Taksim’i cami yapıp da mı saklasak?

Perşembe, 6 Aralık 2012 09:40

Dipnot Tablet yine renkli, güncel ve dopdolu bir dergi oldu. Makaleleri, videoları, fotoğraflarıyla başında uzun zaman harcayabileceğiniz bir dergi tablette sizleri bekliyor.

“YENİ TAKSİM” kapağı ile Dipnot Tablet derginin 89. sayısı çıktı!

Taksim Meydanı büyük bir değişim ve dönüşüm içinde… Yakın zamana kadar Taksim’e gitmek için can atan İstanbullular şu sıralar Taksim’den geçmemek için kırk takla atıyorlar. Ama çoğu zaman işe yaramıyor, zira İstanbul’da bütün yollar Takim’e çıkar. Taksim’e çıktınız diyelim. Yürümek mümkün değil. Kentin göbeği büyüüük bir inşaat alanına dönmüş durumda. Peki ne yapılıyor Taksim’de. Tam olarak durum şu:

Cumhuriyet meydanından Tarlabaşı’na ve tersi istikametinde trafik yer altına alınacak. Üstte herhangi bir trafik olmayacak, trafik meydanın altında olacak, birinci olarak yapılmaya çalışılan şey bu. İkinci olarak ise Taksim Gezi parkına bir Topçu Kışlası ihyası düşünülüyor. Üçüncü olarak ise Maksem’in arkasında bir cami yapılması planlanıyor. Bu son maddeyi Başbakan’ın ağzından yeni öğrendik. Şimdi bu sayfalarda tartışacağımız konu da bu. Yani Taksim’e Cami projesi…

Bu bölgeye cami yapma isteği aslında ne Erdoğan ne de Taksim için yeni. 1979 yılında bugün de konuşulan alan olan Maksem’in arkasına bir cami yapılması için başvuruda bulunuluyor. Ancak konu mahkemelik oluyor ve mahkeme gösterilen alanın cami yapımına uygun olmadığına karar veriyor.

Taksim’e cami yapılacak söylentileri bir süre rafa kaldırıldı ancak 1997 yılına gelindiğinde yeniden raflardan indirildi. Bu kez Erbakan’ın seçim vaadleri arasındaki yerini aldı, Taksim’e cami projesi. Kısa bir süre sonra post modern bir darbeyle koltuğundan olacağından habersiz Erbakan, seçmenlerine ‘Taksim’e Cami’ sözü veriyordu.

1999 yılında AKM’den Maksem’e, Gezi Parki’ndan Sıraselviler’deki alana kadar kentsel sit alanı olarak tescil ediliyor. Yani AKM’nin kendisi, Atatürk Anıtı, İstiklal Caddesine giden giriş, Maksem ve Gezi Parkı kültür varlıkları olarak tescil ediliyor.

Aslında Erbakan bu hayali kurarken yanında öğrencisi Erdoğan da vardı. Yani Erdoğan için de Taksim camisi hayalinin ilk temelleri o yıllarda, belediye başkanlığı döneminde atılmıştı. Ama o zaman tartışılan yerlerin başında Gezi Parkı geliyordu. Yani Gezi Parkı’nın içine bir cami yapılacağı, o yıllarda habercilerin ana gündem maddelerinden biriydi.

Geldik bugüne. Erdoğan işaret etti artık, ve öyle görünüyor ki Taksim’in de kaçışı kalmadı. Peki Taksim’e Cami yaptırmak neden bu kadar önemli? Ne anlama geliyor? İhtiyaç var mı? Yapılacaksa da nasıl bir cami yapılmalı? Bütün bu soruları önce mimarlara, sorduk.

DOĞANHASOL-MİMAR
Taksim’e cami yapılmasını konuşmadan evvel öncelikle Taksim Cumhuriyet meydanı projelendirmesi konusundaki ihtiyaçların tespit edilmesi gerek.Bunun için de sivil toplum kuruluşlarının, meslek odalarının ve meslek adamlarının bir jüri oluşturarak bir yarışma açması ve seçilecek proje sonrasında bunu kamuoyuna sunması gerek. Bu dünyanın her yerinde bu şekilde işler. Yıllardan beri biz de bir Taksim’e cami yapılacak tartışması sürüp gidiyor ve bu politik bir malzeme haline geldi. Herkes kendisinin yapma telaşında. Herşeyin bir adabı vardır; yarışma açılır, ön hazırlıklar yapılır, sonra da uygulanır.

Taksim meydanına yapılan düzenleme kesinlikle doğru olan bir düzenleme değil. Yollar dolduruluyor, meydanın altı açılıp oraya tüneller yapılıyor, proje bile değil bu. Bilimsel veriler baz alınarak çalışmak gerek. Noktasal planlama olmaz. Parsel bazında karar verilmez. O zaman orası yama bohçasına döner. Bütüncül bir planlama yapılırsa gerçekten ne yapılması gerekiyorsa o yapılır. Ben buraya cami yapacağım denilerek belirli bir parsel gösterilip oraya kafana göre cami yapamazsın.

1936 yılında Atatürk’ün isteği üzerine İstanbul’a gelen Fransız Profesör Henri Prost uzun hazırlıklar ve planlamalar sonucunda üç adet projeye imza attı. Sur İçi’nin planlanması, 1. numaralı Park dediğimiz Saray Burnundan Gülhane Parkını içine alan alan ve 2. numaralı Park dediğimiz Gezi Parkından başlayıp, İnönü Gezi’yi içine alarak Nişantaşı Cumhuriyet Parkından Dolmabahçe’ye kadar olan düzenleme. Planlama ve projelendirme dediğin şey böyle yapılır. Öyle verisiz, şehircilik kuralları çiğnenerek ben buraya bunu istiyorum diyerek şehir planlaması olmaz. Siz evinizde bile bir değişiklik yapacağınız zaman önce bir planlama yapıyorsunuz.

Buraya cami yapılsın mı yapılmasın mı bunun tartışması bile olmaz. Planlaması yok çünkü. Oradaki varolan mescit çirkinse onun nasıl güzelleştirebilirim demek başka, buraya bunu yapmak istiyorum demek başka. Şu anda Taksim’de meydanın altı kazılıyor. Bugün gidip Londra’da Trafalgar Meydanının, Paris’te Champs Elysees meydanının altını kazıp tünel geçirebilir misiniz? Asla izin verilmez…


DOĞANTEKELİ-MİMAR
Öncelikle Taksim Meydanında bir camiye ihtiyaç yok bunu belirtmek de fayda var. Kışlaya da gerek yok bunu da öncelikle söylemek gerek. Bu yapılacak olan kışlanın yapısı belirsiz ve kuralsız. Oraya eskisi gibi kıymetli olamayacak bir yapıyı kondurmanın alemi yok. Yapılacak olan caminin kotası meydanın üzerine çıkacak şekilde olursa bu gayet vahim ve çirkin bir görüntüye sebebiyet verir. Maksem’in alt kotasında orada yaşayanların ihtiyacını karşılayacak ve Maksem çatısının kotasının üzerine çıkmayacak 800-1000 kişilik bir mahalle mesciti yapılabilir. Ama Taksim Meydanında kilise ( Ayia Triada Kutsal Üçlü) gibi meydana damgasını vuracak bir caminin yapılması şehircilik ve planlama adına çok tuhaf olur. Tarihte böyle bir örnek yok. O eydanı domine etmeyecek bir cami yapılabilir. Mahalle mescitlerimiz vardır bizim. Kırmızı kiremit çatılı, tabanı geniş ve çatı kotası meydanı domine etmeyecek yükseklikte bir mescit yapılabilir ama kalkıp meydanı domine edecek ölçüde bir cami yapılması kesinlikle doğru değildir.

Heval Zeliha Yüksel-MİMAR
Bir şeyin yapılıp yapılmamasından çok nasıl yapıldığının önemli olduğu konular vardır. Taksim’e camii yapılması da böyle bir konu haline geldi. Dolayısıyla buraya cami yapılırsa Taksim ne kaybedecek diye söze başlamakta fayda var. Sıralayalım;

-Herhangi bir yeşil alan tahribatı olmayacak, çünkü zaten yok…
-Cami çok katlı olmayacağı için silueti de bozmamış olacak… Zaten alan kısıtlı olduğu için büyük bir cami yapılamayacağı aşikar…

Yani yapılacak cami eğer “iyi mimarlık örneği” olursa sonucun Taksim’in kamusal alan olma özelliğini koruyarak, semte ve şehre bir kazanç olacağını söyleyebiliriz. Fakat eklemek gerekir ki; buraya Sultanahmet kopyası, Selimiye kopyası veya Ankara Kocatepe Cami gibi bir örnek yapıldığı takdirde; kaybın önüne geçilemez. Burada söylenilmesi gereken Kışla’nın varlığı ile “aslına rücu” eden anlayışa uzak, taraf olma durumundan çıkıp, politik duruşun tamamen dışında, “nesne – mekan” kavramı üzerine düşünülmesi gerektiğidir. Taksim kimsenin malı olmadı bugüne kadar. Evrensel bir yüzü vardı. Canlı Taksim’i, bir kesime ait cansız/insansız Taksim’e dönüştürmekten kaçınılmalıdır. Bu sebeple yeni bir cami için tek bakacağımız rehber Osmanlı dönemi camileri olmamalıdır. Öncesinde Selçuklu dönemi camileri var ya da modern zamanın ruhunu taşıyan camiler var. Vedat Dolakay’ın projesinin Ankara değil de İslamabad’da uygulanma sürecini hatırlayalım… Yeniyi eskinin içinden çıkaracak, modern zaman ile eskinin ruhunu bir arada gösterecek, ihtiyaca yönelik, “aura”sı olan abartısız bir “iyi mimarlık” örneği beklentim var. Başka taraftan ise Taksim’e camii konusundaki tüm iyi niyetime rağmen endişeliyim. Neden derseniz? Taksim meydanı için yapılan projeyi basından izledim, sunum tekniğindeki ifadesiz ve niteliksiz durumun realitede olmamasını diliyorum…

Mimarlar ve Mühendisler Grubu Genel Başkanı Avni Çebi:
Taksim’de herkesin bildiği gibi bir yayalaşma çalışmaları var. Bunun dışında Gezi Parkı’na yapılacak olan bir kışla var. Yapılacak olan kışlanın gereksiz olduğunu söylemek isterim ama Taksim’e bir caminin yapılması gereklilik arz ediyor. Taksim’in çevresine baktığımızda genelde camiden çok kilise yer almaktadır. Türkiye’de bir Müslüman artışı olduğu için Taksim’e cami yapılması şarttır hatta geç kalmış bir projedir.

Taksim Meydanı’nda herkesin görebildiği, mütavazı, insani ölçekte bir cami yapılabilir. Taksim’deki camiyi devasa yaparak diğer kiliseler ile ya da binalar ile yarıştırılması doğru olmaz.

App. Store’dan iPad ve iPhone’nunuza indirmek için;

Dipnot Tablet’i Android Tabletler’e indirmek için tıklayınız…