TÜSİAD ‘çözüm’ için Cizre’de toplandı

Çarşamba, 26 Haziran 2013 09:49

 

250620132337100311611_2TÜSİAD Başkanı Muharrem Yılmaz, Şırnak’ın Cizre İlçesi’nde düzenlenen ‘Doğu ve Güneydoğu Ekonomi ve Kalkınma Zirvesi Cizre Buluşması’nda yaptığı konuşmada, “İçinde bulunduğumuz bu sürecin ufku demokrasidir. Bu sürecin ufku barıştır. Bu sürecin ufku kardeşliktir” dedi.

Çözüm sürecine başından itibaren destek verdiklerini ve vermeye devam edeceklerini söyleyen Muharrem Yılmaz, “Süreci dikkatle izliyoruz. Çözüm yolunda ilerledikçe özel sektör üzerine düşen görevi yerine getirecektir. Biz de çözüme yatırım için buradayız” dedi.

TÜSİAD’ın, Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu’nun (TÜRKONFED) işbirliği ile, ‘Doğu ve Güneydoğu Ekonomi ve Kalkınma Zirvesi: Cizre Buluşması’ toplantısı bugün Şırnak’ın Cizre İlçesi’nde yapıldı. TÜSİAD Yönetim Kurulu üyesi Cizreli işadamı Tarkan Kadooğlu ile Cizre Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Süleyman Çağlı’nın ev sahipliğinde yapılan toplantıya TÜSİAD Başkanı Muharrem Yılmaz ile TÜSİAD yönetim kurulu üyeleri ile Türkiye’nin önde gelen işadamları katıldı.

HALAYLAR ÇEKİLDİ

Uzun araç konvoyu ile Cizre’ye gelen işadamlarını yöresel kıyafetli çocuklar Kürtçe ‘Hun bi xer hatin’, (Hoşgeldiniz) diyerek karşılayıp çiçek verdi. Geniş güvenlik önlemlerinin alındığı ilçede davul- zurnalarla karşılanan işadamları ve iş kadınları Cizrelilerle halay çekti.

Cizre’de tarihi 14′üncü Yüzyıl’a dayanan Molla Ahmet Ceziri’nin ders verdiği dönemin üniversitelerinden Kırmızı Medrese’de düzenlenen toplantıya işadamlarının yanı sıra vatandaşlar da katılmak isteyince izdiham oldu.

Kürtçe ‘Cizire Cizire’ türküsü çalınarak başlanan toplantının açılış konuşmasını yapan TÜSİAD Yönetim Kurulu üyesi Tarkan Kadooğlu, tarihteki tufan olayına dikkati çekerek, şöyle dedi:

“Hepimiz; aynı gemideyiz. Nasıl ki bundan binlerce yıl önce Nuh’un gemisinde yeni bir dünya için aynı gemide olduysak, hataları- sevapları geride bırakarak yeni bir sayfa açmak için o gemiye bindiysek bugün bunun bir benzerini Cizre’de Nuh’un Gemisi’ni karaya oturttuğu yerde yine yapabiliriz. Bu buluşma Nuh’un Gemisi’nin bize aktardığı mirası yenilenmenin yeni bir sayfa açmanın yeni bir şans vermenin buluşmasıdır.”

ONATÇA’NIN KONUŞMASI

Türk Girişim ve İş dünyası Konfederasyonu (TURKONFED) Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Onatça, toplumsal barış ve huzurun her zamankinden fazla önem taşıdığı bu günlerde Cizre’de böylesine önemli ve anlamlı zirveye ev sahipliği yapan TÜSİAD’a teşekkür etti. Onatça şunları söyledi:

“Cizre’de yaptığımız bu toplantı, Doğu ve Güneydoğu Bölgesi’nde ekonomik kalkınma hamlesinin başlatılması açısından büyük bir önem taşımaktadır. Biz TÜRKONFED olarak bölgesel kalkınmanın, yerelde tasarlanmasının önemine inanıyoruz. Bu nedenle, burada hazır olan değerli bölge iş insanlarımızla birlikte yapacağımız görüş alışverişi, bölgenin ekonomik olarak kalkınması için yapılması gerekenleri de ortaya çıkartacaktır.”

