bu süreçte, Türkiye’de Doğtaş-Kelebek, Süper Enerji, Unifree, İSTAÇ gibi 100’e yakın kurumda;  Türkiye dışında Azersun Holding gibi 10’dan farklı kurumda bu gelişim çalışmalarını hem UK Eğitim ve Danışmanlık hem de bireysel danışman olarak gerçekleştirme şansını bulduk.

 

UK Eğitim ve Danışmanlık’ın ana çalışma alanları nelerdir ve kimlere hizmet veriyorsunuz?

UK Eğitim ve Danışmanlık, kurumsal eğitim, gelişim ve yönetim danışmanlığı konularında çalışmalar yapan, alanında Türkiye ve Dünya devleri kurumlar ile çalışan bir organizasyon.

Ana uzmanlık alanlarımızı, süreç yönetimi, süreç iyileştirme, İK sistem tasarımı olarak sıralayabiliriz. Eğitim ve gelişim konularımızın, bu uzmanlık alanlarının bir uzantısı olarak geniş bir perspektifte olduğunu söyleyebiliriz. Bununla birlikte, pazarlama, satış, insan kaynakları yönetimi, lojistik, satın alma, stratejik planlama gibi alanlar yoğun mesai verdiğimiz iş süreçleri…

Çalışmalar yaptığımız başlıca sektörler, perakende, üretim, bilgi teknolojileri ve hizmet sektörleri olarak sıralanabilir.

Hizmet verdiğimiz kurumlara elimizden geldiğince ‘’değer ve fayda odaklı’’ bir metodoloji ve anlayış sergilemeye çalışıyoruz. Müşteri seçiminde de, proje yönetiminde de seçici bir tarzımız var ve bu duruşumuzu hiçbir suretle bozmamaya gayret ediyoruz. Müşterilerimiz bizim için çok kıymetli, onların başarı yolculuğunda, bir nebze olsun katkı verebiliyorsak bu bizi mutlu ediyor.

 

 UK Eğitim ve Danışmanlık Sırbistan, İtalya, Azerbaycan gibi farklı ülkelerde de iş ortaklıkları ile büyümekte. Bu ülkeleri hangi kriterlere göre belirlediniz?

UK Eğitim ve Danışmanlık’ı kurarken, aklımdaki ilk hedef, hem kendi toplumuma, kendi ülkemdeki kurumlara hem de yurtdışında yer alan şirketlere uzmanlık alanlarımız itibarı ile  faydalı olmaktı. Zaten UK Eğitim ve Danışmanlık, köklerini kendi özünden alan, bu ülke insanına,  ülkemiz şirketlerine fayda sunup, bunu diğer ülkelerde yaptığı çalışmalar ile de birleştirmeyi, entegre etmeyi, “benchmark”lar gerçekleştirmeyi hedefleyen bir vizyon ile kurulmuş oldu.

 

Bahsi geçen ülkeler bizim önem verdiğimiz ülkeler, bu ülkelere yenileri de ilerleyen süreçte eklenebilir. Ülke kararları, yapmış olduğumuz iç strateji çalıştayları, önceki tecrübelerimiz, global iş dünyasını takip ediyor olmamız gibi birçok faktörün etkisi ile verilmiş kararlar.

Stratejilerimiz çerçevesinde, bazılarında daha aktif, bazılarında daha durağan bir modelle de olsa buralardaki çalışmalarımızı sürdürüyor olacağız. Buradaki kritik nokta, ana stratejilerimiz de değişiklik olmayacak ama global ekonomi ve Türkiye ekonomisi şartlarını da hassas bir şekilde analiz ederek, taktiksel bazı değişiklikler yapma yoluna gidebiliriz.

 

Kurumsal hayatta ve kendi şirketinizde hem Türkiye hem de yurt dışında pek çok farklı ülkede faaliyetleriniz oldu ve devam etmekte. Farklı kurumsal şirketlerin yurt dışına açılım süreçlerinde de çok önemli görevleriniz oldu. Bu açıdan global marka olmayı, yurt dışına açılım yapmayı hedefleyen Türk firmalarına tavsiyeleriniz neler olur?

Ülkemiz çok güçlü, genç ve dinamik bir ülke. Bu güzel ülkenin bir ferdi olarak, bir hoca ve iş adamı olarak, yaptığımız çalışmalar ile, ülkemizi de diğer ülkelerde temsil etmenin onurunu her zaman taşıyoruz. Türk şirketleri, faaliyet gösterdikleri alan itibarı ile, en uygun pazarlarda yer almalılar. Ciddi bir potansiyelleri olduğunu düşünüyorum. Kritik nokta, firmalarımızın pazar araştırması süreçlerine ve fizibilite çalışmalarına önem vermeleri gerekiyor. Yanlış seçilecek pazarlar, bir yandan işletmeleri başarısızlığa iterken, diğer yandan işletme yöneticilerinin de motivasyonunu düşürüyor, yeni bir pazar karşısında cesaretleri kırılabiliyor. Doğru iş ortaklıkları kurmak, o ülkelerde yapılacak kongre, konferans ve etkinliklerde yer almak, ülkelere ‘’inspection’’ amaçlı geziler yapmak, sanıldığından önemli ve kritik konular.

