Sokağın hafızası bu kitapta: Afişe Çıkmak!

Salı, 5 Şubat 2013 11:12

[wzslider autoplay="true" transition="'slide'"]

Dipnot Tablet yazarı Tarhan Gürhan Yılmaz Aysan’ın yeni çıkan Afişe Çıkmak adlı kitabını kaleme aldı.

Şu duvarların, sokakların, kitapların dili olsa da konuşsalar derdik hep. Artık sokakların dili var. İletişim Yayınları’nın 30. Yılı’na özel olarak hazırlanan; Afişe Çıkmak adlı kitap, 1963-1980: Solun Görsel Serüveni alt başlığıyla piyasaya çıktı. Yılmaz Aysan tarafından hazırlanan kitabın tasarımı da ona ait.

Kitapta, afiş, dergi, kitap, plak ve kaset kapakları, dergilerde yayınlanan çizimler, duvar fotoğrafları ve söyleşiler yer alıyor. O günleri afişlerden adım adım takip etmiş Yılmaz Aysan. Kitabın sayfalarını çevirdikçe sloganları, yürüyüş seslerini, marşları, silah seslerine kadar duyuyorsunuz nerdeyse. Çünkü elinizdeki sıradan bir kitap değil. Bazı afişlemelerde gece çatışmalar çıktığı ve insanların öldüğünü unutmadan bakmak lazım bu görsel malzemelere.

“12 Eylül öncesi, bizim için bir nostalji konusu değil, gölgesi bugünlere kadar düşen özel bir zamandır. Bizim o zamanlara bir borcumuz var. Bu nedenle, 30. yılımızı kutlamak için, bu kitaptan iyisi bulunamazdı.” diye anlatmışlar kitabı, İletişim Yayınları imzalı önsözde.

Bizim gibi belge boşluğu kangren olmuş memleketler için, bu tip kitaplar çok kıymetlidir. Bir yandan da o günleri anlamak için bugünden baktığımızda, elimizde ne kadar az materyal olduğunu bir kez daha gösteriyor bize. Bir kentin, bir memleketin sokakları onu yansıtır, yansıtmalıdır da. Kamusal alan en çok kamuyu yansıtır. Apartman duvarlarının dışı kamusal alan, içi özel alan. İçlerinde geçenleri pek bilmiyoruz, ama dışları epeydir hep reklam dolu. Satacak bir şeyin varsa duvarın var. İşte reklamın, henüz propagandanın yerini almadan önceki dönemlerine, toplu bir bakış imkânı veriyor bu kitap.

Önsözden devam edersek, bu çok özel hediyelerini şöyle sunuyorlar: “Yılmaz Aysan’ın aşkla yürüttüğü bir belgeleme çalışmasına dayanan kitabı, ’70′lerin “aura”sını gözümüzün önüne getiriyor. O dönemin genç insanlarının anlatma, müdahale etme, ses çıkarma, bir şeyler yapma, kısacası dünyaya katılma iştahını gösteriyor bize. Televizyonun siyah beyaz tek kanal, bilgisayar teknolojisinin laboratuvar aşamasında, sosyal medyanın olsa olsa hayal hanesinde olduğu bir zamanda, mütevazı iletişim yollarını kullanmaktaki yaratıcılığı gösteriyor.”

Kitabı açtığınızda 1963’le 1980 arası gece afişe çıkıp, apartman duvarlarına, tahta inşaat çitlerine, metal kapılara asılmış afişleri görebilirsiniz. O dönemi anlayabilir miyiz kitaptan? Emin değilim, fakat bu çalışma müthiş bir boşluğu dolduruyor. Şimdi o duvarlardaki yazılar silindi. Önce bir kat beyaz kireç sürdüler alttan göründü, sonra bir kat, bir kat daha… Bugün aynı duvarlar bambaşka renklerde, bana kalırsa da çok ruhsuz hallerde. Şimdi başka bir şey anlatıyor bize duvarlar, bilboardlar, ışıklı boardlar, giydirilmiş binalar, giydirilmiş arabalar, giydirilmiş hayatlar…

Yılmaz Aysan, “afişe çıkmayı” şöyle anlatıyor: “Bu kitap, yaşamlarının bir bölümünde gerçek veya mecazi anlamda ‘afişe çıkan’ sol eğilimli insanların, politik, sosyal, kültürel ve sanatsal fikirlerini, kavgalarını ve bunları kamuoyuna nasıl iletmeye çalıştıklarını, sözel, görsel ve işitsel olarak nasıl sunduklarını araştıran, yansıdığı mecralar aracılığıyla derleyip-toplayan bir çalışmadır.”

