Turner Prize bu yıl çok başka! 2013 adayları açıklandı

Pazar, 28 Nisan 2013 11:12

[wzslider autoplay="true" transition="'slide'"]

Turner Prize adayları bu yıl çok eğlenceli, çok canlı, espirili ve şehvetli. Her yıl, halkın çoğunluğunun kolay kolay bir anlam veremediği, içine bir türlü giremediği, zor anlaşılır işlerin aday olarak gösterildiği, dünyanın en prestijli sanat ödüllerinden biri olan Turner Prize bu yılki seçimleri ile kalbimi yeniden kazandı.

David Shrigley, Lynette Yiadom-Boakye, Tino Sehgal, Laure Prouvost ödülün bu yılki adayları oldu.

David Shrigley’in nüktedan çizimlerine internet üzerinde daha önce rastlamış olmanız olası, zira karikatür kalitesi içeren çizimleri bir kaç yıldır sosyal medyada paylaşılıyordu. Ayrıca yaklaşık 3 sterline satılan kartpostalları da İngiltere’de şuan çok popüler. Shrigley’in, Blur’un “Good Song” şarkısına çektiği klibi de sevdiğimiz işlerindendi. Sadeliği, alaycılığı, bir sanatçı olarak kendini fazla ciddiye almayan tavrı ile tanıdığımız işte o David Shrigley bu yıl Turner Prize adayı. Shrigley Turner Prize için çok iyi bir seçim. Çünkü Shrigley, kavramsal sanatın o çok asık suratlı, çok kayıtsız ve çok müphem sanatçılarının aksine, gayet açık sözlü ve sahici. Ona göre “art is great fun”. Yani sanat çok eğlenceli. Shrigley’in sanatı anlatışı da çizimleri gibi, direkt ve karmaşıksız. Shrigley’e göre sanat, bir zamanlar Artiz Mektebi tiyatrosunda, Perran Kutman’ın Nilay Domdom’u oynadığı muhteşem performansındaki gibi “insanın bööööyle içinden gelen… yani nasıl bööööle…” diye açıklamaya çalıştığı bir kavram değil. Ona göre sanat sadece “fun”. Ne ferahlatıcı bir tanım!

Lynette Yiadom-Boakye Turner Prize adayı olan ilk siyahi kadın. Müthiş zengin ve koyu renkler ile yaptığı portreleri tamamen hayal ürünü. Yani portrelerindeki insanlar aslında yoklar. Yiadom-Boakye’nin işlerinde bildik batı tarzı yağlıboya portre stili var ancak sujeler siyahi. Sanatçı bu işlerinde siyahi sujelere olan bakışımızı ve onlara bakarken kafamızda yaratmaya çalıştığımız senaryoyu sorguluyor. Çünkü onlarını tanımıyoruz ama tuhaf bir şekilde tanıma ihtiyacı hissediyoruz, resimlerdeki boşlukları kendimiz doldurup kafamızda hikayelendiriyoruz. Yiadom-Boakye’nin işleri her yönüyle son derece orijinal.

Laure Prouvost ise benim şahsi favorim. Feminenliği sevmeme rağmen, ifade edilişini sık sık bayağı bulurum. Ama Laure Prouvost’un “Yut” (swallow) adı videosundaki doğallık öyle çekici ki, tam bir feminenlik kutlaması. İşleri öyle duyumsal ki bakarken ve izlerken ses ve görüntünün yanında sanki koku ve dokunuş hissi de veriyorlar. İşlerindeki o narin şehvet duygusu kadını çok iyi anlatıyor. Kadın da sanki aynen böyle bir şey; doğal, şehvetli, oyunbaz, narin, masalsı ve duyumsal.

Tino Şehgal’in geçen yıl Tate Modern’da sergilenen “These Associations” performans işi bir düzine aktörün izleyiciler önünde Turbine Hall’da aynı anda çeşitli repliklerle, kareografik hareketler yapıp, izleyicilere yaklaşıp hikayeler anlatmasından oluşan tiyatral bir iş. Sehgal yabancılarla olan ilişkimizi, onların hikayelerine, hareketlerine duyduğumuz ilgiyi alıp galeride sergiliyor. İzleyicilerin bir yabancı olarak gördüğü ve gidip yanına konuşmayacağı bir adam gelip bir anda çok özel bir hikayesini anlatmaya başlıyor. İzleyiciler aktöre cevap veriyor ve bir alışveriş yaşanıyor. Sehgal’in işleri birer canlı sanat örneği, ve o işlerde sanat izleyicisinin, eli çenesinde bir işi süzen sade birer izleyici olarak kalmadığını, bizzat işe katıldığını görüyoruz.

Turner Prize’in bu yıl ki tüm adayları oldukça radikal ve heyecan verici. Turner Prize sergisi Birleşik Krallık kültür şehri kutlamaları kapsamında Kuzey İrlanda Londonderry’de 23 Ekim’den itibaren ziyarete açılacak. 2013 Turner Prize’ı kazanan sanatçı ise 3 Aralık’da açıklanacak.

Dipnot Tablet AppStore ve Google Play Market’te. Hem de ücretsiz…