Şimdi Duvarları “Kanatlı Lambalar” Aydınlatıyor

Salı, 12 Mayıs 2015 13:57

Karaköy sokaklarında epeyce fink atan biri olarak bu kez objektifime takılan kanatlı lambaların düştüm peşine. Karaköy’e kadar gidip de görmemeniz mümkün değil. Çünkü her duvarını ele geçirdiği doğrudur!

Peki kim bu Kien, kanatlı lambaların bir anlamı var mı, sokakta işler nasıl dönüyor, İstanbul sokak sanatında dünyanın neresinde, saygı duyduğu sanatçılar kimler, ne yer, ne okur, ne izler hepsini sorduk. Sırf meraktan!
Önce seni ve sanatını tanıyalım. Kien ismi nereden geliyor?

İsmim Ümit, 2002-2003’ten beri sokak sanatıyla ilgileniyorum.

Marmara Üniversitesi GÜSF Grafik Tasarım mezunuyum.

Şuan TBWA İstanbul’da Sanat Yönetmeni olarak çalışıyorum.

Buraları kısa geçiyorum(gülüyor). Kien ismi bundan 10 sene kadar önce sevdiğim harflerden oluşturduğum, fonetik olarak da hoşuma giden özel bir isim. Sevdiğim harfler diyorum çünkü o zamanlar  güzel harfler çizmek daha önemliydi benim için. Şimdi ise derdi olan şeyler yapmaya çalışıyorum.
Şu sıralar Karaköy’de sıklıkla “kanatlı lambalarına” (doğru mu söylüyorum lamba olmayabilir:) rastlamak mümkün. Bir anlamı var mı?

Evet, doğru söylüyorsun bazen anlaşılmadığı oluyor. Belki de formu konusunda biraz daha çalışmam gerekiyordur. Kien’in yani kanatlı lambanın bir anlamı var. Işık belirginliği sağlayan, işaret eden, ortamı ve ruh halini değiştiren en önemli şey. Hayatımız belirsizliklerle, bir sürü mutsuzlukla, mücadeleyle, bir şeylere direnmekle geçiyor. E tabi güzel şeyler de var onlar zaten güzel. Bu esnada birey olarak benim de neden olduğum mutluluklar/mutsuzluklar var. Kanatlı lamba Kien de tüm bu şeylere dikkat çekmeye çalışan bir sokak imajı/görseli/karakteri. Kanatlı lamba Kien daha çok yeni bir şey. Aslında zamanla bazı şeyleri ve kendisini de aydınlatacak. Şimdi sadece sokakta gezerek kendini gösteriyor, insanlara tanıtıyor. Sonra takip edilsin diye çalışacak ve bazı yerleri şeyleri aydınlatmak için uğraşacak. Mesela çok yakın zamanda bir çocuk esirgeme yurdunda bulunacak. Belki de aydınlatmaya, dikkat çekmeye çalıştığı şeye etkisi ateş böceği kadar olacaktır ama olsun. Bir diğer taraftan da herkes ne hissediyorsa öyle bir anlam yükleyebilir. Bazen hiç bir amacı olmadan, sadece dekoratif amaçlı görünebilir.
Çok somut bir şey olmayabilir yani, kişisine göre değişebilir.

Anlam etkileşimi içerisinde olması da güzel.

Bazı yorumlar gerçekten güzel ve eğlenceli olabiliyor.
Peki bir sokak sanatçısı olarak ne yer ne içer nerelerde takılır, ilhamını nereden alırsın?

Sushi yiyorum. (hiç komik değil)
İlhama inanmıyorum.
Bilinç altı patlaması daha mantıklı geliyor. Bir yerlerde yaratıcılık kütüphanesi oluşturmak yani. İhtiyacınız olduğunda ilgili raftan gerekli imgeyi öne getirip kullanmak daha gerçekçi bir şey. E bunun için herkesin yaptığı gibi internet olsun, manuel olsun bir sürü şeyle ilgileniyorum, bakıyorum, geziyorum ya da maruz kalıyorum. Çok özel bir tekniğim de yok yani.
Ekran Resmi 2015-05-02 08.34.30Sokakta işler nasıl dönüyor? İllegal? Hızlı hızlı yapıp kaçayım durumları sıklıkla yaşanıyor mu? Yoksa bir izin alma süreci var mı?

Sokakta işler biraz zor yaa, yorucu. Bazen çok sevdiğiniz bir kepenge bir şeyler çizmek için saatlerce o kepengin aşağı inmesini bekliyorsunuz. Bazen etrafın sakinleşmesi gerekiyor. Bazen de hiç öyle sakinliğe gerek olmuyor etraf cıvıl cıvılken bir şeyler çiziyorsunuz. O zaman da insanların merakı var tabi…

Eğer konuyu diğer sanatçılarla olan işlere getirirsek, çoğu tanıdığım bildiğim insanlar. Çocukluğumdan beri hem de. Kimsenin kimseyle bir derdi yok, zaten bir avuç insanız. Ha bunun dışında kendini farklı hisseden, dünyayı kurtardığını düşünenler de var ama olsun (tercih)

Aslında hızlı olmak ya da olmamak yaptığınız yere bağlı bir durum. 5-6 sene önce daha tedirgindik, artık herkes alıştı kimse yadırgamıyor. Herkes ne yaptığımızın farkında. Sokak sanatını, graffitiyi tanıyorlar artık. İzin almak çok detaylı, rahat çalışmak istediğin zamanlarda ya da çok özel duvarlarda devreye giren bir şey.
Tahminen kaç duvarı ele geçirmişsindir?

Vay demek ufak bir rekabet olduğu düşünülüyor (gülüyor). Ele geçirme olarak düşünmemiştim ama İstanbul’un çeşitli bölgelerinde 20-25 tane çalışmam var.  Bunlar tabi sadece kanatlı lamba olanlar. Onun dışındakileri yıllardır çizdiğim için hiç saymadım.
“Şunu bana bıraksalar buna neler yaparım” dediğin duvarlar oluyor mu?

Ah evet o duvar değil ama uçak boyamak isterdim. Bir de büyük bir mural yapmak istiyorum, nerede olduğu önemli değil. Fakat bütçeler falan…
Sokak sanatının müzeye ya da galerilere taşınmasını nasıl değerlendiriyorsun?

Olabilir tabi karşı değilim. Tabi o zaman sokak sanatı olur mu? olmaz mı? tartışması beliriyor kafamda. Yani mumyalanmış duvar hayvanları hayvan mı acaba? Böyle olduğunda bir şeyler anlatan ya da anlatmak gibi bir derdi olmayan illüstrasyonlar, tipografiler, enstalasyonlar oluyor. Yani başka bir sanat dalına dönüşüyor. Bu şeyin amiyane tabiriyle raconu ve galerisi sokak. Diğer türlüsü biraz daha manasız olabiliyor.

İnsanlar Banksy’i, Mad-C’i, Dondi’i ya da Seen’i önce sokakta tanıdı ve sevdi. Galeri daha domestik halleri. Sadece teknikler aynı fakat ruhu biraz ölü.

Hazırlayan: ÇAĞLA GILLIS

Yazının devamı ve Dipnot Tablet’in 216. sayısını indirmek için:

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

 available-on-the-app-store

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Get-it-on-Google-Play