Toplumdaki öfkenin sebebi ne? Gazeteciler Dipnot Tablet’e yorumladı

Cumartesi, 15 Mart 2014 10:16

Gezi Parkı’ndaki ağaçların sökülmesi, “Gezi” protestolarıyla başlayan ve yaklaşık bir ay boyunca ülkede devam eden olayların üzerinden dokuz aya yakın bir zaman geçti. Ancak toplumdaki gerginlik bir türlü normal seviyeye inmedi. En ufak bir toplumsal süreçte dahi büyük kalabalıklar toplanıyor, protesto gösterileri düzenleniyor. Peki bu gerginliğin temel noktası ne? Hükümet uygulamaları mı, yoksa iktidarı beğenmeyen kalabalıklar mı? Bu öfkenin asıl sebebi ne?

Hakan Albayrak – Star Gazetesi Yazarı

Bu öfkenin tek sebebi Recep Tayyip Erdoğan’a duyulan öfkedir. Toplumdaki bazı insanlar sevmedikleri kişilerin iktidar olmasını hazmedemiyorlar. Yani mşu anda iktidarda bulunan Recep Tayyip Erdoğan’ı hazmedemiyorlar. Temel sıkıntı bu!

Oral Çalışlar – Radikal Gazetesi Yazarı

12 yıllık bir iktidar var. Bu iktidar döneminde şehirler, yollar ve çevreye ilişkin ciddi bir sıkıntı yaşanıyor ve bu da toplumda tepkiye yol açıyor. Tüm öfke böyle başladı aslında. 12 yıllık iktidara karşı bir tahammülsüzlük oluştuğunu görmek mümkün. Burada bu tahammülsüzlük iktidarın seçim yoluyla devrilmesine dönüşmeli ve bu meşru zeminde yürümeli ki anlamlı olsun. Daha önce de yaşadığımız askeri darbeler dönemindeki gelişmelere dönüşmemesini diliyorum. İstiyorum ki sonuç olarak toplum kendi seçimini yapsın ve iktidarı değiştirmek istiyorsa değiştirsin.

Muhsin Kızılkaya-Yazar

Gezi protestolarıyla başlayan ve bugüne kadar biriken ve perşembe günü Berkin Elvan’ın cenaze töreniyle başka bir boyut kazanmış olan bu öfkenin temel sebebi Erdoğan iktidarına karşı duyulan tepkidir. Gezi hadisesinin başladığı anlarda Başbakan Erdoğan öfkeyi kontrol edebilme sanatını gösterebilseydi. Belki bugün bu kadar olmayacaktı. Ama Başbakan ona karşı zaten birikmiş olan öfkeye öfkeyle karşılık verince iş bir cepheleşmeye dönüştü. Bu işin görünen yanı bu. Görünmeyen yanı da tabi bir sürü ayakları olan bir süreçtir. Aslında Erdoğan’ın Kürt açılımına, Erdoğan’ın diline karşı öfke duyan bir kesim vardı. Erdoğan’ın yolsuzluk iddialarıyla ilgili tepki duyan kesim. Bütün bu kategorize ettiğim gruplar kendi aralarındaki ideolojik farklılığı bırakarak temel çelişki olarak onun iktidarına karşı birleştiler. Bu kesimlerin hiçbir normal şartlar altında bir araya gelebilecek kesimler değil. Hiçbir şekilde bir MHP’li ile bir BDP’linin bir araya gelmesi mümkün değil. Ama herkesin ortak noktada buluştuğu yer AK Parti iktidarı ve Erdoğan’a duydukları sistematik nefret. Burada bir de sosyolojik gerekçeler var. Birisi devrim çıkarmaya çalışıyor, birisi iktidarı devirmeye çalışıyor. Birisi kendi durumunu kurtarmaya çalışıyor birisi de darbe yapmaya çalışıyor. Her birinin amacı farklı ama bir noktada buluşuyorlar. O noktada Erdoğan’a duyulan öfke!

Murat Aksoy-Gazeteci

Hükümet, dokuz ay önce Gezi’nin içinde barışçıl biçimde dile getirilen yaşam tarzına müdahale kaygısını, özel alanların daralması endişesini ve korkularını anlamak yerine; onları yok sayan hatta küçümseyen bir siyaseti, dili ve söylemi tercih etti. Gezi’de ortaya çıkan barışçıl politikalar, AK Parti’nin 2011’in sonundan itibaren mikro alanda “değer” temelli siyasal tercihlerine itirazdı. AK Parti, doğum şekli sezaryenin, kürtajın yasaklanma girişimi, çocuk sayısının yüksek sesle tavsiye edilmesi, alkol tüketiminin düzenlenmesi, kültürel, dinsel hatta cinsel kimliklerini kamusal alanda ifade edilip edilmemesi konularında demokratik bir toplumsal tercihin değil muhafazakâr ve farklı olanlara kendi kültürel normunu empoze eden tercihler olarak siyasallaştırdı. Gezi’de barışçıl protestoları merkezinde bu politik tercihlere itiraz vardı. İfade edilen bu kaygı, endişe ve korkulardı. Hükümet ve Başbakan bunları anlamak, yaşananları açıklamayı tercih etti.

Kenan Taş (@esaskenan)

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN 

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN