Türkiye’deki Teknoloji Girişimcilerini, Yatırımcılarla Buluşturan İsim: Kaan Akın

Pazar, 12 Haziran 2016 14:00

MİNA DİLBER

Gün geçmiyor ki hem Türkiye’de hem de dünyada yeni bir start-up, yeni bir teknolojik girişim kurulmasın! Kaan Akın, kurduğu Hackquarters şirketi ile girişimcileri ve yatırımcıları bir araya getirmek üzere çalışmalar yapan bir isim. Akın, yıllarca farklı teknoloji şirketlerinde ve girişimlerde çalıştıkan sonra Hackquarters’ı kurmuş. Akın’a doğru girişimcilerin fikirlerini hak ettikleri potansiyellerine ulaştırabilmeri için çalışan Hackquarters’ın hikayesini ve teknolojik uygulamaların, girişimlerin Türkiye pazarındaki yerini sorduk…

 

Hackquarters tam olarak nedir?

Hackquarters bir girişim hızlandırma merkezidir. Hayata geçmek üzere olan fikirlerin daha hızlı ve doğru şekilde müşterilerine ve olası iş ortaklarına ulaşıp, güçlü bir şekilde ticari hayata geçmesine olanak sağlıyor. Özellikle girişimlerin global olması çok kritik, bu konuda da Silikon Vadisi ve daha bir çok yerde yapılan programlarla birlikte ortak programlar gerçekleştiriyoruz.

Girişimlerle bu alanlarda çalışırken de Türkiye’nin ve Dünya’nın büyük şirketlerine inovasyon ve teknoloji konusunda farklı programlar yaparak onların da hızlı bir şekilde adapte olmalarını, büyümelerini desteklemeyi ve yüksek karlı pazarlara girebilmeleri için çalışmalar yapıyoruz. Yaptığımız çalışmalar şirket kültürünün girişimciliği desteklemesinden (Intrapreneurship), şirketlerin kendi alanlarının etrafında yeni şirketler kurmasına kadar çeşitlenebiliyor. Bu çalışmalarla, şirketlerin Dünya’da gerçekleşen dijital devrime uygun olmaları için çalışıyoruz.

 

Hackquarters olarak yola çıkmanızda ki amaç neydi?

Hackquarters, fikirden şirketleşmeye giden uzun yolculuktaki uçurumları kaldırmak için yapılandı. Ekibimiz; farklı seviyelerdeki girişimlerde ve şirketlerde çalışmış, çıkışında bir fikir olan bu zorlu yolculuğun farklı yollarından geçmiş insanlar. Girişimcilik hikayelerine baktığınızda müşterilerin istemediği ürünlerin yapılanması dolayısıyla batan fikirler, yanlış şekilde yapılanmış iş planları, doğru müşterilere ulaşamadığı için hayata tutunamayan fikirleri sıkça görürsünüz. Hackquarters’ı doğru girişimcilerin, fikirlerini hak ettikleri potansiyellerine ulaşabilmeleri için kurduk. En büyük amacımız bizim çatımız altında bulundan girişimlerin doğru bir şekilde büyümeleri, yüzlerce parlak insana iş imkanı sağlamaları ve global platformlarda kendini gösterebilmeleri. Bunu yaparken de girişimcilerinin ve yatırımcılarının harcadıkları emeklerin karşılıklarını alması.

 

Peki Hackquarters nasıl çalışıyor?

Hackquarters’a kabul edilmeden önce girişimci adaylarımızla bir süre karşılıklı birbirimizi tanıyoruz, girişimin içerisinde olduğu pazarı anlıyoruz. Girişimcileri bünyemize katıldığında, ona bahsettiğimiz destekleri vermeye başlıyoruz. Farklı seviyeler, farklı ihtiyaçlar ve farklı eğitimlere ihtiyacı olan girişimlerimizda bazı sorunları belirliyoruz. Bunun sonrasında bir yol planı yapıp, yoğun bir çalışma temposuna giriyoruz. Girişimcilerimizle aynı ofiste çalışıp, onların en hızlı şekilde hedeflerine ulaşabilmesi için onların kurucu ortağı gibi oluyoruz. Yatırım ve destek yaptığımız şirketlerden belirli bir hisse alıyoruz.

