Twin Peaks geri dönüyor

Çarşamba, 15 Ekim 2014 09:37

Bilim kurgu ve fantezinin en iyi örnekleri hepimizin yaşadığı sıradanlıklarla dolu dünyamızla ilgili bir şey söyler. Normalde duymak istemediğimiz, okumaktan ürktüğümüz, karşılaşmaktan kaçtığımız pek çok korkuyla da bizi ancak bu sayede yüzleştirirler. Anlatanın bilinçaltından, dinleyenin bilinçaltına uzanan bu görünmez köprü gerçeküstü yapı taşlarıyla inşa edilir.

Sadece bu sebepten dolayı olmasa da, gizemli sanat eserlerinin ana fikirlerini geçip, içlerinde saklı olduğunu zannettikleri “asıl hikâyeyi” bulmaya çalışan, popoları koltuklarına yapışmış “modern Indiana Jones”lara sinir olurum. Yok “Mulholland Drive”da paralel evrenler varmış da, “Lost” Osiris efsanesinin zamane uyarlamasıymış da, “Stairway to Heaven” şeytana yakılmış bir ağıtmış da, bilmem ne. James Joyce’un da dediği gibi, sanatın kendilerine sunduğu müthiş dünyaları reddedip, tekdüze hayatlarından kaçmak için her gördükleri esere üçüncü sınıf bulmacaymış gibi yaklaşan insanlardan kaçacaksın, hacı. (James Joyce böyle bir söz söylememiş olabilir)

Son yıllarda televizyonda bir devrim olduğu konuşulup duruyor. Bu konuyla ilgili daha önce de yazmıştım. Genelde klasik akımcılığımdan olsa gerek, sanatta yeni dalgaları kabullenmem, sonra da benimseyip sevmem biraz zaman alıyor. Sözde televizyon devrimi konusundaki şüphelerim sırf bu sebepten kaynaklanmıyor. Gazete ve dergilerin satışı o kadar düştü ve buna bağlı olarak internette popüler kültürle ilgili yazan sitelerin üstündeki okuyucu çekme baskısı o kadar arttı ki, üç günde bir tüm dünyayı değiştireceği iddia edilen bir moda çıkıyor. Günde en az on yeni makale yayınlayarak binlerce “unique” okuyucu çekmek zor. Bunun için de film veya televizyonla ilgili yayın yapan online dergi ve bloglar, abartıya kaçıyorlar. Bu yaklaşımdan çok ekmek yiyen yurt dışındaki pek çok siteye de yazdığım için bunu söyleyerek uzanamadığım ciğere mundar demem gibi bir olay da söz konusu değil.

İkiz_TepelerBuna rağmen Amerikan televizyonunda otuz sene önceye göre şimdi büyük bir anlayış farkı var. Tabii böyle bir değişiklik yayıncılıktan tutun da sinemaya kadar sanatın, hatta hayatın her köşesinde görülebilir. Fakat televizyonda bu değişim, bu evrim, nispeten daha hızlı oldu (ki bu da “koşun komşular, devrim oldu” yaygaralarını destekleyen bir detay). Bu değişimin en kuvvetli katalizörü şüphesiz kablolu kanal HBO ve tüm zamanların en iyi dizisi olan “The Sopranos”un da içinde olduğu 1998-2002 arasında yayına giren dizileriydi. Fakat bunun öncesi var. Nitekim Amerikan “network” televizyonunda, yani televizyonu açıp herkesin antenle izleyebileceği, sansürün gırla gittiği, ortaya karışık bir anlayışın hüküm sürdüğü, ılık süt kıvamındaki Amerikan televizyonunda bu değişimin ilk habercisi şüphesiz “Twin Peaks” yani ülkemizde gösterilen adıyla “İkiz Tepeler”di.

“Twin Peaks”in Amerikan televizyonuna olan etkisi şüphe götürmez bir gerçek. Ondan önce de gizemli diziler vardı, tür sinemasına göndermelerle dolu televizyon yapımları da. Diziden önce de televizyonun çeşitli formatlarıyla oynanmıştı; pembe dizilerle dedektif hikâyeleri birleştirilmiş, hastane öyküleriyle sır dolu anlatılar kaynaşmıştı. Ama “Twin Peaks” ilk defa televizyona farklı bir anlayış getirdi. Bu da büyük yönetmen David Lynch’in (ve etkisi nispeten daha az olsa da yapımcı-yazar ortağı Mark Frost’un) televizyona aşıladığı farklı anlayıştı. Lynch, “Twin Peaks”ten bir önceki filmi “Blue Velvet” başta olmak üzere o zamana kadar yaptığı tüm filmlerde, Amerikan televizyon anlayışının tamamen zıddındaydı. Televizyon, izleyenleri zaten inandıkları ve onların gece mışıl mışıl uyumalarını sağlayan sahte güvenceler üzerine kuruluydu. “Twin Peaks”te de vücut bulacak Lynch anlayışı ise izleyeni zorlayan, seyirciye rahatsızlık veren, onları dünyanın çirkin tarafıyla karşı karşıya bırakan bir yaklaşımdı. ABC televizyonunda 1990 yılında gösterime girdiğinde hem eleştirmenler hem de seyirci tarafından büyük bir ilgiyle karşılanan dizi, bir sene sonra yayından kaldırıldı. Bunun pek çok sebebini sayabilirim ama bence temelinde şu yatıyordu: insanlar hoşlanmadıkları gerçeklerle yüzleşmeyi sevmezler.

Hazırlayan: Ali Arıkan

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

 available-on-the-app-store

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Get-it-on-Google-Play