Sinemada süper kahraman furyası sona mı eriyor?

Salı, 11 Ağustos 2015 15:03

Ardı arkası kesilmeyen süper kahraman filmlerinin en sonuncusu Fantastik Dörtlü bu hafta sonu vizyona giriyor. 10 yıl içinde üçüncü Fantastik Dörtlü filmi bu; ikinci kez diziyi yeniden başlatmaya çalışıyorlar. Normalde bu gibi filmleri birkaç hafta önceden gösterirler Amerika’daki eleştirmenlere. Filmin vizyona girmesine ne kadar az zaman kala basın gösterimi yapılırsa, yapımcılar o kadar mutsuzdur filmden. Fantastik Dörtlü’nün basın gösterimi daha dün yapıldı: ilk eleştiriler filmin sönük olduğu. Filmin gişede rekor kırmayacağını görmek için müneccim olmaya da gerek yok. İlginç soru şu: modern zamanların ilk süper kahraman çizgi romanı diye anılan Fantastik Dörtlü’nün gişede nal toplaması bu furyanın sonunu hazırlayan bir etken mi olacak?

https://www.youtube.com/watch?v=AAgnQdiZFsQ

Burada bir parantez açalım. The Simpsons, her Cadılar Bayramı üç ayrı hikâyeden oluşan özel portföy bölümleri yayınlar. Bunlar, dizinin normal akışı dışındadır ve çoğu da eski korku veya bilim kurgu öykülerine göndermelerden oluşur. Dizinin 1997’deki dokuzuncu sezonunda yayınlanan bölümde, Fransa, Springfield belediye başkanının bir hakaretine cevaben şehre nötron bombası atar. Füze, nihai hedefine doğru süzülürken, dizinin en renkli yardımcı karakterlerinden biri olan Comic Book Guy yani Çizgi Romancı Adam’ı, şort ve tişörtünün arasından fışkıran göbeği, atkuyruğu yaptığı saçları ve keçi sakalı, bir elinde sosisli sandviçi, diğerinde de çizgi romanıyla yolda yürürken görürüz. Kendi kendine söylenmektedir: “Ama Aquaman, solungacı olmayan bir kadınla evlenemezsin ki. Siz farklı dünyaların insanlarısınız.” Kafasını kaldırır, son hızla karşıdan gelmekte olan füzeyi görür. Aklı başına gelmiştir ama iş işten de geçmiştir.  Nötron bombası patlamadan ağzından şu cümle çıkar: “Hayatım boşa gitti.

Tabii bu karakterle The Simpsons, çizgi roman hayranlarının, en uçtaki halleriyle dalga geçmiştir her zaman. Ama onlar da hak eder. Her sene yapılan San Diego Comic Con’dan (ve ona benzer diğer çizgi roman fuarlarından) gelen kareleri ve görüntülerini, onların takıntılarını, uydur kaydır bir sürü şeyi feci ciddiye almalarını düşününce, Çizgi Romancı Adam’ın da o kadar abartılı bir karakter olmadığını anlıyor insan.

Süper kahramanların, özellikle Marvel karakterlerinin beyazperdeye transferleri o kadar basit olmadı. Bir kere her şeyden önce Marvel dünyasındaki kahramanlar, rakip film stüdyoları arasında paylaşılmıştı. DC gibi sadece tek bir stüdyonun (DC’nin sahibi de olan Warner Brothers) çatısı altında değildi. Örümcek Adam’ın tüm hakları Sony’deydi (dört ay önce yapılan bir anlaşmaya göre artık Marvel ve Sony karakterin sinema haklarını ortak kullanacak). X-Men ve Fantastic Dörtlü karakterlerinin, yani sadece bu gruplar değil onların tüm düşmanlarının haklarıysa Fox şirketindeydi. Geriye elle tutulur bir Avengers kalmıştı ama Avengers’ı oluşturan karakterlerin sinemaya nasıl yansıtabileceği büyük bir soru işaretiydi. Çizgi roman meraklıları arasında bile Avengers, 1960’lardaki gibi öyle ahım şahım popüler değildi. Bunun dışında, Avengers’ı oluşturan ana kahramanlar da zaten başka stüdyolardaydı.

Fantastik DörtlüFakat Marvel’ın planı büyüktü. 2005’te, ellerinde olan on karakteri göstererek, 500 milyon dolarlık bir finansman sağladılar. Sonra aynı sene Iron Man’i New Line’dan, 2006’da da Thor ve Hulk’ı Sony’den geri aldılar (bu arada arkadaşım Mark Protosevich’in 2004’te Sony için yazdığı Thor senaryosu, 2011’deki filme de beş basar, arkadaşım diye de söylemiyorum).  Sonra da, Marvel’ın en üstündeki üç profesyonel, David Maisel, Avi Arad ve Kevin Feige, inanılmaz bir kumar oynadılar ve Iron Man’le başlayacak ve The Avengers’la zirve yapacak bir “çizgi roman film serisi” macerasına atıldılar.

Bu neden büyük bir kumardı? Iron Man, para yapmasa sorun değil. Gerisi gelmezdi. Ama Iron Man para yaptı, aynı yaz gösterime giren The Incredible Hulk da yine şöyle böyle kar etti. Bunun üstüne Marvel, ikinci Iron Man’le birlikte Thor ve Captain America filmlerine neredeyse aynı anda yeşil ışık yaktı. The Avengers filminin onayı da bundan iki üç ay sonra geldi. Yani diğer üç film çuvallasa, hem birbirlerini, hem The Avengers’ı hem de Marvel’ı etkileyebilirdi. Ama sinemanın tanrıları Marvel’a güldü ve en sonunda Marvel bir Avengers filmini sinemaya taşıdı. Film, gişede inanılmaz başarılı oldu: ABD’de 623 miyon dolar, ABD dışında 895 milyon dolar olmak üzere toplam bir buçuk milyar doların üstünde hasılat yaptı. Bir yatırım olarak bu inanılmaz bir başarıydı.

Peki, Marvel’ın bir numaralı rakibi DC’de şimdiye kadar durum nasıldı? Biraz önce de belirttiğim gibi, DC’nin tüm kahramanları (ki aralarında Superman, Batman ve Wonder Woman başta olmak üzere Marvel’ın elindeki karakterlerinden daha ikonik isimler var) şirketin sahibi olan Warner Bros’un elinde. Onun için karakterleri aynı filmde toparlamak filan potansiyel olarak çok daha basit. Fakat DC’de, Marvel’da Kevin Feige’nin üstlendiği filmden filme devam edecek hikaye bütünlüğünden sorumlu bir kişi olmadığından filmler arasında bir kopukluk oldu. Şimdiye kadar çekilen Christopher Nolan’ın Batman filmleri, iki sene önceki Man of Steel ve bundan dört sene önce vizyona giren Green Lantern’ın aynı evrende geçmediği barizdi. İşte tüm kahramanları aynı hikayede toplamak için çabalar bundan iki sene önce başladı.

Hazırlayan: ALİ ARIKAN

Yazının devamı ve Dipnot Tablet’in 229. sayısını indirmek için:

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

 available-on-the-app-store

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Get-it-on-Google-Play