 

Teknoloji ve girişim gönüllülerini, doğru ortamda nasıl buluşturuyorsunuz?

Bu konuda Kolektif House, bizim için oldukca iyi bir partner. Sadece Hackquarters girişimleri değil, Kolektif House’da da bir çok farklı girişim çalışarak birbirlerini olumlu yönde etkiliyorlar. Bir yandan da üniversite, hızlandırma programları, eğitim programları ve global programlarda jürilik ve mentörlük yaptığımdan dolayı çok fazla etkinliğe katılma, girişimlerimizi buralara gönderme ve oradaki girişimcilere ulaşma şansı yakalıyoruz. Bir yandan yoğun çalışmalarımız arasında zaman buldukca Türkiye’de girişimcilerin ve bu girişimler için önemli olan kuruluşların, bir araya gelebileceği etkinlikler yapıyoruz. Genel olarak Hackquarters’a ve bana ulaşmak oldukça kolay. Yardım isteyen girişimcileri elimizden geldiğince doğru yerlere yönlendirmeye çalışıyoruz.

 

Girişimcilere ne gibi desteklerde bulunuyorsunuz?

Girişimlerimize ilk aşamada 10.000 TL bir çekirdek sermaye, Kolektif House’da çalışabilecekleri yer, internet, kahve ve atıştırmalıklar, hukuk ve muhasebe danışmanlığı sağlıyoruz. Bunun dışında en büyük yardımımız Hackquarters çalışanlarının onlarla birlikte, kendi şirketleriymiş gibi çalışmaları oluyor. Ürünlerinin tasarımından, iş planlarına, müşterilere ulaşmaktan yatırıma kadar her adımda girişimlerimizle birlikte çalışıyoruz. Bunun yanında Hackquarters’ın anlaşmalı olduğu Amazon, Facebook, Google gibi dünya markalarının girişim destekleme programlarına da dahil oluyorlar. Böylelikle küresel şirketleşmelerini ve oradan destek bulmalarını da kolaylaştırıyoruz. Bu teknik desteklerin 100 bin TL seviyesinde bir bütçeye karşılık geldiğini de hatırlatmak isterim. Hackquarters’ın etrafında da farklı sektörlerden bir çok mentör ve yatırımcı da girişimcilere kilit noktalarda yardım etmek için bulunuyor.

 

Bünyenizde şu an kaç tane girişim veya start-up bulunuyor? Ve bu girişimler hangi alanlarda çalışıyor?

Şu an Hackquarters bünyesinde 7 tane girişim var, hepsi teknoloji tabanlı ve hepsi global olabilecek şirketler. Girişimlerimiz; VetMapp, mobil ve web tabanlı hayvansever ve veterinerleri lokasyon, uygunluk ve servislerine göre buluşturan bir uygulama. Bonobo, kullanıcıların birbirine gerçek hayattaki şeyleri ısmarlayabildiği bir kullanıcılar arası ödeme sistemi. Datapare şirketlerin ilgi alanına giren fiyatları takip edip hem markalara hem de ticaret platformlarına ürün, özellik ve bulunurluk bilgileri sunan bir iş zekası platformu. Davet Postası insanların birbirlerine düğün, davet gibi özel günlerde diijital davetiye gönderip, rahatça gelecek kişilerin katılımı görebileceği, kağıt kullanımını azaltırken bildiğimiz davetiye deneyimini sağlayabileceği bir iletişim platformu. Mushroom kafe, restoran ve benzeri yerlerin kullanıcılarına lokasyon bazlı indirimler sunabileceği bir pazarlama ve keşfetme platformu. Screen Socializer, lineer televizyon akışlarını markalar ve televizyon kanallarının sosyal medya içerikleriyle zenginleştirmesini sağlayıp, izleyicilerin daha fazla keyif almasını sağlayan bir platform. Getform, özellikle geliştiriciler ve tasarımcıların kolayca form oluşturup, bilgi alabileceği, ödeme alabileceği bir form altyapısı hizmeti.

hq-facebook

 

Projeleriniz içinde mobilde yer alanlardan bahsedebilir misiniz?

