Sizi Uzaya Gönderiyoruz! Astronotlar Uzayı Anlatıyor

Salı, 26 Mayıs 2015 16:47

Mr. Spock, Kaptan Kirk, Master Yoda, Darth Vader ve E.T.

Milletçe uzay denince aklımıza ilk gelenler. Uzayda maceradan maceraya koşan kahramanların dışında uzay hakkında ne biliyoruz peki?

Mısırlıların başlattığı bu çalışmalara NASA neznindekileri de eklediğimizde, insanlık tarihi boyunca uzay hakkında bilgimiz, bulgumuz fena değil gibi geliyor. Ama aslında Evrenin tahayyül edemediğimiz sınırları içinde toplu iğne ucuna bile denk gelmiyor.

Uzay konusundaki bilgimizin toplu iğne ucuna yaklaşmasında en büyük katkı şüphesiz ki, dünya dışına çıkıp uzayda çeşitli araştırmalar yaparak geri dönen astronotların. İşte NASA’daki çalışmaları sırasında uzaya giden iki emekli astronot John Creighton ve Linda Godwin, uzay tecrübelerini paylaştı benimle.

Merak eden kesin vardır. İlk olarak şunu sordum: Uzayda olmak nasıl bir his diye? Emekli astronot John Creighton soruma en başından başlayarak cevap veriyor. Ona göre en heyecan verici en tehlikeli kısım, uzaya gittikleri roketin fırlatılması.

”Çok büyük gürültü ve titreşime maruz kalıyorsunuz. Bu durum yaklaşık 8 buçuk dakika sürüyor. Atmosferden çıkıyorsunuz ve motorlar duruyor. O an öne doğru şiddetli bir baskı oluyor. Camdan fırlayacaksınız gibi hissediyorsunuz. Ve ikinci kısım. Bir aracın içinde olsanız da artık uzaydasınız. Burası artık ağırlığınızın olmadığı kısım. Kemerinizi çıkarıp aracın içinde süzülüyorsunuz. Biz buna sıfır yer çekimi diyoruz. Özgürlüğü hissedebiliyorsunuz. Duruma adapte olmak çok sürmüyor. Ve duruma alışınca her şey daha kolay hale geliyor.”

astEmekli astronot Linda Godwin’in de anlattıkları hemen hemen aynı.

”Sıfır yerçekimi nedeniyle uzayda olmak biraz garip oluyor. Her şey uçuşuyor. Uzay aracının içinde devamlı eşyalarımı kaybederdim. Bu yüzden en önemli eşyalarımı cebimde taşırdım. Tecrübelerimiz ilginç oluyordu. Mesela insan vücudunun o ortamda bir problem yaşamadığını gördük. Yiyeceklerde bir değişim olmuyordu. En ilginci de güneşin doğuşunu ve batışını dünyanın dışından gün içinde birkaç kez görebiliyorsunuz. Bu tabi biraz biyolojik saatinizi değiştiriyor.”

Bu noktada, iki astronotun anlattıklarını kafamda canlandırırken John Creighton’ın sözleri bir an da beni tedirgin eden gerçekliğe döndürüyor.

”Yaşarken yaptığımız hatalar bize tecrübe olarak geri dönüyor ve biz bu tecrübelerimizi yararımız için kullanıyoruz. Ancak uzayda hata ile tecrübe kazanma şansınız neredeyse yok. En küçük bir hata sizin ve aracın içindeki ekibin hayatına mal olabilir.”

Belgesel kanallarında ve haberlerde sık sık NASA’nın uzayda bir takım araştırmalar, çalışmalar yürüttüğünü izliyoruz. İzliyoruz da aslında tam olarak da ne gibi çalışmalar yapılıyor bilemiyoruz.

L. Godwin: ‘NASA’nın uzaydaki çalışmaları kapsamında robotsal ve insani programları var. Dünyamızın çevresi, güneş sistemi araştırmaları ve mars’taki çalışmalar gibi. Temmuz ayında bir uzay aracımızın Plüton’a ulaşmasıyla ufkumuz daha da genişleyecek. Yıllar içinde birçok galaksi keşfi ve Mars’a gitme fırsatı bulduk. Şu an atmosferde serbest düşüşle dünyanın etrafında dolaşma ile ilgili yapılıyor ki, bu da mikro çekimi ve insan fizyolojisi hakkında yeni bilgileri ortaya çıkaracak. Yani uzayda yapılan bağışıklık sistemi deneyleri sayesinde bugün daha güçlü, etkili ilaçlar yapabiliyoruz.’

Linda Godwin1NASA’nın heyecan yaratan son araştırması Mars misyonu.  Tekerleğin bulunması kadar dünya dışında bir gezegene gitmek de insanlığın mihenk taşları arasında bence. Hemen akla gelen soruyu, Mars geleceğimiz olabilecek mi? diye sorunca Creighton biraz temkinli yaklaşıyor, zamana ihtiyacımız var diyerek.

”Öncelikle yeni bir teknolojiye ihtiyacımız var. Bugün teknoloji bizi bir gezegenden diğer gezegene götürebiliyor. Örneğin Mars’a gitmek 6 ay sürüyor. Bu arada iki gezegen de yörüngelerinde dönmeye devam ediyor ve birbirinden uzaklaşıyor. Tekrar en yakın konuma 1 yıl sonra geliyor. Yani Mars’a gidip dönmek neredeyse 2 yıl sürüyor. Ve bir de Mars’taki radyasyon seviyesi sorunu var.  Bugünkü teknolojinin radyasyon seviyesine dayanması zor. Sonuç olarak radyasyona dayanan daha iyi kalkanlar yapıp, seyahat süresini kısaltmalıyız. Bunları gelecekte yapabilecek duruma ulaşacağız. ”

Hazırlayan: ENVER KAPTANOĞLU

Yazının devamı ve Dipnot Tablet’in 218. sayısını indirmek için:

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

 available-on-the-app-store

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Get-it-on-Google-Play