Türkiye’nin 4 büyük anket firması seçimi dipnot tablet için değerlendirdi

Cumartesi, 22 Mart 2014 17:28

ANKETLERİN GÖZÜNDEN SEÇİM HAVASI

30 Mart yerel seçimlere sayılı günler kaldı. 17 Aralık sürecinden sonra hiç konuşmadığımız seçimler hızlı bir şekilde gündemin içine girdi. AK Parti -Gülen Cemaati arasında yaşanan kavganın da etkisiyle belki de son yıllarda görmeye alışık olmadığımız bir gerginlikle geçiyor. Birçok uzmana göre bu yerel seçimden çok bir genel seçimi andırıyor. Peki, uzmanlar ne düşünüyor? Yaptıkları anketlerle araştırmalarla kamuoyunun nabzını yoklayan Türkiye’nin 4 büyük araştırma şirketinin yetkililere sorduk.  Yerel seçimlere doğru Türkiye’deki hava nasıl? Onlar da Dipnot Tablet için cevapladı…

İbrahim Uslu ANAR Genel Müdürü

ibraihm uslu anar

Şimdi önümüzdeki seçim bir yerel seçim ama seçim öncesinde yaşanan gelişmeler nedeniyle yerel seçim olmaktan çıktı. Biz en son Mart ayı içerisinde iki tane arka arkaya çalışma yaptık ve yerel seçimle genel seçimin arasındaki farkın tamam sıfırlandığını gördük. Hâlbuki bundan önceki bütün seçimlerde genel seçim oyu ile yerel seçim oyu arasında partilerin ya pozitif ya negatif ama mutlaka bir makas olurdu. İktidar partisinde genellikle negatif bir fark olurdu, muhalefet partilerinde yerel seçimde pozitif bir fark olurdu. Fakat şimdi bu farklar kalmadı. Ama önümüzdeki seçim seçmen tarafından bir yerel seçim olarak değerlendirilse bile uzun bir seçim maratonunun cumhurbaşkanlığı seçimi ve genel seçim maratonunun ilk ayağı gibi görülüyor. Bir de 17 Aralık sürecinde yaşanan hadiseler bu seçimibir yerel seçim olmaktan çıkardı. O yüzden de seçim sonuçları üzerinde etkisi olacak faktörleri analiz ettiğimizde ya da seçmen davranışını etkileyen faktörleri analiz ettiğimizde, aday gibi aday projeleri gibi daha önceki yerel seçimlerde etkili olduğunu bildiğimiz faktörlerin etkisinin kırıldığını da gördük. Şimdi daha çok AK Parti’nin lideri ya da bu yaşanan tartışmalar ya da bizatihi partinin kendisi önemli hale gelmeye başladı. Bu genel seçimlerde görmeye alışkın olduğumuz eğilimler yada tutumlar. O yüzden birinci özelliği bu seçimin artık bir yerel seçim olmaması ikinci belirleyici özelliği ise seçmen davranışının yerel seçim dinamikleri tarafından etkilenmiyor olması. O yüzden bu bildiğimiz diğer yerel seçimlerden çok farklı bir olacak diye değerlendiriyorum. Bu üç büyükşehirde sürpriz beklemediğimizi söyleyeyim. Bizim çalışmalarımız bir sürpriz yaşanmayacağını gösteriyor. İkincisi seçimdeki Türkiye geneli oy oranında yerel seçimlere değil de genel seçimlere daha çok benzeyeceğini öngörüyoruz.

Hakan Bayrakçı: SONAR Genel Müdürü

hakan bayrakçı

Genel ortalamada birçok bölgede AK Parti’de yaklaşık 10 puan bazı bölgelerde 8 puanlık bir düşüş gözledik. Fakat bu İstanbul ve Ankara’da bizim anketlerde CHP’nin seçim kazanmasına yetmiyor. Şöyle ki İstanbul (anlaşılmıyor) 45′e 40 (anlaşılmıyor) var. Kadir Topbaş AK Parti ile önde. Ankara’da da 46′ya 40 Melih Gökçek önde. İzmir’de CHP 20 puan civarı bir farkla kazanıyor 51′e 31 oranıyla. Peki, bu AK Parti’deki düşüş nerede ve nasıl yansımış diye düşünecek olursak bunu birçok kentlerde görebiliyoruz. Örneğin Antalya’da başa baştılar, yani CHP’yle AKP, Mustafa Akaydın ile Menderes Türel. Tape’ler çıktıktan sonra Mustafa Akaydın 10 puan öne geçti. Manisa’da mesela başa baştılar 6-7 puan MHP, AKP’nin önüne geçti. Adana’da da yine MHP öne geçti, hem de CHP’nin önüne geçti üçüncülüğe geçti AKP. Bir diğer deyişle İstanbul ve Ankara hariç ki muhtemelen orada da Kadir Topbaş ve Melih Gökçek’in kişisel 10 15 belki 17 puanlık güçleri sayesinde diyebilirim İstanbul Ankara hariç her yerde bütün Türkiye’de AKP’deki 10 puanlık ortalama düşüş görülecek. AKP’nin bu seçimde Hatay’dan İstanbul’akadar sahil şeridine girme planı vardı. Mesela Mersin, Adana, Antalya buralara çok yüklenmişti ama bunlar olmuyor. İşte Adana MHP’de Antalya’da CHP’de, Mersin’de ise CHP’yle MHP çekişiyor. Böyle bir tablo var. Bizim genel saptamalarımız bunlar şimdilik. Bir şey daha ilave edeyim. 25′inde bir şey diyorlar ne olduğunu bilmiyoruz. Çok geçerli ya da çok ayan beyan bir başka deyişle hem görüntülü hem sesli çok absürt bir şey çıkarsa hem İstanbul’daki hem Ankara’daki 5 puanlık fark kapanabilir. Çünkü o fark aslında 2 buçuk puan. Yani 2 buçuk puan yer değiştirse 42 buçuğa 42 buçuk oluyor. Böyle bir durum var.