VetMapp ve Bonobo kendi doğaları gereği mobil deneyim üzerine yoğunlaşılarak hazırlandılar. Diğer ürünlerimizin de mobilde var olacak bir şekilde tasarlandılar. VetMapp özellikle hayvan sahipleri ve hayvanseverlerin acil durumlarda hayvanlarını götürebilecekleri veteriner kliniklerini bulabilmeleri ve doğru kliniklere en hızlı şekilde ulaşabilmeleri için mobil deneyim öncelikli olarak tasarlandı ve pazara sürüldü. Ayrıca mobil kullanıcıların yeni uygulama yüklemelerinin bir problem olduğunu bildiğimiz için olabildiğince az yer kaplamasını sağlayacak şekilde yapılandı. Amacımız VetMapp’ın hayvan sahipleri ve hayvan severlerin sürekli telefonunda yüklü bir uygulama olmasını sağlamak. Bonobo’da aynı şekilde insanların sosyal ortamlarda kullanabilmeleri için yeni FinTech girişimlerine uygun bir şekilde, insanların istedikleri zaman ve rahatça kullanabilmesi için tasarlandı.

 

Gelişen mobil girişimcilik hakkında ne düşünüyorsunuz? Mobil’in ve mobile yönelik girişimciliğin geleceğini sizce yakın zamanda neler bekliyor?

Mobil teknolojiler bizim açımızdan çok yeni değil. Kullanıcılar olarak internete erişimimiz ve internetin potansiyelinin artmasıyla birlikte aslında kullanıcıların deneyimlerine daha uygun işler kurabiliyoruz. Aslında insanoğlu olarak hep hayalimiz avuç büyüklüğünde bir cihazla bir şeyler izlemek, vaktimizi geçirmek ve iletişim kurabilmekti. İnternet buna imkan sağladığı için durdurulamaz bir büyüme gerçekleşti ve gerçekleşmeye devam edecek. Mobili giyilebilir teknolojiler takip edecek. Yani yakın zamanlarda saatler, gözlükler, kulaklıklar bize teknolojiyi daha yeni şekillerde kullanma şansı verecek. Platformlardan bağımsız girişimcilerin düşünmeleri gereken en önemli konu kullanıcıların problemlerini nasıl çözdükleri, kullanıcıların nasıl ihtiyaçları olduğu. Mobil teknolojiler bizler için biçilmiş kaftan. Artık kullanıcıları günde 18 saat dokunabildiğimiz bir yer.

 

Genel olarak Türkiye’de sayısı artmakta olan startup’lar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Türk geliştiricilere inancım tam, bunu da Dünya’nın en büyük şirketlerinde kilit pozisyonlarda olan kişilerden rahatlıkla anlayabiliriz. Fakat girişimler konusunda, biraz daha gelişmeye ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Türkiye’de gördüğüm en büyük eksik, girişimcilerimizin çok fazla lokal düşünmeleri. Eğer biz global teknolojileri ve yatırım fonlarını Türkiye’ye çekip, bu teknolojik devrimi hızlandırmak istiyorsak, farklı ülkelerdeki insanlara hizmet sunmamız gerekiyor.

Bir yandan da girişimci ruhlu insanların kapitale erişiminin kolaylaşması gerekiyor. Yani girişimcilerimiz kendi işlerini hızlıca kurup, deneyimler biriktirmeliler. Amerika bugün tüm dünya teknolojilerinin odağında, başarılı hikayeleriyle dolu bir ülke olduysa, bunu daha önce birden fazla kurdukları işlerde ki deneyimlere borçlu olduklarını söyleyebilirim. Bizim de daha cesur olduğumuz dönemler geldiğinde başarılarımızın da arttığını göreceğiz.

 

-

Yazının devamını okumak ve Dipnot Tablet’in 273. sayısını indirmek için

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

available-on-the-app-store

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Get-it-on-Google-Play