Survivor’ın Olay Yaratan İsmi Gizem Kerimoğlu: “Oyunculukta Kendime Sınırlar Koymam”

Pazartesi, 1 Ağustos 2016 16:32

GİZEM MERVE KABOĞLU

Survivor 2016′nın en çok konuşulan isimlerinden biri o oldu… Başarısı ve güzelliği ile fark yaratan Gizem Kerimoğlu, şimdilerde oyunculuk yaparak ekranlara gelmeye hazırlanıyor. Projeleri değerlendiren ünlü isim Survivor’ın popülerliğe katkısını kabul ederken eklemeden geçmiyor: “Oyunculuk ile Survivor’u karıştırmamak lazım.” Oyunculuk eğitimleri ve yeteneği sayesinde kamera önüne çıkmaya hazırlanan Kerimoğlu, sınırları zorladığı yarışmanın ardından konu oyunculukta ki sınırlarına gelince profesyonelliğini vurguluyor: “Kendime sınırlar koymam ama sadece pazarlama amaçlı, kadını metalaştıran sahnelerde de oynamam…” Önümüzdeki günlerde onu daha sık göreceğimize, adını ada ile değil oynadığı rollerle anacağımıza şüphe yok. Dipnot Tablet’in sorularını yanıtlayan Gizem’e teşekkür ederken, oyunculuk kadar Survivor da konuştuğumuz, adayı deşifre ettiğimiz röportajla sizleri baş başa bırakıyorum.

 

Kadın futbolcu olmak zor değil mi?

Kadın futbolcu olmak zor değil, çünkü rakipleriniz hemcinslerinizden ibaret, bariz bir güç farkı yok. Yalnız Türkiye’de kadın olmak zor, dolayısıyla kadın futbolcu olmakta da, bu engellerin birçoğu var. Fakat ben sporcu olmaktan ve kadın futbolu branşın da yer almaktan hep gurur duydum ve duyacağım.

 

Üstüne bir de Survivor’da yarıştınız. Toplumun kadınlığa dair kalıplarıyla aranız pek iyi değil yanılmıyorsam?

Bahsettiğim gibi, kadın olarak yaşamak üzerine toplumumuzda bazı tabular var. Esasen günümüz toplumlarının büyük bir çoğunluğunda bu tabular veya belirli kalıplar mevcut, ülkemizde ise biraz daha fazla sadece. Örneğin bir kadının en yakın arkadaşı asla bir erkek olamaz diye bir düşünce hakim, oysa bence kadın erkek eşittir, yakın arkadaş veya dost olabilirler.

 

Merak ediyorum hiç topuklu ayakkabıyla fotoğrafınızı görmedim. Rahatsız ama feminen bu tür objelerle aranız nasıl?

Sporcu olmam veya zamanında futbol oynamış olmamdan kaynaklanan bir önyargı var, ama benim topuklu ayakkabılar veya şık kıyafetlerle de aram iyidir. Yeri geldiğinde elbette giymeyi severim. Fakat bu da kadınlara biçilen bir başka kalıp, kadınsanız her zaman feminenliği en uç noktalarda sergilemek zorundaymışsınız gibi bir düşünce hakim, ben buna karşıyım.

 

Çok güzel bir kadınsınız.

Teşekkür ederim.

 

Serenay Sarıkaya gibi tescilli bir güzele benzetiliyorsunuz.

‎Ben Serenay Sarıkaya’yı çok beğeniyorum. Serenay Sarıkaya’ya benzetilmek değil, bir başkasına benzetilmek de hoşuma gitmiyor. Kendim olarak anılmak isterim.

 

Adada makyajsız, bakımsız vs. görünmek bir kadın olarak sizi nasıl etkiledi?

Adada ki diğer şartlar gibi kişisel bakım ve temizlik eksikleri de kendi içinde zorluklar barındırıyordu. Ancak makyajsız ve bakımsız görünmek her şartta kendine güvenen biri olarak beni olumsuz olarak etkilemedi.

