Sokak Fotoğrafçılığı Sokakta Olup Bitene Tanıklık Etmektir

Çarşamba, 30 Temmuz 2014 16:47

Foto muhabiri Mustafa Seven Instagram’daki 750 binden fazla takipçisiyle dünya çapında tanınan bir fenomen. Mustafa Seven’in fotoğraflarında öne çıkan en önemli unsur ise ‘sokak’ ve ‘sokakta geçen hayatı’ anlatması. Seven, yeni çıkan kitabı ‘Sokak Fotoğrafçılığı’nda ise hem teknik bilgiler hem de kendi deneyimlerini paylaşıyor. En zengin ve ulaşılabilir malzemenin her zaman sokak olduğunu söyleyen Mustafa Seven ile fotoğrafları, yeni çıkan kitabı ‘Sokak Fotoğrafçılığı’  ve Instagram üzerine konuştuk.

Hazırlayan: Rabia Çelik

 

Kendinizi sokak fotoğrafçısı olarak tanımlıyorsunuz. Nedir sokak fotoğrafçılığı?

Bu soruya en tatmin edici yanıtı verebilmek için önce ‘sokak’ın tanımını yapmak gerekiyor. Sokak, mülkiyetin olmadığı, kişinin tüm rollerinden kurtularak salt kendi olduğu, özgürleştiği bir mekan bana kalırsa. Sokak insan tarafından kurulmuş, onun sayesinde var olmuştur ve her sokakta insana rastlamasanız bile, insandan izlere rastlarsınız. İnsan her yere kendinden bir şeyler bırakır. Sokak fotoğrafçılığı ise ‘sokakta’ olup biten her şeye tanıklık etmektir. Bu tanıklıkları bir hikaye anlatıcısı gibi fotoğraf izleyicisine aktarmaktır. Fotoğrafınız ne kadar çok insana ulaşırsa hikayeler o kadar çeşitlenir, her izleyici ile yeniden yazılır.

 

Foto muhabiriyken sokak fotoğrafçılığına geçme süreci nasıl oldu?

Kendiliğinden gelişen bir süreçti sanırım. Foto muhabirliği yaptığım yılların en başından bu yana, elime bir fotoğraf makinesini ilk aldığım günden beri, bulduğum her boş vakitte olabildiğince kendimi sokağa atıyor ve dinlenmek yerine fotoğraflar çekiyordum. Yaklaşık 20 yıl süren foto muhabirliği boyunca beni besleyen şey buydu. Sonunda artık tüm enerjimi sokak fotoğrafçılığına aktarmak istediğime karar verdiğimde kendimi emekli etme cesaretini de buldum. Son bir kaç yıldır artık yalnızca sokak fotoğrafları çekiyorum, projeler üretiyorum ve zaman zaman da özel projelerde yer alıyorum.

Screen Shot 2014-07-25 at 3.51.02 PM 

Öncelikle ‘görmeyi’ öğrenmek gerekiyor

Instagram’daki fotoğraflarınızı takip ediyorum. Gerçekten şahaneler. Bunun için sokağa çıkıp deklanşöre basmak yeterli mi? Sizin sihriniz ne?

Öncelikle teşekkür ederim. Verdiğim workshoplarda, Sokak Fotoğrafçılığı kitabımda da hep bahsediyorum bu konudan. Fotoğrafçılıktaki en basit kural burada da geçerli: görmeyi öğrenmek. Bunun için çeşitli alıştırmalar yapılabilir. Ama sokak fotoğrafçılığı söz konusu olunca, fotoğraf çekmek için girdiğiniz sokakta bir yabancı olmamalısınız. Sokağın sakinlerinden biri olmalısınız ki samimi kareler ortaya çıkabilsin.

 

Kitap fikri nasıl doğdu?

İlk yayınlanan kitabım ‘Instanbul’ Instagram’da yayınladığım İstanbul fotoğraflarından oluşan bir fotoğraf albümü niteliğinde. Zaten Instagram’da yayınlanan fotoğrafları neden bir de kitap halinde yayınlamayı tercih ettiğimi sorabilirsiniz. Sebebi gayet basit aslında. Hala hepimiz kağıt fikrini çok seviyoruz ve onu daha samimi buluyoruz. İkinci kitabım Sokak Fotoğrafçılığı ise bir ihtiyaçtan ortaya çıktı. Sokak Fotoğrafçılığı workshopları vermeye başladığımdan bu yana çok fazla soru alıyorum. Bu soruların cevaplarıyla benim sokak fotoğrafçılığına bakışımı içeren bir kitap çıktı ortaya.

Screen Shot 2014-07-25 at 3.51.13 PM

Tarihi Yarımada kentin en yavaş değişen yeri

Bazı fotoğrafçılar herkesin akıllı telefonlarla fotoğraf çekmesinden şikayet ediyorlar. Fotoğrafçılığın sonunu getireceğini söyleyenler de var. Siz ne düşünüyorsunuz?

Şikayet edilecek bir konu olduğunu düşünmüyorum. Fotoğrafçılığın sonunu getirmeyecek, tam aksine yayılmasını, yaygınlaşmasını, anlaşılmasını sağlayacak diye düşünüyorum. Sokağa çıkarken fotoğraf makinemi yanıma almamışsam –ki bu çok nadiren olur- kaçırmayı göze alamayacağım bir an’a tanıklık ediyorsam ben de akıllı telefonumu kullanıyorum.

 

Bir röportajınızda ‘sokağı kaydediyoruz. Çünkü İstanbul çok hızlı değişiyor’ demişsiniz. İstanbul’u ve bu değişimi sizin gözünüzden anlatabilir misiniz?

İstanbul’da doğup büyüdüm ve tüm şehri hep inceler bir gözle seyretmeye çalıştım. İstanbul hep ayakta, hep devinim halinde olan binlerce yıllık bir şehir ve ömrü kesinlikle bizden daha uzun. Siz de en azından yaşadığınız evin sokağında bu devinime şahit oluyorsunuzdur. Hele şimdi bir de kentsel dönüşüm nedeniyle çok daha hızlı değişiyor kent. Ama ilginçtir, şehrin en eski bölgesi olan Tarihi Yarımada kentin en yavaş değişen yeri aynı zamanda. Bu da beni çok mutlu ediyor. Çünkü orada kendimi evimde hissediyorum. Değişmesi arzu edeceğim bir şey değil.

Screen Shot 2014-07-25 at 3.51.27 PM

Tamamı için:

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

 available-on-the-app-store

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Get-it-on-Google-Play