Adil Gür A.G Araştırma şirketi Genel Müdürü

adil gür

Türkiye 10 11 yıl sonra bir yerel seçime gidiyor. Ama yerel seçimlere baktığımızda her yerel seçimi yaşadığımız dönemden daha farklı gözüküyor. Yani iktidar hem muhalefet bu yerel seçimi bir referanduma bir genel seçim havasına sokmaya çalıştı. Buna rağmen yaptığımız araştırmalarda görüyoruz ki seçmenin yaklaşık yarısı bunu bir parti aidiyetiyle kutuplaşmanın etkisiyle değerlendirip oy verecek olmasına rağmen seçmenin bir diğer yarısı siyasi partilerin bu kutuplaşma rüzgarlarına rağmen bunu bir yerel seçim olarak görüyor. Yani ilde ilçede gösterilen adayın ve ya işte mevcut belediye başkanı var ise belediye başkanının icraatlarına projelerine kendisi için çocuklarının geleceği için mahallesi için sokağı için ne yaptığına ve ne yapacağına bakarak karar verdiğini görüyoruz. Bunun sonuçlarını 30 Mart akşamı seçim sonuçlarında çok açık seçik göreceğiz. Yani her ne kadar biz bu seçim tamamıyla bir referandum bir genel seçim havasında gidiyor desek de 30 Mart akşamı göreceğiz ki iktidara mensup ya da muhalefete mensup başarılı belediye başkanlarının olduğu yerlerde o partilerin genel ortalamaların üzerinde oy aldığını ve ya başarısız belediye başkanlarının ise seçmen tarafından cezalandırılacağını görüyoruz. Bu seçim çok önemli neden önemli. Bu seçimin hemen akabinde cumhurbaşkanlığı seçimi ve bu seçim sonuçlarına göre zamanında ve ya erkene alınması muhtemel bir de genel seçim yaşayacağız. O nedenle hem iktidar hem muhalefet partileri bu seçimlerin öneminin bilincinde olduğu için var güçleriyle seçime hazırlanıyorlar gibi görülüyor. Elbette ki bu seçimi diğer seçimlerden ayıran bir diğer özellik de işte 17 Aralık’tan itibaren başlayan işte tapeler kayıtlar vs.ler bunların da gölgesinde geçiyor. İktidar bunların doğru olmadığını söylüyor. Muhalefet ise bunlar üzerinden iktidarı vurmaya çalışıyor. Ne kadar etkili olup olmayacağını muhtemelen 30 Mart akşamı göreceğiz. Aslında kişisel olarak baktığımızda Türkiye’nin de buna ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Çünkü maalesef iktidarıyla muhalefetiyle o kadar sert bir kutuplaşma içinde bir seçim atmosferi geçiyor ki bunda belki bir parti 1-2 puan kazanıyor bir parti oy kaybediyor gibi görünse de orta ve uzun vadede Türkiye’nin zarar gördüğünü bu toplumun zarar gördüğünü düşünüyorum. İster istemez bu sert kutuplaşmanın ve ya sert söylemin ekonomik yansımaları da oluyor. Yani dövizdeki ve faizdeki yükselişler de bunu teyit ediyor.  Yani her kavga aslında vatandaşın cebini etkiliyor. İster istemez de vatandaş bundan rahatsız oluyor diye düşünüyorum.

