Tatlı İntikam’ın yeni güzeli: Eylül Su Sapan

Salı, 1 Kasım 2016 15:11

Hazırlayan: Hazal Gaygusuz

Çocukluğundan beri oyuncu olmanın hayallerini kuran,eğitimli,genç,güzel ve yetenekli bir kadın..Yayınlandığı günden bu yana reytinglerde üst sıralarda olan Tatlı İntikam dizisine sonradan dahil oldu ve dizideki niyeti pek de tatlı olmasa da izleyici tarafından fazlasıyla sevildi,benimsendi.. Biz de onunla Tatlı intikam’ı,oyunculuğu ve hayallerini konuştuk..

Öncelikle, oyuncu olmaya nasıl karar verdiniz? Çocukluğunuzdan gelen bir istek miydi?

Çocukluğumda izlediğim filmlerdeki replikleri hatırlamaya çalışır, sonra anneme oynardım evde. Hafta sonları tiyatroya giderdik, o zamanlar devlet tiyatrolarında oynanan çoğu oyunu izlemiş olurdum. İzlerken büyülenir, sahneye, kostümlere, oyunculara hayran kalırdım. Tiyatrocu olmayı hep istedim, ama babamdan ötürü aklımda ve kalbimde edebiyat okumak vardı. Babam yayıncılık yapıyor, bir yayınevi var. Kadıköy’de küçük bir kitapevi de var.

Her mesleğin kendine göre zorlukları var, dizi oyunculuğunun da malum set saatleri… Nasıl ayak uyduruyorsunuz bu tempoya?

Her hafta, haftanın altı günü çalışmak, 100 dakika, 120 dakikalık bir dizi çekmek çok zor. Sürekli bir koşuşturma, panik hali. Yorgunsun, uykun gelmiş, üşümüşsün. İyi oynamak zorundasın, üşüdüğünü, yorgun olduğunu belli etmemek zorundasın. Bir de işin diğer yanı var, yani bölüm yayınlandıktan sonra. Kim kimi geçmiş, kim birinci, kim ikinci… Reyting stresi de performansı etkiliyor. Bunlar işin kötü yanları bir de iyi yanları var tabi. Çalışmak, üretmek, düşünmek, istediğin işi yapmak. Bir sürü olumsuz şeye rağmen başımı yastığa koyduğumda o kadar iyi hissediyorum ki kendimi.

Oyuncu olmasaydınız hangi mesleği tercih ederdiniz?

Edebiyatı tercih ederdim. Babamın yayınevinden çıkan kitaplardan çoğunun ikinci üçüncü okumasını yapıyorum. İmla hatası, düşük cümleler gözden kaçan sayfa hatalarını düzeltiyorum. Bir nevi editörlük yapıyorum.

Şuan oynadığınız dizi “Tatlı İntikam” in çok güzel bir seyirci kitlesi oluşmuş durumda, diziye sonradan dahil olup seyirci tarafından yakıştırılan bir çiftin arasına girmek sizi korkuttu mu ya da fanlardan hiç tepki aldınız mi?

Aldım tabi, almaz mıyım. Hem de ne. Bazen yorumları okurken moralim bozuldu, o yüzden artık uzak kalıyorum yorumlardan. İnsanlar çok acımazsız ve kalp kırıcı olabiliyor bazen. Haklılar bir yandan, kimse favori çifti ayrılsın istemez

Klasik bir soru olacak ama “şu rolü oynamak benim hayalim” dediğiniz bir rol var mı?

Çok iddialı olacak ama benim en sevdiğim film galiba “The double life of Veronique”, bir Kieslowski filmi. Veronique benim en dikkatimi çeken karakterlerden.Öyle bir karakteri oynamayı çok isterdim.

Peki Eylül Su Sapan, sinema oyunculuğunu mu dizi oyunculuğunu mu tercih eder?

Sanıyorum ikisi de benim için özel. Dizide bir karakteri 70 bölüm boyunca oynayabilirsin, bir yıl iki yıl sürebiliyor. Çok garip bu duygu bu. Sinema bambaşka. Tercih edebilsem sinemayı tercih ederdim. Her şeyin uçucu olduğu, unutulup gittiği bir çağda sinemanın kalıcılığını seviyorum. İyi bir film ya da karakterin belki yüzyıllar sonra bir insanla bağ kurabilecek olması bana inanılmaz geliyor.

Siz ne tür dizi ve filmleri izlemeyi tercih edersiniz? Favorileriniz nelerdir?

Sinemada da dizilerde de türleri ya da belirli bir janrayı sevmiyorum. İyi olan her türü izleyebilirim. Klasiklerin yeri ayrı yine de. Godard, Bergman, Kieslowski, Tarkovsky defalarca izleyebilirsin onları, her izlediğinde filmin başka bir katmanına ulaşır gibi hissedersin.

Setlerden arda kalan zamanınızı nasıl geçiriyorsunuz?

Yorulduğumda evden hiç çıkmak istemiyorum. Eğer çalışmayacaksam sabah erken kalkıp kitap okuyorum, müzik dinliyorum. Go öğreniyorum, boş vakitlerimin gözde uğraşı oldu son zamanlarda.

Magazinsel bir soru olacak ama, erkek arkadaşınız da iyi bir oyuncu olan Rıza Kocaoğlu. İki oyuncunun ilişki yaşaması zor oluyor mu?

Her şeyin bir zorluğu var hayatta. Bence en önemlisi sevdiğin insanla bir “takım” gibi hissetmek kendini. Eğer sıkı bir takım olursan sevdiğinle her zorluğun üstesinden gelirsiniz.

Eğitimli bir oyuncu olarak, bir tiyatro oyununda oynamayı ister miydiniz? Ve metni siz seçecek olsanız bu hangi oyun olurdu?

İsterdim tabi. Vala Thorsdottir’in Çatıdaki Yarasa’sını çok seviyorum. Oynamayı çok isterdim.

Bu ülkede kadın olmak malum çok zor… Peki sizin sektörde ne gibi zorluklarla karşılaşıyor kadın oyuncular?

Sektörel olarak düşünmedim. Erkek egemen bir toplumda yaşıyoruz. Her alanda, gittiğin her yerde zor kadın olmak. Her gün kadın cinayetleri haberleri okuyoruz, katillere indirim veriliyor. Gazeteciler, akademisyenler içerdeyken, kadın katilleri indirimlerle, aflarla dışarı salınıyor. Bugün bir kadın sokakta tacize uğrasa, “iyi misin” sorusundan önce “ne giymiştin” diye sorarlar.

Sosyal hayatınızda nasıl birisinizdir? Şıklığı mı rahatlığı mı tercih edersiniz?

Şık biri değilim galiba. Ben biraz erkek çocuğu gibi büyüdüm, okulda serbest kıyafet olmasına sevinmeyen nadir çocuklardan biriydim. Annem ne alırsa, evde ne olursa onu giyerdim. Yani bir şeyden yana olacaksam rahatlıktan yana olurdum, insan gerçekten nasıl iyi hissediyorsa öyle giyinmeli bence.

Peki son olarak Eylül Su Sapan’a beraber oymamayı en çok istediği aktör ve aktris i sorsak ne der?

Larry David… En büyük hayranlarından biriyim galiba, daha dün bir filmini izledim, Woody Allen’ın “Whatever Works”ünde başrolde. Tekrar tekrar hayran kaldım Larry David’in oyunculuğuna. Ve Cate Blanchett tabi, gerçekten onu izlemeye doyamaz insan.