 IMG_3238

GÜCÜMÜN SINIRLARINI ZORLAMAK İÇİN SURVİVOR’A KATILDIM

Adada kaç kilo verdiniz? Vücutta deformasyon olmadı mı?

6 kilo verdim. Oran olarak en fazla kilo verenlerden biriyim ama zaten atletik bir vücuda sahip olduğum için kilo vermem bedenimde bir deformasyona sebep olmadı. Kilo vermekten çok, yarışlarda ki sakatlıklar, yaralar ve bereler vardı. Onlar da yavaş yavaş geçiyor.

 

Dönüşte toparlamak adına fiziksel veya psikolojik bir tedavi vs. gördünüz mü? O yokluktan ve mücadeleden sonra şehir hayatına alışabildiniz mi?

Yarışmadan çok iyi bir durumda döndüm, tedavi görecek bir durumum yoktu. Adadan önce düzenli spor yapardım, kaldığım yerden spora başladım, ekstra bir şey yapmadım yani. Ama evet, modern şartlara alışmak biraz zaman aldı. Mesela 1 hafta, 10 gün boyunca yatakta uyuyamadım, kalabalık yerlerde duramadım. Fakat bu, çoğu Survivor’ın karşılaştığı bir durum, gidenler bilir, sadece bana özel bir durum değil. Yavaş yavaş alışıyorsunuz, sonra bir bakmışsınız ki her şey eskisi gibi olmuş.

 

Survivor’a oyunculuk kariyeriniz için mi girdiniz?

Oyunculuk ile Survivor’u karıştırmamak lazım. Oraya giderek oyuncu olamazsınız, bunun için önce yetenek ve çok iyi bir eğitim lazım. Ben de bu yetenek var, eğitim için uzun bir süreç geçirdim ve bu eğitim kariyerim boyunca da devam edecek. Elbette popülerlik açısından Survivor’un büyük bir katkısı olacaktı ama ben en zor fiziksel ve psikolojik şartlardaki mücadele gücümün sınırlarını zorlamak ve bu gücü daha da geliştirmek için Survivor’a katıldım.

 

Sınırları zorlayan bir kadın olarak oyunculukta sınırlarınız olacak mı?

Kendime sınırlar koymam, ancak bu, içinde bulunacağım projenin ciddiyetine ve bende hissettirdiklerine göre değişir. Sınırlarımı zorlamam gereken sahneler sadece pazarlama amaçlı ve kadının bir meta olarak gösterilmesi üzerine ise buna sıcak bakmam. Sırf daha fazla izlenmesi için yazılmış, çizilmiş sahneler çok günümüzde.

 

Survivor’a katılma süreci nasıl gelişti?

Survivor’a katılmayı daha önce de istiyordum, son olarak All Star sezonu ardından “Bu sefer başvuracağım” dedim ve yüzbinlerce kişi gibi başvurumu yaptım. Sonrasında elemelerden ve mülakatlardan birer birer geçtim. Stresli bir süreçti ama her aşama benim için çok güzel ilerledi ve kendimi adada buldum.

 

ADADA TUVALETİMİZİ KUMA YAPTIK!

Adayla ilgili en büyük şaşkınlığınız ne oldu? Gitmeden önce aklınızda bir fikir vardır diye tahmin ediyorum…

En büyük şaşkınlık tuvaletimizi kuma yapmak zorunda olmamız oldu (Gülüyor). Buna alışmak biraz zaman aldı. Elbette gitmeden önce ada yaşantısına dair düşüncelerim vardı, zor olacağını biliyordum ve gerçekten zordu. Açlık, fiziksel ve hijyenik şartlar, hepsi zordu ama üstesinden gelinebilirdi, geldim de. Fakat özlem, bunun üstesinden gelmeye çalışmak hepsinden daha zordu.

 

Survivor sizi nasıl değiştirdi?