Bölgeye yatırımı sadece kamudan beklememek gerektiğini belirten Süleyman Onatça, sürdürülebilir olanın özel sektörün yatırım yapması olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kamunun ilk hamlesinin açtığı yoldan özel sektör gelmelidir. Bugün burada Türkiye özel sektörünün öncü girişimcilerinin bölgeye yönelik bazı yatırım planlarının müjdesini vereceğini umuyorum. Hepimiz biliyoruz ki, bölgenin kalkınmasının önündeki 1 numaralı engel yıllar boyunca devam eden terör ve terörün yol açtığı güvenlik kaygıları olmuştur. Bölgede kalkınmanın yolunu açacak başlıca faktör de hiç şüphesiz barış sürecidir. Çözüm sürecindeki kararlılığın devam etmesi ve sürecin ilerlemesi arzusu bugün hükümetten iş dünyasına, bölge insanından toplumun çok geniş bir kesimine herkes tarafından kabullenildiğini görmekten büyük bir memnuniyet duymaktayız.”

“BARIŞ SÜRECİ, DEMOKRASİMİZİ DE GÜÇLENDİRECEK”

Onatça, barış sürecinin Türkiye’yi 2023 yılında dünyanın en büyük 10 ülkesinden biri olmaya sadece yaklaştırmayacağını ayrıca dünyanın gelişmiş demokrasilerinden biri olmaya yaklaştıracağını anlatırken şöyle devam etti:

“Ekonomik ve siyasi istikrar arasında güçlü bir ilişki olduğunu hepimiz yakından biliyoruz. Bu nedenle 2023 hedeflerini sadece zenginleşmek olarak koymayalım; zenginleşme yanına demokratikleşmeyi de ekleyelim diyoruz. Bugün bu açıdan son derece kritik bir eşikte duruyoruz. Terörün bitirilmesi ardından çözüm sürecinde artık ikinci aşamaya geçiyoruz. Bu aşamada şimdi hiç vakit kaybetmeden demokrasimizi tahkim edecek adımları atmalıyız. Bunun için hedefimiz; anayasanın, siyasi parti ve seçim yasalarının daha gelişmiş demokrasi yapısıyla uyumlu olarak değiştirilmesidir. Şunu bir kez daha ortaya koymak gerekir ki, çağdaş demokrasi, çoğunlukçu değil çoğulcu bir rejimdir. Çoğulcu rejimlerin ayırt edici yönü, parmak sayısına göre değil, toplumsal uzlaşmaya göre hareket etmesidir.”

TÜSİAD BAŞKANI: ÇÖZME YATIRIM İÇİN BURADAYIZ

TÜSİAD Başkanı Muharrem Yılmaz ise, konuşmasına Kürtçe, “Cizre ve Şırnak’a selamlar” diyerek başladı. Bölgenin 30 yıldan bu yana unutulmak, bir daha hatırlanmak istenmeyen acı, şiddet, çatışma, ölümlerle anıldığını söyleyen Yılmaz, 30 yılı bir daha yaşamamak ve geride bırakmak, yaraları sararak ileriye umutla bakmak istediklerini söyledi.

On yıllar boyunca bölgede yaşananların, Batı ve Doğu’da yaşayanların birbirlerini tanıma ve anlamalarını neredeyse imkansız hale getirdiğini belirten Yılmaz, “Barışın ve huzurun yokluğunda, refah ve asgari iyi yaşam koşullarının sağlanması da mümkün olmadı. Bugün çok daha farklı bir noktada olduğumuzu memnuniyetle görüyoruz. Bölgenin ekonomik hayatında olumlu gelişmeler var” dedi. Şırnak’ın ekonomideki durumunu anlatan Yılmaz, şöyle konuştu:

