Türkiye’nin en iyi sinema eleştirmeni Ali Arıkan yazdı: Lincoln’ın Düşündürdüğü

Pazar, 23 Aralık 2012 10:04

Dipnot Tablet 92. sayısı ile yine dopdolu. Dipnot Tablet’in sinema yazarı Ali Arıkan Steven Spielberg’ün yeni filmi Lincoln’ı sizler için değerlendirdi.

Son yıllarda Türkiye’de siyasi görüşü ne olursa olsun, neredeyse herkesin hemfikir olduğu bir konu var ki o da Cumhuriyet’in kuruluşundan beri bize öğretilen resmi tarihin ne kadar berbat bir şey olduğu. Öyle ki, geçmişimizle ilgili ne zaman bir konu açılsa, herkes tarihçi kesiliyor, “aslında” diye söze girip, yıllar boyunca öğrendiğimiz her şeyin “doğrusunu” aktarmaya başlıyor. Bu tür bir revizyonizm dünya tarihinde sadece sıklıkla karşılaştığımız bir olgu değil, çoğu zaman gerekli de. Fakat siyaset hem de politikada kullanılan “kobra efektini” de göz ardı etmemek lazım. Peki nedir bu kobra efekti?

Britanya’nın Hindistan’ı işgal edip sömürgesi yaptığı ilk yıllarda, Delhi, yüzyıllardır olduğu gibi kobra kaynamaktadır. Yerel halk bu ölümcül yılanların nerede yuva yaptığını veya ısırıklarına nasıl çare bulunacağını bildiği için, yıllardır birlikte yaşadıkları bu sürüngenlere pek aldırış etmez. Ama İngilizler öyle değildir. Kobralardan çok çekerler; her hafta bir, iki tanesi kobra ısırığından ölür. İşte bu sebepten dolayı, İngilizler, her öldürülen kobranın başına ödül vermeye başlarlar. İlk zamanlar bu iyi bir sonuç getirir. Kobra nüfusu azalır. Fakat sonra, para kazanmanın basit yolunu bulanlar, kobra yetiştirmeye başlar. Sonra da yetiştirdikleri kobraları öldürüp, üstüne para alırlar. Bunun farkına varan İngilizler, kelle başına para vermeyi durdurur. Kobra yetiştirenler de kobraları salar (gülmeyin). Ortaya, başlangıçtan çok daha kötü bir durum çıkar.

Yanlış anlaşılmasın, resmi tarihi savunuyor değilim. Fakat, resmi tarihi düzeltmek için, her şeyi yıkıp yeniden yapmak gibi bir yaklaşımı da mantıklı bulmuyorum. Hepsinden önce, bu “yeniden inşa” operasyonuna girişenlerde, böyle bir projeyi başarıyla gerçekleştirecek çap veya bilgiyi görmüyorum. Ama ondan da öte, kuruluş miti denilen kavramın, neredeyse tüm ülkelerin tarihlerinin önemli bir parçası olduğunun da farkındayım.

Örnek: Türkiye’ye gelen her yabancı devlet büyüğünün Anıtkabir’e götürülmesi, oradaki deftere not yazıp imza atmasıyla çok dalga geçilir. Bense bunu oldum olası hoş bir gelenek olarak görmüşümdür. Devletler, kendi mitlerini yaratırlar, diğer devletler de bu mitlere saygı gösterir. Bunun gibi küçük detaylar insan uygarlığının bir parçası olagelmiştir.

Geçen hafta Steven Spielberg’ün yeni filmi LINCOLN’ı izledim. Tam anlamıyla bir başyapıt ve eleştirisini yazman için üzerinde biraz daha düşünmem lazım. ABD’nin en önemli ve en büyük başkanlarından Abraham Lincoln’ün, köleliği kaldırma çalışmalarını, klostrofobik bir siyasi oyun olarak gösteren filmin belki de en önemli özelliği Lincoln mitini devam ettirmesi. Tamam, evde yaşadığı sorunlar veya siyasetçi kimliğine bağlı olarak yaptığı manevralar da filmde gösteriliyor ama Lincoln, modern ve seküler bir aziz bilgi lanse ediliyor filmde. Gelecek hafta filmle ilgili daha geniş bir yazı yazacağım ama ondan önce bu detayı paylaşmak istedim. Ne de olsa bazen biraz perspektif iyi geliyor.

App. Store’dan iPad ve iPhone’nunuza indirmek için TIKLAYINIZ

Tags