Sıradan Bir Tuğla Bile Bir Şey Olmak İster

Cuma, 13 Kasım 2015 10:06

Hazırlayan: CAM REMZİ ERGİN

Mimar Louis Kahn sıradan bir tuğlanın bile bir işe yaramak istediğini savundu. Kendisi bugün aramızda olsaydı, Nepal’de çocuklar için inşa edilecek okulun duvarlarında kullanılacak tuğlalar adına gurur duyardı. Mimar Deniz Özgüven ve diğer Buildon ekibi gönüllüleri etkileri halen süren Nepal depremine merhem olmak için Aralık ayında Nepal’e doğru yola koyuluyorlar. Özgüven’in New York’daki ofisine bağlanıp konunun detaylarını yola çıkmadan kendisinden dinledik.

Deniz Özgüven kimdir?

Liseyi Madrid’de okuduktan sonra, mimarlık eğitimi almak için New York’a geldim. Pratt Institute’de 5 yıl geçirdim. Bu arada mimarlık adına öğrenmek için bir süre Roma’da kaldım. Okul bittikten sonra da New York’da kalmaya karar verdim ve şu an WATG şirketinde mimarım. Şehir planlamasına dair çalışmalarda bulundum ve mimaride sürdürülebilirlik üzerine eğildim. New York gibi çok kalabalık bir şehrin nasıl geliştirilebileceğine dair projelerde de çalışıyor ve yeni materyeller geliştirmek üzerine çalıştırmalar yürütüyorum.

Deniz Ozguven

Mimarlık sana en çok ne öğretti?

Çoklu iş düzenini yürütebilmeyi öğrendim. Mimarlık insana vizyon katan bir meslek. Yeni bir insanla tanıştığında sadece ne yaptığı veya ne giydiğine değil de kendini nasıl ifade ettiğine, bir şeyleri yapış şeklini nasıl yansıttığına da daha farklı bakmaya başlıyorsun. Aklında bir yapı biçimi oluşuyor, detaylara daha çok önem veriyorsun ve o bahsettiğimiz, kafanda kurduğun yapıya o detayları tek tek işliyorsun.

Kendi mimarlık anlayışında algın daha çok nerede duruyor?

Çalıştığım şirkette biz hotel de tasarlıyoruz. Konsept olarak çok fütüristik bir yaklaşım içinde değiliz aslında ama ben projelerimde insanların o ‘yer’ hakkında ve o ‘yer’de nasıl hissettiklerine çok önem veriyorum. Bu mimari ne hissettiriyor? Bir alan içindeysen sen, o alan seni nasıl değiştiriyor, sen kendini o alan içinde nasıl değiştirebiliyorsun? Benim kafamda mimari çift taraflı bir ilişki. Sürdürülebilirlik ise çok önemli. Bazı şeyler elimizden yok olmadan önce bir şeyler yapabilirsek her şey daha güzel olacak.

Gündemimizde fazlaca olan gelecek kavramı ile şehirlerdeki mimari gelişimlerde paralellikler görüyor musun?

Özellikle New York için üst seviyedeki farkındalık düzeyinden bahsedebiliriz. Geri dönüşüm artık insanların yaşamlarının büyük bir parçası. Mimari olarak yeni binalar pek yok, eskilerin renovasyonundan bahsedebiliriz daha çok ama bunda New York’un şehir düzeninin zorunlu kıldığı gereklilikleri unutmamak gerekiyor.

Peki geri dönüşüm demişken, mimaride geri dönüşüm konusuna nasıl bakıyorsun?

Geçenlerde Interior Design Magazine’nin bir davetine gittik. Bir aktivite yaptık hotelcilik üzerine. En çok hangi materyelleri geri dönüştürdüğümüze dair de bir çalışmaydı bu. Bulgulardan biri yatak şilteleri oldu. İki yılda bir değişmeleri gerekiyor. İnsan vücudunun şeklini alıyor şilte ve de ağırlaşıyor. Dendi ki öyle şilteler olsun ki kendi kendilerine ayrışsın ve de yok olabilsinler. Öyle bir hotel yapalım ki zamanla parçalara ayrışsın ve yok olsun, bir pop-up hotel mesela. Bu aslında bazı şeyleri ayrıştırmak ve dönüştürmekteki gerekliliğe dikkat çekiyor.

Peki bunun uygulamaları var mı?

Shigeru Ban benim çok sevdiğim bir mimar, kendisi bu sene Pritzker ödülünü aldı. İnsani yardım konularında da çok çalışıyor. Ban, kağıttan materyellerle yaşam alanları yaptı örneğin. Tabii bunun için uzun  çalışmalar gerekti, yapının neme, ısıya ve daha birçok şeye dayanıklılığını ölçmek gibi. Ama asla bir tente değil, içinde yaşayanların gerçekleştirmek istediği dönüşümlere elveren yapılardan bahsediyoruz. Deprem sonrası Türkiye’de de geçici yerleşim merkezlerinin kurulmasını sağlamıştı. Kağıttan depremzede evleri. Ve o evlerin kullanımı sona erdiğinde evler geri dönüştürülüyormuş. Bu çok basit bir hikaye belki ama işe yarıyor. İçinde bulunduğumuz durumlar da çok önemli örneğin şu an Nepal’de kimse bir hotel konforu beklemiyor, içine başlarını sokacakları bir yer yeterli.

2

Deniz peki siz Nepal’de ne yapacaksınız, bize anlatır mısın?

Buildon imkanları olmayan çocuklara eğitim imkanları sağlamak için okul inşa eden ve bunu da sadece gönüllülerle yapan bir kuruluş. Daha çok Afrika ve Nepal ama New York’da da işler yapan bir organizasyon. Biz Buildon olarak 15 kişilik bir ekiple projeyi başlatmak için Aralık ayında 2 haftalığına Nepal’e gidiyoruz. Bizden sonra diğer takımlar işi devam ettirecek. Orada bir okul inşa edeceğiz. Bir yandan da okulu inşa etmek için gerekli materyeller, alanı inşaata hazırlamak için gerekli aletler ve de yapıyı oluşturmada ihtiyaç duyulacak diğer elementleri sağlamak için fon topluyoruz. Bu para toplanan para ekibin seyahat, yeme içme veya konaklama giderleri için değil. Orada lokallerle birlikte kalıp onlara misafir olacağız. Ve oradaki insanları da okulun inşası için mobilize edeceğiz. Yaklaşık 200 çocuğun okuyacağı bir okuldan bahsediyoruz. Bu yer Katmandu olmayacak, son onayı bekliyoruz yer için ancak bütün çocukların okuyabileceği bir okul yapabileceğimiz görecede daha küçük bir alanda çalışmak hedefindeyiz.

 

Nepal’deki çocuklar için okul yapımında kullanılacak tuğlalar bir şey değil, çok şey olmak istiyorlar. Siz de buna katkıda bulunmak isterseniz: https://act.buildon.org/fundraise?fcid=485606 

Buildon şu ana kadar 140 okul inşa etti ve Türkiye’de de okullar yapmak istiyor.

 

Dipnot Tablet’in 242. sayısını indirmek için:

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

 available-on-the-app-store

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Get-it-on-Google-Play