Türk Tasarımcıların Ünü Dünyaya Yayılmaya Devam Ediyor..

Pazartesi, 17 Eylül 2018 18:09

Hazırlayan: Selen Yalaz

“Fvermeulen” markasının kurucusu Fulya Vermeulen’e marka tasarım hikayesini sorduk. Güney Afrika’nın başkenti Cape Town’da yaşayan ve tasarımlarını burada üreten Fulya Vermeulen Dipnot ekibinden Selen Yalaz’ın sorularını yanıtladı.

Tasarımcılık hikayeniz nasıl başladı?

Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi mezunuyum. Bir heykeltıraşın röportajında “nefes aldığım andan itibaren sanat vardı” benzeri bir cümle okumuştum. Tam da böyle; sanat hep orda, hangi noktada, ne kadar ve nasıl hayatınıza kattığınız sizin hikayenizi oluşturuyor. Benim hayalim 10 sene, hikayem ise 2 sene önce başladı. Yıllarca tekstil ve moda sektöründe uluslararası firmalarda yöneticilik yaparken bir yandan da porselenle çalışmaya başladım. Ustalardan dersler aldım, dünyanın her yerinden özellikle uzak doğudan porselen için kalıplar taşıdım. Yaklaşık iki sene önce de kurumsal hayata veda edip Cape Town’a taşındım ve ilk koleksiyonum ile beraber markamı da hayata geçirdim. Cape Town’ da ve İstanbul’da olmak üzere iki atölyem var.

Tasarımcılığın dışında ilgilendiğiniz başka bir iş var mı?

Her şey aslında bir hayal ile başlıyor akabinde tasarım geliyor, sonrasında da porselen olarak kendim üretime geçiyorum. Çizimlerden sonra çamuru 3 boyutlu hale getirme işi başlıyor ki aslında ürünleri bu süreç belirliyor. Her parça kalıp kullanılmadan, tek tek elde yapılıyor. Çamur şeklini aldıktan sonra, önce 1000 derecede, daha sonra da sırlanıp 1230 derecede pişiyor. Porselen hata sevmeyen, öte yandan dokunduğu formu camsı parlaklığıyla bir üst segmente taşıyan bir malzeme. Parçalar fırına girdikten sonra artık içerde müdahale edemediğimiz başka bir oluşum var. Bu bir dönüşüm süreci ve doğal olarak da acı sürprizler de yaşanabiliyor. Aslında markanın felsefesi de bu meşakkatli süreçten geliyor, elmas yerine sanata dair bir ürün teklifi var.

Güney Afrika’da bu işi yapmak nasıl bir deneyim ve neden Güney Afrika?

Cape Town yeşilin ve mavinin benzersiz tonlarının görüldüğü, tasarım ve sanata dair uluslararası düzeyde önemli fuarların organize edildiği bir şehir. Cape Town’ da sürdürülebilir tasarıma dair bir merak var, bu bakımdan da ürünler ilgi görüyor. Dünyanın en önemli Çağdaş Afrika Sanatı Müzesi Zeitz MOCAA’ nın mağazası ile anlaştım. Böyle önemli ve prestijli bir yer ile çalışmak diğer platformlar için de çok iyi bir referans noktası sayılıyor. Öte yandan tarihsel açıdan Avrupa ile Güney Afrika’nın organik bir bağı var. Örneğin dünyanın en önemli fuarlarından sayılan Premiere Classe fuarı Eylül ayındaki expozisyonunu tamamen Afrika üzerine kurdu. Ben de Ekim ayında bu önemli fuarda katılımcı olacağım. Son surat hazırlanıyoruz.

Tasarımlarınızı besleyen şeyler neler?

Koleksiyonun biraz da kimliğinden hareketle bir hikayesi var. Beyond Boundaries – Sınırların Ötesinde- Esasında adını kaynağından alıyor. Benim de , ürünlerin de devinim veya değişim ile ilgili bir derdi var.

Gelişen teknoloji ile sınırların bulanıklaştığı bir zamanda yaşıyoruz. Timbuktu’ da yasayan bir çocuğun hayalini öğrenebiliyoruz. Sosyal paylaşımlarla sınırlar kırılıyor ve bu değişim bir akışkanlık yaratıyor. Gerçekliğin ve sanal gerçekliğin kesişimine dair bir akışkanlık hissi bu. Koleksiyon da formlarında bu akışkanlıktan ilham alıyor. Çamurdan porselene, hatta sonrasında bir takıya bürünme hali ise bana göre devinimin ta kendisi.

Tasarımlarınıza nereden-nasıl ulaşabiliriz?

https://www.instagram.com/fvermeulen/ veya www.fvermeulen.com sitesinden ulaşılabilir.

Son olarak bu işi yapmak isteyen veya yapmakta olan tasarımcılara söylemek ve eklemek istedikleriniz neler?

Aslında herkesin şartlarına, girişimci ruhuna ve sabrına göre yaratma ve kendi var oluşunu hayata geçirme süreci farklı gelişiyor. Ya da buna başka türlü var olamama hali de diyebiliriz. Ben sanat okuduğum halde uzun yıllar çok büyük bütçeler yönettim. Bu da benim oluşum sürecimdi diye görüyorum, şimdi de yeni bir oluşum içindeyim. Bana göre; Girişimci/tasarımcı olunca her düştüğünüzde ayağa kalkabilmek için o işe çok aşık olmak gerekiyor. Aşkın olduğu her yerde elbette gözyaşı da var. Ama bana sorarsanız marka kurmak da ancak aşk ile mümkün.