Şu Amerikan Futbolu Denilen Sporun Cazibesi Nereden Geliyor?

Pazar, 10 Ocak 2016 17:48

HALUK ONARAN

Şimdi bunu okuyanlar akıllarından şunu geçiriyorlardır. “Ne cazibesi? Amerika dışında bilinmiyor bile.” Doğrusu pek de yanıldıkları söylenemez. Ancak her sene Şubat ayında oynanan Super Bowl karşılaşmasını dünyada kaç kişinin izlediğini, Amerika’da hayatın o sırada nasıl durduğunu ve yarattığı muazzam ekonomiyi de unutmamaları gerekir tabi ki.

Bizim anladığımız futboldan nasibini alamamış olan, gerçi son zamanlarda oldukça ilerleme kaydeden ve dünya kupasında neticeler elde etmeye başlayan Amerika’da, takip edilen sporlar MLB (Beyzbol), NHL (Hokey), NBA ve NFL. Bunların arasında biz basketbolun önde olduğunu düşünmüşüzdür hep ama gerçekte hem izlenirlik hem de yarattığı ekonomi açısından NFL diğerlerine büyük bir fark atmış durumdadır. Bu arada Amerikan futbolu deyince aklınıza sadece NFL gelmesin. Kolej futbolunun da yeri tartışılmaz. Hele bir de yolunuz bir kolej maçına düşerse göreceğiniz muazzam seyirci ve yarattıkları korkunç atmosfer sizin için çok keyifli bir deneyim olabilir.

Bu kadar enteresan bir spor Türkiye’de var mı diye sorabilirsiniz. Evet, var ama maalesef bu sporla pek de ilgili olmayan kişiler tarafından yönetilmeye çalışıldığından sonuç hüsran. Korumalı futbol olarak ismi bize adapte edilen bu sporu yapan sporcular genellikle üniversite takımlarında yer alıyorlar ve ancak kendi imkânları ile bir şeyler yapmaya çalışıyorlar.

Oyunun kuralları oldukça karışık olduğu için pek fazla değinmeyeceğim. 100 yard boyunda ve 50 yard enindeki bir sahada yedeklerle birlikte her iki takımın 53 şer kişi ile 60 dakika kıyasıya mücadele ettikleri, dayanıklılığa, sürate, çabukluğa ve stratejiye dayanan bir takım oyunu. Amaç 30 cm boyundaki oval topu karşı tarafın kalesine taşımak. Kolay gibi gözükebilir, hele bir de o kask ve koruyucu yeleği giydikten sonra üstünüze doğru koşan iri adamların geldiğini ve sizin de kalenizi korumak zorunda olduğunuzu düşünün.

image

Böyle de bir spor olur mu demeyin. Oyunun içinde her türlü heyecan var. Beceri, taktik, estetik ve her şeyden önemlisi muhteşem bir seyir zevki var. Hatta şöyle bir örnek vereyim. Jacksonville takımının oynadığı stadyumda seyirciler sıcaktan rahatsız olmasın diye, stadın en üst tribününe havuz yapmışlar. İçkinizi yudumlarken havuzun içinde maç seyrediyorsunuz. Var mı böyle bir deneyim? Burada sadece oyun içindeki seyir zevkinden bahsetmiyorum. Maçın başında ve devre arasındaki gösteriler inanılmaz keyifli olur. Geçtiğimiz bir Super Bowl’da Justin Timberlake ve Janet Jackson’un unutulmaz performansı ve bu sene de Ketty Perry’nin süper dansları, stada gelenlere unutamayacakları anlar yaşatmışlardır.

Tabi bu kadar keyifin masrafı da oldukça yüklü oluyor. Bilet fiyatları Super Bowl’da 3.000$ – 4.000 $ arasında değişiyor. Tabi bulabilirseniz. Maç başlamadan önce Amerikalıların “Tailgate” dedikleri yemek ziyafetine katılmamak da mümkün değil. Yörenin mutfaklarından örneklerin sunulduğu ve açık havada yapılan bir şölene dönüşen bu aktivitenin de bütçenize etkisi tabi ki kaçınılmaz oluyor.

Toplam bütçesi 12 milyar dolara ulaşan NFL (National Football League) tartışmasız Amerika’nın en popüler sporu. Bir mukayese olarak NBA’nin sadece 4 milyar dolar seviyesinde kaldığını hatırlatalım. Peki, bu kaynak nereden geliyor? Bu soruyu başka bir açıklamayla desteklemek isterim. Düşünün, takımda en çok kazanan quarterback dediğimiz oyun kurucunun yıllık kazancı 20 milyon dolar seviyesinde. Senede 16 maç oynuyor ve bu maçlarda ortalama 40 pas atıyor. En iyisinin %70 pas oranı ile oynadığını düşünürsek, toplam 500 civarında isabetli atış yapıyor. Ve bunun karşılığında 20 milyon dolar alıyor. Yani pas başına 40.000 Dolar. İnanılmaz değil mi?

Amerikalılar o kadar ileri görüşlü ki, milyarder patronların harcamalarına da bir sınır getirmişler. “Salary cap” dedikleri ve takımın oyunculara yapacağı ödemeyi sınırlayan bu sistemde, bir patronun ödeyeceği para yıllık 143 milyon doları geçemiyor. Tabi harika bir şekilde organize edilmiş bir kar paylaşım sistemine göre de bu parayı misli ile geri alıyorlar.

Ligde bulunan 32 takımın da sahipleri dediğimiz gibi süper milyarder Amerikan girişimcileri. Yani para kazanmasını iyi bilen kişiler. İşte bu yatırımcıların milyarları ve Amerikalıların gösteriye düşkün olmaları bu muhteşem kaynağı oluşturuyor.

Şimdi isterseniz Amerikan futboluna ya da Amerikalıların adlandırdığı gibi “Gridiron” oyununun cazibesinin nereden geldiğinin bir başka boyutuna bakalım.

Evet, birçoğunun aşina olduğu bahis oyunları “fantasy league” olarak adlandırılan ve tüm dünyaya birçok spor dalında uygulanarak yayılan bu oyun, NFL’de muazzam bir bilgisayar yazılım programı ile desteklenmekte ve her sene milyonlarca kişiyi kendine adeta esir etmekte. İnsanlar zaman zaman, tuttukları takımı değil kendi kurdukları fantezi takımlarında ki oyuncuları destekliyorlar ve dolayısıyla lige ilgi hiçbir zaman azalmıyor.

Çaylak senemde Türkiye’den yirmi arkadaşımla kurduğumuz ligde şampiyon olunca aldığım zevkin tarifini yapamam. Beni adeta NFL’e sımsıkı bağladı. Tavsiye ederim.

Bu arada size esas tavsiyem, takviminize 7 Şubat Pazar akşamını not etmeniz. Fox Sport kanalından yayınlanacak maç gerçi biraz geç saatte ama kalkıp Super Bowl’u izlerseniz hiç de pişman olmazsınız.

Yazımı ünlü bir Amerikan futbol yorumcusunun, bu oyunu tanımlamasıyla sonlandırmak istiyorum. “Football is in many ways a microcosm of life. It teaches you to overcome adversity” (Amerikan futbolu, birçok yönüyle hayatın bir yansıması gibidir. Size zorluklara karşı mücadele etmesini öğretir.)

İyi seyirler

 

Yazının devamını okumak ve Dipnot Tablet’in 251. sayısını indirmek için

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

 available-on-the-app-store

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Get-it-on-Google-Play