Sitem Ateş Dipnot Tablet için yazdı: DÜĞÜM

Çarşamba, 12 Ağustos 2015 13:17

Herkes bilir! Bir yerde ayakları geriye doğru gider insanın. Bu hep, her zaman öyle kötüye gidiş de değildir, bunu da bilir herkes. Ama bazen, bir evin konforunu, halının yumuşaklığını, yatağın sallantısız sabit yerini, kulağa çarpan rüzgarın insafını, değdiği yerde kurumuş denizin tuzunu bir paketten akıttığın sofranın sıcağını, canın çekerse ulaşabileceğin bir yemeğin, gün içinde vaktin yeterse görüşebileceğin birkaç arkadaşın ulaşılabilirliğini, sen istediğin zaman arayabiliyorken ulaşılamıyor uyarısıyla karşılaştığın o vazgeçilmez telefonların cebine yakınlığını, bazen hedefin olmaksızın gezdiğin marketin ya da mağazanın sana sunduklarını bulabileceğin bir dünyanın konforudur aslında arkada bırakmakta zorlandığın… Ya da sayısız detayın yanında, daha yanındayken özleyeceğini bildiğin yakınlarından uzaklaşırken yakınlaştığın yegane şeyin, bir yanıyla özgürlük kokarken diğer yandan denizin kokusuyla seni içine çeken yalnızlıktan kaçışının olmadığını… hep bilirsin! Herkesin bildiği ya da bildiğini sandığı her şeyi, kimselerin bilmediği gibi yaşarken, koca kürenin bir yerinde nasıl küçücük bir nokta olarak haritaya işlendiğini yalnız sen bilirsin.

Öyledir ya, bunca kutuplara bölünmüş kürede, bir yanına düşsün istemeyeceğin çok insan, bir anda kader birliği ettiğin, danıştığın, görüştüğün, dertleştiğindir kiminde. Seni dillere, dinlere, ırklara ve kültürlere bölen nesneli o koca kürenin, okyanus gerçeklerinin çok dışında, çok yabancısıdır. Orada milliyetin yoktur, dilin, dinin, seni diğer her şeyden ayrı kılan, ayrıştıran şey, koca bir su kütlesi halinde, doğanın ve bildiğin tüm gerçeklerin karşısında eşitleyendir. Önyargılarını, toplumsal histerilerini, milli kibrini, Evrende Dünya’nın, Dünya’da ise kendinin yerini fark ettiğin anda soyunmaya başlarsın üzerinden. Ortak bir dilde konuşabildiğin bütün insanlar, rengine ve aidiyetlerine bakmadan girer hayatına. Yabancısı olduğun kadar, dengisindir hayat karşısında bir eşitlenmeyi söz konusu kılacak bütün paydalarda. Oysa o yabancılık, kürenin her yerinde, her noktasında kimliğindir biraz da! Aidiyetlerinin ardında, sana sırtını dönmüş, düğümlerini çözen gerçeğidir ezbere atılmış ve öyle çözülmüş birikimiyle yüzyılların düğümlerinin…

Limandan ayrılırken halatlarını çözdüğün gemi, seni açık denizlerin ve okyanusların kalbine taşırken, geride bıraktığın hayatınla arandaki düğümleri de çözer aslında. En basit haliyle gardırobunla aranda açılan mesafe, ailenden, sosyal çevrenden, iletişim olanaklarından ve alışkanlıklardan oluşan hayatının gündelik her detayından ve bazen dertlerinden de, farkında olmadığın görünmez düğümlerinden, sadece bir deniz usulca uzaklaştırır seni. Üzerinde yaşadığımız denizlerin ve kara parçasının her biri, kendi diliyle savaşmayı ve mücadeleyi bırakmayı salık verir. Bilmelisindir ki karada da denizde de sadece bir barışıklık ve kabullenişle elde edersin uyumu. Uyum sağladığın her alan, bir arada ve birlikte yaşadığın her canlı yaşanılır bir Dünya’nın açık kapısıdır. Artık o kapının önünde, içeriye girerken avunduğumuz, sarıldığımız, düşlediğimiz ya da öfkeyle sahip çıktığımız ne varsa, akıl ve idrak yollarının sonunda, iyi ya da kötü bir Dünya’nın varış noktasıdır. Denizlerin ‘bir başka dünya’ halinin gerçeklerine götüren yolunun ise ilk adımıdır düğümler. Dünyanın diğer her yerindeki donmuş, ya da sıvı varlığının bir ucunda, aynı kütlenin bir parçasında olmak, henüz varmadığın, görmediğin, geçmediğin denizlerin kudreti, merhameti ve dehşeti arasında, hep farkında ve tetikte tutar seni. Öyle ki paçana değen ya da üzerinde durduğun deniz, hayatla bağlarını sınayan yeni bir yoldur önünde.

düğüm (1)Eski Çin’de insanlar düşüncelerini ifade etmek için iplere düğümler atarlarmış ve her bir düğüm bir düşüne karşılık gelirmiş. Çince’de ‘düğüm’ kelimesi ‘kavuşma, arkadaşlık, aşk, sıcak ve evlilik’ gibi anlamlara gelirken, ‘şans ve mutluluk’ kelimeleriyle de aynı telaffuzu paylaşır.

Denizcilikte ise ‘düğüm’ anlamına gelen ‘knot’ sözcüğü sürat birimidir. İlk olarak 1500’lü yıllarda bir makaraya sarılı olan halatla, ucunda küçük bir ağırlık parçası olan ahşap bir panel ve 30 sn. gösteren bir kum saatiyle geminin hızı ölçülmeye başlanmış. Chip Log adı verilen bu düzenek, yani parakete, ölçümü sağlayan halat boyunca 7 kulaç- 42 feet (yaklaşık 12.80 m) şeklinde eşit aralıklarla düğümlenirmiş. Bu ahşap panel suya atıldıktan sonra, üzerinde düğümler olan ip makaradan akmaya başlar, gemi ileri doğru hareket ettikçe ip de hızla akarmış. Kum saati ile ölçülen belirli zaman aralığında geçen düğüm sayısı geminin süratini söylermiş. Geminin bir saatte aldığı yolun deniz mili cinsinden ifadesinin, düğümlerle ve düğümlerin insan hayatıyla ilişkisini, tıpkı eski Çin’de karşılık geldiği düşün ve bilgelik, ya da Budist rahiplerinin iplere düğümler atarak yaptıkları meditasyonlarında, bizi bir yere, bir şeye, kişiye, tanımlı aidiyetlerimize ya da düşlerimize götüren, bir şekliyle hayata bağlayan bu düğümler, yalnız metaforlarla değil, özellikle denizdeyken bir başka tekne ya da limanla bizi bir araya getiren, rüzgarın, akıntıların etkilerine göre gevşeyen ya da boşu alınan halatlar ve halatların ucunda bağlandığımız öbür hayat, bir süreliğine gerçeğin tek belirleyenidir. Bu belirleyen, bir yerde bizi zamanın kendisiyle kurduğumuz ilişkide çok şeyi yeniden ve dikkatle düşünmeyi salık verirken, diğer yandan yeterince farkında olmadığımız ve bizi özgürleştirecek başka düğümlerini hayatlarımızın, ‘çöz’ der bize. Usulca ‘çöz’ der.

Karada, gündeliğin ve iş hayatının yoğunluğuyla bir haftanın yoğunluğunu bir günde yaşayan, yaşarken yanından akıp geçen zamanı ölçmeye engel her detay, denizde bir günü geçmek bilmeyen bir haftanın uzunluğuyla yaşıyormuş duygusuyla geçer insanın üzerinden. Üzerinden geçtiğimiz zamanlarsa, aynı denizlerde olduğu gibi, savaşarak ya da mücadele ederek değil, tam da tersine barış içinde ve uyumla yaşamak gerektiği ısrarıyla, eşitliğin, kardeşliğin ve bir arada yaşamanın eşsiz huzuruyla, çöz diyor bize tüm düğümleri! Savaşların, düşmanlığın, her türlü kibrin ve tüm adaletsizliklerin düğümlerini, büyük denizlerin sularını düğümlerle ölçülü hızlarla aşan gemiler gibi, sabrın ve erdemin, düşüncenin ve felsefenin, anlamın ve arayışların sessizliğiyle aşan o rahipler gibi, çöz!

Hazırlayan: SİTEM ATEŞ

Yazını devamı ve Dipnot Tablet’in 228. sayısını indirmek için:

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

 available-on-the-app-store

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Get-it-on-Google-Play