Silikon Vadisi’nde Geçen Bir Haftanın Ardından – II

Pazar, 17 Ocak 2016 09:36

ERGİ ŞENER

Geçtiğimiz haftaki sayıda paylaşmaya başladığım, Dünya’da bir şeyler üretmek isteyen insanların oyun alanı Silikon Vadisi’nin, “İnovasyon Odaklı Kültürüne” yönelik gözlemlerimi ve notlarımı aktarmaya devam ediyorum:

Şirket Kültürün Aynı Zamanda Markan

Silikon Vadisi’nde, oluşturulan şirket kültürü aynı zamanda rakiplere yönelik çok büyük bir stratejik avantaj olarak da konumlandırılıyor. Şirketler, tamamen yenilikçiliği destekleyip, önceliklendiren bir yapıda; çalışanların da çalışmaktan zevk alacağı bir ortam oluşturma gayretindeler. Büyümeye başlayan, yatırım alan start-up’ların, hemen gösterişli ve eğlenceli kampüs/ofis ortamlarına yatırım yapmalarının altında yatan sebeplerden biri de, bu kültürü sağlam olarak oluşturmak yatıyor. İnovasyonun, akıllı fail etmenin, hızın,  bilgi paylaşımının, sürekli tartışmanın, yaratıcı iş fikirleri geliştirmenin ve bunları sonuca götürecek şekilde icra etmenin özünde, tüm bunları tolere edebilen ve besleyen bir şirket kültürü ortaya çıkarmak bulunuyor.

Böyle bir kültür oluşturan şirketler, çalışanlarının da severek geliştirdiği, kendi hayatlarında eksikliklerini hissettikleri ve sıkça kullanmak istedikleri ürün ve servisler ortaya çıkararak, çalıştıkları şirketleri müşteriler açısından daha loyal (bağlı) kılıp, “love mark” haline getiriyorlar.

 

Garajda Kurulup, Dünya’yı Ele Geçiren şirketler

Silikon Vadisi denilince ilk akla gelen çağrışımlardan biri de “Garaj Kültürü”. HP, Apple gibi Silikon Vadisi’nin kurucu şirketleri tam anlamıyla garajda hayatlarına başlamış şirketlerden ilk akla gelenleri. Ancak bu garaj kültürünü de iyi analiz etmek gerekiyor. Garaj da, inovasyonu, yenilikçiliği teşvik eden bir süreci oluşturuyor. Girişimcilerin aileleri, sahip oldukları yaşam alanlarını, kendi evlerini bir ideali olan gençlere açarak, bu ideallere ortak oluyor ve para ile ifade edilemeyecek bir destek sağlıyorlar, bu anlamda şirketlerin de gerçek anlamda ilk yatırımcıları, ortakları oluyorlar (Türkiye’de ne yazık ki girişimcilere en büyük eleştiri, ailelerden gelmekte ve girişimcilik sonu belli olmayan bir macera olarak görüldüğünden genellikle maaşlı bir işe yönlendirme yapılmakta). Garajın bir diğer önemli öğretisi de işbirliğinin, takım çalışmasının şirketlerin daha kurulmadan temeline yerleşmesi. Garajda kurulan en meşhur şirketlerden Apple’ın iki kurucusunun iş bölümünde olduğu gibi, şirket açısından gerekli olan yetenekler bu yeteneklere sahip kurucuların birlikte hareket ederek güçlerini birleştirmesiyle ortaya eşsiz bir değer çıkarıyor. Oluşan bu değer, ayrı ayrı parçaların belki de hiçbir zaman ulaşamayacakları bir kombinasyon meydana getiriyor.

 

VCW_D_SiliconValley_Hero_20140708_Google_19 copy-1280x642_0

Bir Start-up’ın En Önemli Gücü

Vadi’de start-up için yapılan tanım da oldukça farklı. Start-up, en temel olarak şöyle tanımlanıyor: Farklı bir gelecek inşa etmek üzere, bir plan üzerinde anlaşmış en büyük insan topluluğu. Start-up’lar açısından da en önemli varlığın, düşünme biçimi ve dolayısıyla yine şirket kültürü olduğu belirtiliyor (kurumsal süreçlere takınılmadığı; küçüklük, esneklik ve serbestlik sağladığı için yeni, fark yaratacak, daha önce denenmemiş, yıkıcı olabilecek şeyler ortaya çıkarma yetkinliği). Silikon Vadisi’nin start-up’ları genellikle “disruptive”, yıkıcı şeylerin peşinde. Bu nedenle de odaklandıkları işi gerçekleştirirken sordukları iki temel soru: “Bu iş gerçekten, ama gerçekten önemli mi?” ve “sonucunda çok fazla ama çok fazla insanı etkileyecek mi?”

 

Silikon Vadisi Kopyalanabilir Mi?

Ülkemizde ve Dünya’da pek çok teknoloji firmasının yöneticileri ya da şirketlerini teknoloji firması olarak konumlandırmaya çalışan yöneticiler, Silikon Vadisi modelini ve Vadi’nin “iş yapış şeklini” kendi şirketlerine adapte etmeye çalışıyor. Silikon Vadisi’nin örnek alınabilecek, geleneksel iş yapış biçimlerine ve şirketlere uygulanabilecek ve uygulanması gereken pek çok özelliği olmakla birlikte, ne yazık ki birebir taşınamayan ve taşınamayacağı da pek anlaşılmayan önemli özellikleri bulunuyor.

 

Her şeyden önce Silikon Vadisi, bir coğrafi bölge ya da yerleşim yerinden ziyade bambaşka bir kültür ve zihniyeti temsil ediyor. Silikon Vadisi’ni taklit edilmesi zor yapan temel unsurlar, Vadi’nin bir başkaldırı kültürü üzerine inşa edilmiş olması ve bu kültürün temelinde yer alan fikirler ve idealler. Steve Jobs, bunu şu şekilde anlatıyor: “Silikon Vadisi’ni mühendisler inşa etti. Sonradan, bu mühendisler, pazarlamayı, iş süreçlerini ve diğer pek çok yönetim süreçlerini öğrendiler, fakat tüm bunların dışında iş yapışlarında her zaman gerçek bir inancı temel aldılar. Onlar, kendileri gibi yaratıcı, zeki diğer insanlarla birlikte çalışarak, insanlığın sorunlarını çözebileceklerine inanıyorlardı. Ben de hep buna inandım.”

 

Steve Jobs’dan sonra da bu durum değişmedi. Günümüzde, Steve Jobs’un ikonik inovasyon liderliğine en büyük aday haline gelen Elon Musk da Silikon Vadisi şirketlerinin düşünce tarzını oldukça somut bir biçimde gözler önüne seriyor: İyimserlik, kötümserlik bunları geçin, biz bunu yapacağız… (Optimism, pessimism fuck that, we are going to make it happen…)

 

Hal böyleyken, Silikon Vadisi’ni, uzaklardan anlamaya çalışıp, kopyalama çabası komik sonuçlar vermekten öteye gitmiyor. Silikon Vadisi’nin oluşturduğu kültürün iyi incelenmesi ve anlaşılması gerekir ki Türkiye’deki şirketler, “Silikon Vadisi şirketi olacağım” diye çıktıkları yolda fazla şoka uğramadan, hayatlarına devam edebilsin…

 

 

-

Yazının devamını okumak ve Dipnot Tablet’in 252. sayısını indirmek için

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

 available-on-the-app-store

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Get-it-on-Google-Play