Sosyal sorumlu korsanlar Dipnot Tablet’te!

Pazar, 30 Eylül 2012 11:21

Dipnot Tablet yine renkli, güncel ve dopdolu bir dergi oldu. Makaleleri, videoları, fotoğraflarıyla başında uzun zaman harcayabileceğiniz bir dergi tablette sizleri bekliyor.

“YALAN DÜNYA” kapağı ile Dipnot Tablet’in 80. sayısı çıktı!

Tarih boyunca deniz kıyılarında yağma ve hırsızlık yoluyla geçinen saldırgan gruplara korsan denildi. Bilinen ilk korsan saldırılar milattan önce Akdeniz uygarlıklarından faydalanan haydutlardı. Korsanlar Roma İmparatorluğu döneminde o kadar güçlendiler ki imparator Jül Sezar’ı bile fidye için kaçırabildiler. Korsanlar Sezar’a karşılık yirmi ölçü altına razıydılar; ancak Sezar kendisinin daha değerli olduğuna inanıyordu. Dolayısıyla fidye bedeli elli ölçü altına yükseltilmişti.

On altıncı yüzyıla gelindiğinde, korsanlar dünyadaki tüm denizlere ulaşmışlardı. Özellikle Karayip Denizindeki korsanlar, korsanlığı altın çağına eriştirdiler. Aralarından birçok korsanın şöhreti yıllar boyu sürdü. Karayip korsanları günümüze kadar birçok kitap ve filme ilham verdi. Kol ya da bacak yerine kullandıkları çengelleri, bir tanesi bantla kapatılmış gözleri, kendilerine ait giyim tarzları, konuşma şekilleri, gelenekleri ve maceralı yaşamları bu deniz haydutlarını dünya çapında bilinen popüler kültür öğelerine dönüştürdü.

Korsanların Altın Çağının en ünlü kaptanlarından olan Portekizli Bartolomeu’nun ayrı bir önemi vardır. Bartolomeu, Korsan Kodu olarak anılacak kuralları ilk defa uygulayan kaptanlar arasında yer aldı. Korsan Kodları, korsan tayfalarının çalışmalarını nasıl sürdüreceklerini anlatan merkezi metinlerdi. Bir çeşit iş yapma tüzüğü olarak kullanılan bu metinler; korsanların ahlaki kurallarını, mal paylaşım esaslarını, davranış kurallarını, hatta yaralanan korsanların bakım ve tazminatlarına ilişkin bilgileri içeriyordu. Ayrıca korsanlar kaptanlarını ve diğer önemli görevlere gelecek kişileri oylayarak seçiyorlardı. Tayfadaki her korsanın oy hakkının bulunması en eski Korsan Kodlarında dahi yer alıyordu. Dolayısıyla demokratik denilebilecek seçim esaslarıyla işleyen, tüm iş yapış süreçleri hakkında yazılı ve kabul edilmiş metinleri olan korsanlar, yaşadıkları çağların en eşitlikçi çalışma ortamlarına sahiptiler.

Kötü ve ahlaki olmayan bir iş yapan kimselerin, iyi ve ahlaki olarak çalışıyor olmaları nasıl değerlendirilmelidir? İşin sonuçları mı, süreçleri mi daha büyük önem taşır? Bu gibi sorular günümüzde kurumsal sorumluluk ile ilgili tartışmaların merkezinde yer alıyor. Emrinde çalışanları kuralsızca sömürerek ekmek üreten bir fırıncıyı mı, yoksa demokratik usuller ve yazılı kurallara göre hareket eden gaspçı korsan gemilerini mi takdir edeceğiz?

Korsan sıfatı günümüzde sadece deniz haydutlarını değil, aynı zamanda her türlü hırsızlığı ve kayıt dışılığı anlatan genel bir ifade hâline geldi. Artık tekstil ürünlerinin, fikir ve sanat eserlerinin, taksilerin, yazılımların ve diğer pek çok ürünün de korsanları var. Bu korsanlara karşı kayıtlı işletmeler büyük tepki duyuyorlar. Fakat korsanlara karşı büyük tepki besleyen şirketlerin, kendi içlerinde Karayip Korsanları kadar sorumlu olabildiklerini söylemek güç.

Günümüzde birçok şirket hâlen hangi esaslara göre çalışacağını yazılı bir metinle belirlemiş değil. Kendi iş etiği anlayışlarını kâğıda dökmekten çekinen şirketler, aslında etik olmayan sulara bayrak açmış oluyorlar. Küresel İlkeler Sözleşmesi gibi uluslararası kurumsal vatandaşlık girişimlerine veya sürdürülebilirlik raporlamaları gibi şeffaf kamuoyu raporlarına karşı kayıtsız kalan şirketler, hesap vermekten korktukları için herhangi bir taahhüt altına girmekten kaçıyorlar. Şirketler gerçekten daha iyi olmak için mi çabalıyor, yoksa insan hakları, çalışan hakları, eşitlik gibi konular, aslında sadece daha çok kâr arayışının maskeleri olarak mı kullanılıyor?

Günümüz şirketlerine tarihi korsanları anlamaları için bir çağrı göndermek fena bir fikir olmayabilir. Elbette şirketler, varlık sebeplerini başkalarının varlıklarını sömürmeye adasınlar diye değil; iş süreçlerini tüm boyutlarıyla tanımlayabilmeleri, çalışanlarının haklarını en baştan güvence altına alabilmeleri, herkese yönetim süreçlerine katılma hakkı verebilmeleri için korsanlardan feyz alsınlar diye. Daha da önemlisi, iç süreçlerinde kurumsal sorumluluğun önemini kavrayabilsinler diye.

Serdar Dinler
Türkiye Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği Başkanı

Berkay Orhaner
Türkiye Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği Üyesi

Tags