Adadan dönünce geride bıraktığım hayatıma kaldığım yerden devam ettim. Ama olaylara bakış açım, vizyonum, sabrım, anlayışım, kontrolcü gücüm ve en önemlileri kalp gözüm ve şükretme duygum çok ama çok daha güçlü artık. Kendimi Gizem Kerimoğlu’nun bir üst modeli olarak yenilenmiş hissediyorum ve daha olgun bir şekilde hayatıma devam ediyorum.

 

“Gizem Kerimoğlu” denince nasıl, hangi sıfatlarla anılmak istersiniz?

Ben önyargıları, hayata ve insanlara dair kalıpları olmayan bir kişiyim. Herkese eşit yaklaşırım, sevgimi esirgemem. Bu sayede de hayatıma maddiyattan çok, tecrübe ve değer kattım. Önyargılardan uzak, farkındalık dolu, kaliteli bir yaşam sürmeye de devam edeceğim.

 

Sizin için “delikanlı kız” diyen de var, “yancı” diyerek eleştiren de… Yorumlara cevabınız ne oluyor?

Bu eleştiriyi kesinlikle kabul etmiyorum. Koyun gibi sürünün peşine takılmaktansa kendi doğrularımla hareket ettim. Yanında bulunduğum kişinin hiçbir önemi yok, aynı hakaretler, aynı terbiyesizlikler benim de bulunduğum bir ortamda her kime yapılırsa yapılsın ben yine onun yanında olur, tepkimi koyardım. Kaldı ki o çirkince tavırlar defalarca bana karşı da sergilendi. Böylesine seviyesiz ve terbiyesiz davranışta bulunanların yanında olmak, bana yakışmazdı, benim karakterime ters. Bunu bir yandaşlık olarak düşünen herkesin aklından şüphe duyarım.

fft99_mf6765161

 

O TAKIMDA OLMAM PERFORMANSIMI ORTAYA KOYMAMA ENGEL OLDU!

Adadaki en büyük pişmanlığınız nedir?

Hiçbir şeyden pişman değilim, örneğin aynı çirkinliklerle tekrar karşılaşsam yine aynı tutumları sergilerim. Yalnız keşke daha terbiyeli, daha insancıl, daha önyargısız bir takımda yer alsaydım diyorum. Benim tercihimde olan bir konu değildi ama o takımda yer almak performansımı ortaya koymakta ki en büyük engeldi.

 

Siz karar verecek olsanız yarışmanın birincisi kim olurdu? Kim birinciliği hak etmişti, neden?

Daha önce de birçok defa belirttim. Birleşmeden sonra adada kalan herkes birinci olabilecek güce sahipti. Fakat asla kazananın gönüllüler içinden olmasını istemedim, ben olmadıktan sonra gönüllüler hariç kim kazanırsa kazansın bence hak etmiş olacaktı.

 

Survivor’ın enlerini yapmanızı isteyebilir miyim? En huysuz, en sevimli, en dedikoducu, en hırslı gibi…

Yarışma içinde zaten enler ortada idi. Tekrar benim dile getirmeme gerek yok. (Gülümsüyor)

 

Sizden bir ünlüler takımı yapmanızı istesem, Gizem Kerimoğlu Survivor’da kimleri görmek ister?

Aklıma ilk gelen hayranı olduğum Lana Heady. Sonra Chris Evans olabilir mesela. Işıl Alben veya Eda Erdem de olabilir. Ama dediğim gibi bu isimler şu anda aklıma gelenler. Tuğba Özay ve Yunus Günçe ile de aynı takımda bulunmak güzel olurdu.

 

Yeni projeleriniz var mı?

Döndükten sonra birçok proje üzerine görüştük ve görüşmeye devam ediyoruz. İçime sinen, benim için en doğru ve en iyi olabilecek tercihi yapmak için menajerim Altan Gördüm ile yoğun bir şekilde çalışıyoruz.