“Dünya ekonomisinin hala çıkamadığı kriz hastalığından mücadelesini, boğuşmasını sürdürdüğü artçı sarsıntıların bugünlerde ülkemiz ekonomisini de sarstığı bugünlerde bölgenin büyümesinin, ülke ekonomisinin büyümesine katkının önemini bilgilerinize arz ediyorum. Bütün bu olumlu gelişmeler ve bugün düzenlediğimiz Cizre Yatırım Zirvesi, ancak çözüm sürecinin başlamasıyla mümkün olabildi. Silahların susması ülkede büyük ferahlık yarattı, umutları yeşertti. Barışın tesis edilmesi ve ilelebet sürmesi gerektiğine inanıyoruz. Çözüm sürecinin toplumun geneli tarafından benimsendiğini de görüyor, farkediyor, inanıyoruz. Artık bu noktadan geriye dönülemez diyor ve toplumsal enerjimizi kalkınmamıza, refahımıza ve huzuru derinleştirmeye odaklama zamanıdır diyoruz. İçinde bulunduğumuz bu sürecin ufku demokrasidir. Bu sürecin ufku barıştır. Bu sürecin ufku kardeşliktir. Ve bu nedenle çözüm sürecine başından itibaren destek verdik, vermeye devam edeceğiz. Ve süreci dikkatle izliyoruz. Sona eren şiddet ardından ülkemizi ileriye taşıyacak demokratik reform, idari yapılanma adımlarının atılmasını bekliyoruz. Bunların yaratacağı olumlu havanın bölgedeki yatırım ortamını her geçen gün geliştireceğine, iyileştireceğine inanıyoruz. Biz de ‘çözüme yatırım için buradayız’. Siyaset kendisinden bekleneni yerine getirdiği ve altyapı ihtiyaçları giderildiği ölçüde, piyasa ekonomisi görevini yapacak, kalkınma hızlanacak ve refah artacaktır. Çözüm yolunda ilerledikçe özel sektör üzerine düşen görevi yerine getirecektir.”

Çözüm sürecinin kalıcılığının demokratik standartlarının yükseltilmesi ile sağlandığını belirten Yılmaz, Türkiye’nin uluslararası itibarının son yıllarda kaydettiği gelişmenin, ekonomik performansın yanı sıra demokrasinin gelişmesi yönünde atılan adımlar sayesinde olduğunu söyledi. Yılmaz, “Sivilleşmede, insan hakları, kimliklerin, tanınmasında hayli mesafe kat ettiğimizi, gelişme sağladığımızı söyleyebiliriz. Evet ama yetmez. İfade, basın özgürlüğü, yargı bağımsızlığı gibi konularda da ilerleme sağlamak zorundayız. Artık demokratik standartlarımızın daha yükseğe taşınması ve demokrasi bilincimizin derinleşmesi ihtiyacı ile karşı karşıyayız” dedi.

“AB UYUM SÜRECİNİ HEYECAN VE KARARLILIKLA YÜRÜTEMEDİK”

TÜSİAD Başkanı Muharrem Yılmaz, “Kürt meselesinin çözülmesi de demokrasi anlayışımızın çok daha özgürlükçü, katılımcı, bireysel haklara ve kimliklere saygılı bir derinlik kazanmasıyla mümkün olacaktır” diyerek şunları söyledi:

“Akan kanın durması büyük bir fırsat kapısı açmıştır. Önümüzde daha kat edilecek hayli mesafe var. Bu mesafeyi kat etmek için nirengi noktamızın ne olduğunu asla unutmamalıyız. Piyasa ekonomisi, hukuk devleti, giderek katılımcılığı öne çıkaran bir demokrasi anlayışı. Kısacası Kopenhag kriterleri ve AB çerçevesi. Biz ancak o çerçeve içinde önümüzdeki sorunların üstesinden sağlıklı bir şekilde geleceğimize inanıyoruz. Yarın, 3 yıllık bir aradan sonra AB ile müzakerelerimizde yeni bir faslın açılmasını bekliyoruz. Bölgesel politikalar başlığını taşıyan bu faslın açılması uzun zamandır derin komada olan ilişkileri canlandıracaktır. Üstelik bölgesel politikalarla ilgili olması nedeniyle, bu fasıl kapsamında yapılacak düzenlemelerin Türkiye’de bölgesel gelişmişlik farklarının giderilmesi çalışmalarına da, çözüm sürecine de katkı yapacağını düşünüyoruz. Ancak, maalesef yarın verilecek bir kararla fasıl müzakerelerinin geciktirilmesi ihtimalini dahi 1 saat öncesine kadar konuştuk. Bunun zaten sorunlu ilerleyen ilişkilerde bir kriz anlamına geldiğini söylemek bile gereksiz. Biz, gene de kriz yokmuşçasına AB perspektifini muhafaza etmemiz gerektiğine kuvvetle inanıyoruz. İlişkilerin komada olduğu süre içinde pek çoğumuz AB üyelerinin Türkiye’ye yönelik haksızlıklarından, çifte standardından şikayet ettik. Haklıydık da. Ancak dürüst olmak gerekirse, biz de Türkiye olarak son yıllarda AB uyum sürecini yeterli derecede heyecan ve kararlılıkla yürütemedik. Aslında bu durumun, bizi reformcu ülke, reformcu yönetim algısından da uzaklaştırdığını ifade etmeliyim. AB’nin krizde olması Türkiye’nin ise yüksek büyüme hızları yakalaması, demokratik reformları ilerletme iradesini zayıflattı. Başkalarının eksikliklerini ve davranışlarını açıkçası kendi ataletimiz ve isteksizliğimizin mazereti yaptık. Bunu sürdüremeyiz.”