Kitapta 68’in coşkusu, umudu var. Artık solun -bir dönemi de olsa- belgeli, derli toplu bir geçmişi var, dün yoktu. Biz solun, sadece depresyonunu yaşadığımız için midir nedir, bu kitap beni heyecanlandırdı. Benim kuşağım, yani gençliği seksenlerde geçenler, solun hep en yenik halini görerek büyüdüler. 68’den bugüne yayılan umut dalgasını geçiremediler hayatlarına. Afişleri de çok cılız kalmıştı, coşkudan uzak, kitleden kopuk…

İletişim Yayınları “doğum günü armağanı” olan kitapta şunların da altını çiziyor: “12 Eylül 1980 askerî darbesinden üç sene sonra kurulduk. Kuruluş hikâyemizi anlatırken hep 12 Eylül’le başlıyoruz lafa. Çünkü biz, askerî diktanın kâbusundan kurtulmaya, topluma giydirilen deli gömleğini yırtmaya çalıştık. Demokrasiye, özgür iradeye, insan onuruna, vatandaşlık ve insanlık fikrine alan açılmasına katkımız olsun istedik. Elimizden geldiğince yayın yoluyla yapmaya giriştik bunu.” O kara günlere dair küçük bir anı geliyor aklıma. Üzerlerinde şiirler olan takvimler, afiş ve kartpostallar saklamıştım, yanmasınlar diye. Annem bulunca, bana bir tokat yakıştırmıştı. Bunları saklamak bile bu kadar zorken, “afişe çıkmak” nasıldı acaba?

Kocaman kocaman kelimeler cümleler, sloganlar var afişlerde. Kelimeler, neyse ki hepimizin, zengin yoksul hepimiz kullanabiliriz. Ancak kim kullanırsa o ruh katabilir, bunu da çoğumuz beceremeyiz. O günlerin izlerinin bir araya getirildiği kitapta bu ruh çıkıyor ortaya. Anlamla yaşamış bir kuşağın anlamlı öyküsü çıkıyor karşımıza. Unutturmaca oyununa karşı müthiş bir görsel koz.

İnşaatları çevreleyen tahta çitlerin üzerleri, elektrik trafoları, kantin duvarları, panolar, okul duvarları, merdiven kenarları, gecekondu duvarları hiç boş kalmamış. Üst üste afişler asılarak soldan nasibini alan bu yerler, bugün kimin türküsünü söylüyorlar acaba? Bu görsel şölen insanın üretiminin kalıcılığını da kanıtlıyor hepimize. Şimdi öyle yaşamıyoruz ama, kitaptan sızan kızıl güneş hâlâ hafızalarımızı ısıtıyor. Solun görsel serüvenini anlatan desenlerde en çok kırmızı, siyah, mavi ve beyaz renkler hakim, yeşilin çok az olduğu göze çarpıyor.

Dört yılda tamamlanan, 492 sayfalık Aysan imzalı bu benzersiz özel tasarım kitapta; Abidin Dino, Sait Maden, Tonguç Yaşar, İnci Tuğsavul Özgüden, İbrahim Niyazioğlu, Mehmet Sönmez, Murat Belge, Ertuğrul Kürkçü, Hasan Barutçu, Ali artun, Ahmet Sönmez, Sait Kozacıoğlu, Sadık Karamustafa, Selçuk Demirel, Kemal Akıncı, Selim İmamoğlu, Mehmet Toker, Ahmet Asena, Emre Senan, Şadi Samer, Ferit Erkman, Bülent Erkmen, Orhan Taylan, Tan Oral, Erkal Yavi, Metin Deniz, Sungu Çapan, Ahmet Soner ve Emek Can Tülüş, afiş, kapak, desen, fotoğraf ve amblemlerin hikâyelerini anlatıyorlar.

Kitaptaki söyleşiler Yılmaz Aysan, Ebru Seyhan, Esra Yıldız’ın ortak çalışması. Resim altı metinler Ebru Seyhan ve Yılmaz Aysan’dan. Müzik bölümü resim altları ise Emek Can Tülüş’ün.

“Afişe Çıkmak”, zaten 68 kuşağı mensuplarının hafızalarında taze. Yeni nesiller içinse müthiş bir belgelik. Kramp girmiş geçmişimize bir kas gevşetici gibi. Umutsuz yaşayıp ölmektense, umutla afiş asmak var. İletişim Yayınları’nın 30. yılını deviriyor olmasına da çok anlamlı bir hediye olmuş. Şunu bir kez daha anladık ki, unutkanlık kader değilmiş!

Tarhan Gürhan

Aradığınız her şeyi bulabileceğiniz derginiz Dipnot Tablet 98. Sayısı ile ücretsiz olarak AppStore ve Android Market’te.

Tags