Taze Taze Oscar Dedikoduları

Perşembe, 25 Eylül 2014 11:26

Geçen hafta da belirttiğim gibi sinemada ödül sezonuna girdik. Daha Oscar’a çok var tabii. Oscar tahminleri için de hala erken. Ama hangi filmlerin şanslarının arttığı, hangi yönetmenlerin yıldızlarının parladığı, hangi oyuncuların daha fazla konuşulduğunu araştırmak için çok da erken değil. Yavaş yavaş taşlar yerine oturmaya başladı. Oscar ödülleri kaliteden çok algı ve kampanya üzerine kurulu. Ama bir buçuk ay kadar öncesine nazaran, tahminler için daha iyi bir yerdeyiz. En azından adaylarla ilgili akıllıca spekülasyon yapabiliriz.

Hazırlayan: Ali Arıkan

Boyhood

Yönetmen Richard Linklater’ın, 12 yıllık bir süre zarfında, belli zaman aralıklarında çekimlerini tamamladığı “Boyhood” bu yaz çok ses getirdi. Linklater’ın senaryosunu yazıp yönettiği film yakın zamanda boşanmış bir çift olan Mason ve Olivia’nın hikayesini anlatıyor. Sahip oldukları tek çocukları ise artık anne ve babasının bir arada yaşamadığı gerçeğine alışmak ve bu yabancı düzen içerisinde yaşamayı öğrenmek zorunda kalıyor. Çocuğun 6 yaşında başlayan bu yeni tecrübesini 12 yıl boyunca sürecek olan bir büyüme evresine yayan yönetmen, bu süreç boyunca yaşananları beyaz perdeye aktarıyor. Oscar’a aday olması çok büyük bir ihtimal.

Gone Girl

David Fincher’ın yeni filmi “Gone Girl”in de Oscar şansı büyük. Gillian Flynn’in aynı adlı romanından uyarlanan filmde Ben Affleck ve Rosamund Pike’ın oynadığı Nick ve Amy evliliklerinin beşinci yıl dönümünü kutlamaya hazırlanmaktadırlar. Fakat o gün Amy aniden ortadan kaybolur. Geri dönmeyince, polisin gözünde kocası Nick tüm şüpheleri üzerine çeker. Nick’in ise kafası karışmıştır çünkü üst üste rüyalarından karısı Amy’yi vahşice öldürdüğünü görmektedir. Nick masum olduğu konusunda ısrar etse de, çevresi yalanlar ve ihanet ağlarıyla kuşatılmıştır. Fakat Amy de dışardan sanıldığı kadar masum değildir. Gizli günlüğünde yazanlar gün ışığına çıktıkça, onun gibi mükemmel bir kadından beklenmeyecek gerçekler de ortaya çıkacaktır. Amy’nin akıbeti büyük bir gizemdir. Gizemli olmayan bir şey var ki bu film Oscar sezonunda kendinden çok konuşturacak.

Birdman or the Unexpected Virtue of Ignorance

Alejandro Gonzalez Inarritu’nun yönettiği “Birdman or the Unexpected Virtue of Ignorance” Venedik Film Festivali’nin açılış filmiydi. Film, efsanevi bir süper kahramanı canlandırmış ama sonra eski başarısını bir türlü yakalayamamış aktör Riggan Thomson’ın (Michael Keaton) kısa hikâyesinden uyarlanan bir tiyatro oyunu etrafında gelişiyor. Tim Burton’ın Batman filmlerinde ana karakteri canlandıran Keaton’ın en azından metinüstü anlayışta rolüne cuk diye oturduğunu söyleyebiliriz. Venedik’ten gelen haberler filmin çok iyi olduğu yönündeydi. Eleştirmenler pek bir beğendi. Ama Inarritu’nun bayağı, yavan, aşırı duygusal, incelikten uzak, kısacası gıcık bir yönetmen olduğunu unutmamalıyız. Aynı şekilde festivallerden gelen aşırıya kaçmış yorumlara da güvenmemek lazım. “Bu film bir başyapıt ve onu ilk ben gördüm” diyebilmek bazı eleştirmenler için çok önemli. Yine de Inarritu’nun filminin Oscar sezonunda kendini göstermesini bekleyebiliriz.

The Imitation Game

Toronto Film Festivali’nde “Seyircinin Seçimi” ödülü Oscar için gösterge olabilir (olmadığı yıllar da çok, bunu da unutmayalım). Ödülü bu sene Morten Tyldum’ın yeni filmi “The Imitation Game” aldı. Ünlü matematik dehası Alan Turing’in hayatının anlatıldığı filmde, Turing’i Benedict Cumberbatch canlandırıyor. Filmde, 2. Dünya Savaşı sırasında Almanların şifreli haberleşmelerinin kodlarını çözen Alan Turing’in Nazileri durdurması fakat sonra eşcinsel olduğu ortaya çıkınca bir paryaya dönüşmesi anlatılıyor. Cumberbatch’e Keira Knightley, Matthew Goode, Mark Strong ve Charles Dance gibi oyuncular eşlik ediyor.

Yazının tamamı için:

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

 available-on-the-app-store

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Get-it-on-Google-Play