BOYNER: HERKESİN ÜZERİNE ÇOK İŞ DÜŞÜYOR

Toplantının panel bölümünde konuşan iş kadını Ümit Boyner, bölgeye ilk olarak 1993 yılında geldiğini söyledi. Boyner, o tarihten sonra bölgeye birçok kez geldiğini, çok karanlık zor günler geçiren bölgede insanların yüzlerinde, gözlerinde umut ışığını sonunda görmeye başladığını anlattı. Boyner, şöyle konuştu:

“Barış süreciyle burada hayat çok önemli şekilde değişecek. Herkesin üzerine çok iş düşüyor. Sadece burada değil Türkiye’nin her yerindekilerinin daha fazla diyaloga, barışa sarılması gerekiyor. Türkiye’nin geleceği için bu değerlere vatandaşlar olarak sahip çıkmalıyız. Yıllar boyunca bu bölgede yatırım istendi. Ama aslında barış ortamı geleceğimize güzel bakmamız için çok önemli. Ekonomi çok önemli ve bu sürece sahip çıkmalıyız. Her zaman teşvik paketleri oldu. En son teşvik paketi çok önemli ama en büyük teşvik bu bölgede. Türkiye’de demokrasinin derinleşmesine inanıyorum. Bu yatırımların önünü açacak. Gençlerin ve genç kızlarımızın ekonomiye istihdama katılmaları gerekiyor. Biz boyner grubu olarak burada üretim yaptırıyoruz. Kadın istihdamını öne çıkaran işletmelerle çalışmaya özen gösterdik. İnsana yatırım yapmanında bizler için çok önemli sorumluluk olduğunu düşünüyorum. Esasen insana yatırım yapmamız lazım. Ben bölgedeki gençlerin iş hayatına katılmaları çok önemli buluyorum. Her zaman bunun arkasında olacağız.”

SABANCI: BÖLGE UÇACAKSA KIZLARI OKUTUN

Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, kendilerine gösterilen ilgiden dolayı Şırnaklı ve Cizrelilere teşekkür ederek, şunları söyledi:

“Zamanında doğru yerde, doğru zamanda olmak TÜSİAD’a yakışır. Bugünde böyle bir yerdeyiz. Barış ve kardeşlik süreci diyorum bu sürece. Rahmetli Sakıp Sabancı’da böyle şeyleri çok severdi. Mardin’de yaptığımız müzede önemli bir sergi açtık. Hollanda’dan İstanbul’a bile gelmemiş eserler oraya geldi. Hollanda’dan güvendiler yolladılar nereye Mardin’e. Artık burası AB standartındadır. Bu bize umut veriyor. Sabancı vakfı olarak insan haklarıyla ilgili çok çalışıyoruz. Şubat ayında çocuk gelinlerle ilgili önüme rakamlar geldi. Benim sevmediğim hoşlanmadığım Türkiye gerçekleri var. 15-18 yaşında kızlarımız okula gitmeden evlendiriliyorlar. Bakıyorum rakama bu bölgede daha fazla. Ben bu sürece barış ve kardeşlik sürecini başarıyla sonuca vardırmamız. ‘Türkiye uçar’ dedim. Biz bir kız yurdu yapıyoruz Mardin’de Eylül’e açacağız inşallah. Mütevazı 220 kişilik kız yurdu. Duyuyorum ki şimdi talep bunun 2-3 katı. Demek ki kızlarımız okumak eğitilmek istiyorlar. Ben bu süreçte bu bölge uçacaksa kızları okutacaksınız. Bugün sizlerde beraber mutluluk duyarken hepinizin yüreğiyle siz güvenip yatırım yapacaksınız sizin güvenmeniz bizim güvenmemiz olacaktır.”

Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç, 6′ıncı bölge teşvik paketi kapsamında bu bölgenin potansiyelinin kesinlikle göz ardı edilemeyeceğini belirterek, “Burada çok ciddi şekilde yatırımları değerlendireceğiz. Bunun ilk şartı barış sürecinin kalıcı bir şekilde sona ermesidir ” dedi.