O ülkelerde yapılacak kongreler kritik ve çok önemli. Çünkü kongreler, yeni iş ortaklıkları kurmak, iş fikirleri konusunda istişareler yapmak, networking için önemli.

Özetle yurt dışına açılım, bir heves işi değil. Karlılık, ülke altyapısı, maliyetler, beklentiler gibi faktörler dikkatlice analiz edilmeli.

 

İnovasyon ve teknoloji yönetimi konularında yurt dışında güncel, ülkemiz iş dünyası için de fayda sağlayacak projeleriniz olduğunu biliyorum. Bu proje çalışmalarından biraz daha detaylı bahsedebilir misiniz?

Aynı zamanda okul arkadaşım, çok sevdiğim başarılı bir iş adamı ile oluşturduğumuz yeni bir markamız var. Bu marka, ülkemiz ile diğer ülkeler arasında, inovasyon,teknoloji yönetimi, mobil teknolojiler, dijitalleşme süreçlerine ilişkin beyin fırtınaları, networking toplantıları, iş geliştirme fırsatlarının da yapılmasını sağlayacak farklı etkinlikler, organizasyonların yapılması üzerinde çalışacak. Sizin gibi bu alana emek vermiş, başarılı ve özgün projeler üreten dostlarımızın da desteği, katkıları ile bu etkinlikler çerçevesinde iş dünyası, akademik dünya ve sosyo-kültürel alışverişin yapılmasına bir nebze de olsa katkı vermek istiyoruz.

 

İnovasyon kurumsal hayatta oldukça revaçta. Herkes inovatif bir kurumsal kültür oluşturmak istiyor, ancak başarılı olanlar bir elin parmaklarını geçmiyor. İnsan kaynakları alanında bilimsel çalışmalar gerçekleştiren, süreç ve sistem kurma konusunda uzman biri olarak inovasyon odaklı bir kültür oluşturmak isteyen şirketlere tavsiyeleriniz nelerdir?

İnovasyon, inovatif bir kurumsal kültür oluşturma konusu son zamanlarda çok sıklıkla konuşulan bir konu. Öncelikli olarak kurumların bu konuda üst yönetimlerinden başlayarak kararlılık sergilemeleri gerekiyor. İnovasyon sadece ürün ya da sunulan hizmette değil, öncelikli olarak iş süreçleri açısından dikkate alınması gereken bir husus. Bir işletme başarılı olmak istiyorsa iş süreçlerinde etkinlik ve verimliliği sağlamak zorundadır. İnovatif kurum kültürü, yenilik yapma arzu, isteğini; süreç çıktıları ile reel olarak entegre eden bir anlayış, felsefenin bence bir sonucu. İşletme organizasyonun en tepesinden en altına kadar akması gereken bir hissiyat inovatif kurum kültürü olmak. Sadece işletmenin yaptığı projeler, devreye aldığı ürün ve hizmetlerde değil, işletme oryantasyonunun ve çalışan sosyalizasyonun bir parçası olarak tüm çalışanlar tarafından paylaşılması gereken ortak bir akıl olarak da değerlendiriyorum. İnovatif kurum kültürüne sahip bir şirket olmak, zor bir yolculuk. Öncelikli olarak süreçlerin doğru analiz edilmesi ve şirket kurucuların gerçekten kararlı olmaları gerekiyor. Olaya bütünsel bakmak gerek. Sırf popüler diyerek içini dolduramayacağımız kavramları gösteriş amaçlı olarak işletmelerde telaffuz etmek, bana samimi gelmiyor.

 

  Doktora eğitiminizin ardından akademik çalışmalarınız devam ediyor ve bir de kitap yayınladınız. Bu çalışmalardan ve kitabınızdan bahsedebilir misiniz?  İleride farklı kitap projeleriniz var mı?

Akademik çalışmalarım, benim için çok kıymetli. Üniversitede ders vermek, öğrenciler yetiştirmek, proje çalışmalarım ve kurumlar ile yaptığım çalışmalar dışında, bana ek enerji ve mutluluk veren bir alan. Üniversitede, insan kaynakları yönetimi, eğitim ve geliştirme, değişim yönetimi, insan kaynaklarının pazarlaması gibi alanlarda dersler veriyorum ağırlıklı olarak yüksek lisans düzeyinde ve her verdiğim ders, benim için yeni bir öğrenme, yeni bir dinamizm demek. Proje çalışmalarımdan ve kurumsal eğitimlerden fırsat buldukça, üniversitede ders vermeye devam etmek istiyorum.

2015 yılının sonunda ‘’HR Marketing: İnsan Kaynaklarına Pazarlama Dokunuşu’’ isimli kitabım yayınlandı ve gerek Türkiye’de gerekse Azerbaycan başta olmak üzere farklı ülkelerde ilgi, alaka gören bir kitap oldu.

Yeni kitaplar var mı? Olabilir, bu konuda kıymetli dostlarım ile de fikir alışverişinde bulunuyorum. Özellikle teknoloji ve inovasyon konularında doğrudan yazar olarak değil, ancak nâcizâne konu uzmanı olan dostlarıma çalışmalarında yardımcı olmayı arzu ederim her zaman.

 

“HR Marketing: İnsan Kaynaklarına Pazarlama Dokunuşu’’, alanında yazılmış ilk ve tek kitap olma özelliğini taşıyor. Bu kitabınızdan bize biraz daha bahseder misiniz?

Öncelikli olarak teşekkür ederim sorunuz için. HR Marketing kitabı, aslında benim insan kaynakları yöneticisi olarak çalıştığım yıllardaki deneyimlerimin bir özeti olarak ifade edilebilir. Günümüzde bir insan kaynakları yöneticisi olarak, işinizi iyi yapıyor olmanız, işinize hakim olmanız; başarılı olmanız için tek kriter değil, aynı zamanda yaptığınız işin faydaları ve getirileri konusunda iç müşterilerinize yani işletmeniz çalışanlarınıza da doğru kanallardan geri-bildirim verebilmeniz gerekiyor. Bir diğer ifade ile yaptığınız işin faydasını satabiliyor olmanız gerekiyor. İşte ‘’HR Marketing: İnsan Kaynaklarına Pazarlama Dokunuşu’’ kitabının özünü bu düşünce oluşturuyor. Kitabımda, hiç iş deneyimi olmayan ama insan kaynakları alanında çalışmak isteyen yeni mezun arkadaşlara da, deneyimli insan kaynakları yöneticilerine de farklı notlar, farklı mesajlar, iş yaşamlarında işlerine yarayacak pratik öneriler, yöntemler var.

Kitabım, 2015 yılında Azerbaycan’da gerçekleşen Milli İnsan Resursları Forumu’nda da Bakü’deki kıymetli insan kaynakları yöneticilerinin beğenisine sunuldu ve büyük ilgi gördü. Bir kez daha teşekkür ediyorum kendilerine.

 

 İşiniz açısından teknolojiye bakışınız nasıl? Çalıştığınız firmalara teknoloji yönelimi adına tavsiyeleriniz neler oluyor?

UK Eğitim ve Danışmanlık olarak, hem eğitim tarafında hem de danışmanlık tarafında teknoloji benim açımdan da ekibimiz açısından da vazgeçilmez bir unsur. Teknoloji, bir hoca aynı zamanda bir iş insanı olarak, işimizdeki etkinlik ve verimliliği artırmada anahtar bir rol üstleniyor. Ben çok sık seyahat eden bir kişiyim, bu nedenle mobilite, esneklik, hız; yaşamımın ayrılmaz birer parçaları, yoğun çalışan bir kişi olarak, teknoloji elim kolum gibi.

Bu bağlamda teknolojiyi takip ediyor muyum? İşim ile ilgili olan kısmını evet, bu konuda makaleler okumaya, yenilikleri takip etmeye elimden geldiğince gayret ediyorum.

Portföyümüz olarak bakıldığında çalıştığımız firmalar, alanlarının ya liderleri ya da segmentlerinde genellikle üst sıralarda yer alan büyük yapılar. Küçük miktarda da olsa KOBİ ve yeni kurumsallaşma gayretlerinde olan firmalar da var. İhtiyaçlarını doğru analiz ederek, doğru bütçeler ile süreçlere uygun, uyarlanıp,rahatlıkla implemente edebilecekleri yazılım, araç-gereç vb. konularda yönlendirmelerimiz oluyor. Biz bir teknoloji firması ya da bir yazılım firması değiliz, ancak işimizde,özellikle proje süreçlerimizde, kurduğumuz insan kaynakları sistemleri ya da diğer süreç yönetimi çalışmaları açısından teknoloji önemli, burada yazılım,teknoloji firmalarındaki uzmanlar ile sürekli dirsek temasında olmaya çalışıyoruz.

 

 Son olarak kendi işini kurmak isteyen gençlere tavsiyeleriniz neler olur?

Her şeyden önce iyi bir iş fikri bulmaları, ikincisi; finansal farkındalık ile hareket etmeleri, bir diğeri ise doğru ortaklıklar kurmalarıdır. Girişimcilik, keyifli ancak riskleri de barındıran bir süreçtir. Genç arkadaşlarımız, sürekli okumalılar, kendilerini geliştirmeliler. Tercihen, kendi işini kurmadan önce birkaç yıl bir şirkette deneyim kazanmalarını da her zaman öneririm. Bunun istisnası olan, çok başarılı start-up’lar, başarılı projeler var. Ancak istisnalar kaideyi genellikle bozmaz. Kendi işini kurmak bir heves olmamalı, öncesinde ciddi analizler ve planlamalar yapılmış bir yapı teşkil etmelidir. Doğru ve etkin networking, doğru pazarlama stratejileri, doğru satış stratejileri, doğru ürün  ya da hizmet… Tümü kendi işini kurmak isteyen genç arkadaşlarımız açısından kafalarının bir köşesinde mutlaka bulundurulması gereken ayrıntılar, kırılımlardır.