Bekir Ağırdır KONDA Genel Müdürü

bekir ağırdır

Bu seçimler tabi yerel seçim olmaktan çıktı zaten bunu her şey söylüyor da ama bu sadece son günlerin olaylarından dolayı değil seçimlerin genel seçim anlamını da ifade ettiği (anlaşılmıyor) çıktı. Yani sadece 17 Aralık’tan beri yaşananlardan dolayı değil. Ben çünkü şöyle görüyorum; üç seçimlik bir sürecin sonunda ülkenin siyasi yöneticilerinin önemli bir kısmı değişmiş ve yenilenmiş olacak. Yenilenmiş kadrolar ve buna bağlı olarak yenilenecek yerel ve ulusal bürokrasi 2015′ten itibaren Türkiye’nin tıkandığı bütün problemlere bir biçimde cevap üretmek zorunda kalacak. Kimse hepimizin ortak hayatının kurallarının iyisi doğrusu güzelini konuşmuyor. Herkes, ister AK Parti ister CHP ister MHP ister BDP ister modernler ister dindarlar ister Türkler ister Kürtler nereden bakarsanız bakın herkes kendi iyi doğru güzelini öbürüne dayatmaya çalışıyor. Ama bu yapı sürdürülemez. İç dinamikler nedeniyle de sürdürülemez. Dış dinamikler ve ya bölgesel dinamikler nedeniyle de sürdürülemez. Onun için 2015′ten itibaren Türkiye’nin meselesi bu reformu nereye kadar hangi ilkeleri baz alarak ve ya hangi siyasi önderlik ve ya ideolojinin öncülüğünde yapacağımız meselesidir. Ve bu seçim bu kadroların bu tercihleri belirleyecek. O yüzdendir bu seçime (anlaşılmıyor) yerel yönetim ya da kendi başına cumhurbaşkanlığı seçimi olmaktan çıkmıştır. Zaten 17 Aralık’tan beri yaşanan süreç de böyle bir anlayıştan bakıldığı zaman sadece Tayyip Erdoğan’ın gücünü azaltmak azaltmamak kavgası değil o 2015′ten itibaren ülkenin geleceğine karar verecek bu kadroları belirleme gücünü ele geçirme kavgasıdır bence. Ve böyle bakınca yalnızca Cemaat ve ya AK Parti ya da hükümet değil iki tarafta da çoktan çoka birçok aktörün devrede olduğu bazıları büyük olabilir küçük olabilir örneğin bir tarafta cemaat görünüyor ama bir sürü başka (anlaşılmıyor) devrede olduğu açık. O yüzden seçimlerin ayrı bir önemi var. Ama bir yandan da toplumun ruh haline baktığınız zaman iki tane mesele çok öne çıkıyor. Bir; toplumda çok ciddi bir kutuplaşma yaşanıyor. Sadece siyasi aktörler arası kutuplaşma değil hayat tarzı olarak da kültürel kimlikler arası da farklı ölçeklerde büyüklüklerde olmakla beraber farklı kutuplaşmalar ama her birisi çok ciddi büyüklükte kutuplaşma yaşanıyor. İki; toplumda biz duygusu parçalandı. Önce siyasetçilerde sonra medyada şimdi de toplumda parçalandı. Artık hiç birimiz biz derken 76 milyonu kast etmiyoruz. Başbakan da biz derken içki içenleri dahil etmiyor. Başkaları biz derken Kürtleri dahil etmiyor. Başkaları biz derken başörtülüleri dahil etmiyor. Başkaları biz derken Alevileri dahil etmiyor. Herkesin biz tanımı eksik. Bu şimdiye kadar da böyleydi denebilir. Özellikle hükümet yandaşı yazarlar bu dili kullanmaya başladı son zamanda. Evet, tarihimiz boyunca belki böyle kültürel bir kutuplaşma yaşıyoruz ama bu kez farklı olan da şudur. Biz şimdiye kadar her mağdur kesim kürdü dindarı başörtülüsü Alevisi laiği hak talebini devletten bir talep üzerine yürütüyordu. Şimdi farklı olan şey herkesin hak talebinin önünde engel olarak yalnızca devleti değil ötekileri de görüyor. Kürt ulaşamadığı hakları için Türkleri engel görüyor ve ya tersi. Bu ilk kez yaşanıyor ve toplumun bu gerilimi ile seçime gidiyoruz. Dolayısıyla bu seçimler sadece yerel yöneticileri seçmekten çıktı. 30 Mart akşamı herkes bütün aktörler ve partiler siz de ben de hep beraber o oluşacak rakamlara göre cumhurbaşkanlığı seçimine dair bütün senaryolarımızı gözden geçireceğiz. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine göre de hep beraber 2015′e dair senaryolarımızı gözden geçireceğiz. (Anlaşılmıyor) bu kadar karmaşık aktörün ve planın bir arada olduğu seçim için şu olur diye kestirmeden keskin cevaplar vermek mümkün değildir. Bütün senaryolar mümkün ama burada önemli olan artık toplumda söz. Aktörlerde medyada benim gibi medya maydanozlarında falan değil. 52 buçuk milyon sade vatandaşı getiriyorsunuz, o 52 buçuk milyon vatandaş sözünü nasıl söyleyecek toplumsal vicdan nasıl oluşacak 30 Mart akşamı göreceğiz.

 

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ İNDİRMEK İÇİN 

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN