Taner Cindoruk: “Şiir lambadan süzülen alevi de aşmalıdır”

Pazartesi, 5 Eylül 2016 15:48

Hazırlayan: Hümeyra Güzelsoy

Sayısız sözcüğü kendi dünyasında yoğurup, hisleriyle harmanlayıp, bir avuç düşünce eşliğinde pişiren bir şair Taner Cindoruk. Öyle ki, 2011 senesinde yazmış olduğu “Çocuğa İnanmanın Sonu Yok” adlı kitabı Yaşar Nabi Nayır Şiir Ödülü’ne layık görüldü. Yalnızca yazmıyor Taner Cindoruk, bir yandan seslendirme ve oyunculuğa devam ediyor. Samimiyeti, kelimeleri, sesi, oyunculuğu; her şeyiyle bizi mest eden şairimiz Taner Cindoruk’la konuştuk.


Öykü yazarı bir babanın, oyuncu olan çocukları arasında ortanca olarak büyümek nasıl bir şeydir? Şairlik ve oyunculuk hayatınızda ailenizin etkisi var mı?

İyi bir şey. Babam Zafer Doruk’tur aslında, bana yazma inancımı diri tutmamda yol gösterici olan. Onun öyküleriyle büyüdüm. “Bir Uçumluk Kanat Lütfen” adlı kitabı ilk okuduğum kitap olması bakımıyla da özeldir, güzeldir o kitap. Baş ucumda tutarım onu hâlâ…Sonraları Ahmed Arif, Adnan Yücel, Ahmet Ercan, Gonca Özmen, Didem Madak gibi şairleri çok sevdim. Yazdıklarım arasından ırmak gibi akıp gittikleri doğrudur.

Abiniz Caner Cindoruk rol aldığı dizi ve filmlerle herkesin tanıdığı bir yüz haline geldi. Abi kardeş ilişkisi evde nasıldır?

Süper. Hiçbir sıkıntımız yok. Abim olduğu için çok mutluyum. Yolu açık olsun. Onun serüveninden de çok derin hikayeler çıkarabilirsiniz. Çocukluğumuzdan tutun da, ilk gençlik yıllarına kadar, güzel albümlerimiz oldu, güzel hatıralarımız. Acı tatlı… Şiirlerimdeyse ben ile kurduğum ilişki aslında tanıdıktır. Tanıdığım insanların ve şeylerin bir uzantısı… Doğa ve aşk kışkırtır bu durumu çoğu kez, ve doğurganlık devreye girer. Bende ki şiir tutkusu asıl doğurmakla yükümlüdür. Tanıdık olanda, tanımadığın bir şeyi…

Şiirlerinizi incelediğimizde oldukça derin hisler, belki kavgalar ve ince düşünceler görüyoruz. Hangi duygular besliyor Taner Cindoruk’un kalemini?

Demin ki duygular işte. Duygular çoktur, ama bir duygusu olmak daha öz şeyi ifade eder. Kavgam zarifmiş gibi algılanabilir şiirlerimde, gerçeği de bir o kadar keskindir. Keskin olmayan, parlatmayan şiirden haz etmem. Şiir lambadan süzülen alevi de aşmalı bence.

Yazabilmeniz için, yazacağınız duyguyu muhakkak gerçek hayatta yaşamış mı olmalısınız?

Yaşamadan yazmanın sırrı var mı bilmiyorum. Neticede yazarken de yaşamış olursunuz o şeyi en fazla. Yazarak da yaşayabilir insanlar. İkisi arasında ötekileştirme çabası şiiri samimiyetsiz kılar.

“Günah” adlı bir sinema filminde başrol oynadınız. Tiyatroya olan bağınızı da biliyoruz. Özellikle oyun yazma konusunda; hayatınızda birini seçmek durumunda olsanız yazmayı mı oynamayı mı seçerdiniz?

Yazmayı seçerdim. Çünkü yazmadan oynayamazsınız.

Siyasetle aranız nasıl? Birbirimize milletçe en çok ihtiyaç duyduğumuz dönemlerden geçiyoruz. Bu noktada neler söylemek istersiniz?

Korkuyoruz…İnsanlar yarınsızlaştırılmaya çalışılıyor. Darbeyi şiddetle kınadım. Tüm darbeleri olduğu gibi. İnsanların barış içinde yaşamaları için, güzel şeyler düşünmeleri şart…Şunu da anımsadım arada, fakiri doyurma, fakirliği yok et!

Gelecek adına planlarınız nelerdir? Taner Cindoruk’u farklı projelerde görecek miyiz?

Çocuklar için bir vakıf kurmak gibi bir hayalim var. Umarım… “Herhangi Bir Kasaba” adlı uzun anlatımı toparladım, onu yayınlamayı düşünüyorum…Çok teşekkür ederim davetinize.