Sherlock Holmes: Sezon finalinde neler oldu neler…

Salı, 21 Ocak 2014 14:08

BBC yapımı Sherlock Holmes dizisinin üçüncü sezonunun son bölümüne geldik. Geçen bölümdeki duygusal ve domestik havayı bu bölümde hiç beklemeyin. Zaten açılış sahnesindeki James Bondvari haller bunu işaretini hemen veriyor. İngiltere başbakanının ikametgahı olan Downing Street’e sık aralıklarla ziyarette bulunan bir yabancı ile tanışıyoruz açılışta. Bu gizemli yabancı kişilerin zayıf noktalarını bulup şantaj yapmak üzerine uzman biri. Üstekil metodları da mide bulandırıcı. İfade verdiği komite başkanı Lady Smallwood’u kocasını gizli çamaşırları ile sinir bozucu bir şekilde tehdit etmesinden anlıyoruz bunu. Peki gözlükteki sır nedir?

Tam Sherlock bu işe nasıl dahil olacak acaba derken Komite başkanının çaresiz bir anında parlayan gözlerle arabanın yönünü Sherlock’un evine çevirmesi sorumuzu cevaplıyor. İngiltere’yi bu bela adamdan kim kurtarabilir? Tabi ki Sherlok Holmes.  Tam bu sırada John Watson evlilik hayatının verdiği eşşiz mutluluktan o kadar sıkılmış ki komşunun oğlunu şehrin bataklık bir bölgesinden kurtarmaya gönüllü oluyor.  Zavallı adamcağızın bulup bulabileceği tek heyecan kafası kıyak uyuşturucu bağımlılarının bıçaklama tehlikesi ile yüzyüze gelmek. Napsın o da bunun peşinden gidiyor. Dizide yine senaristlerin helal olsun dedirttiği sahnelerden bolca var. İlkini Watson kendisini tehdit eden adamı etkisiz hale getirdikten sonra adam sızlanıp “Sen manyağın tekisin” dediğinde yaşıyoruz.  Watson “Hayır, sadece daha yüksek sınıftan suçlulara alışkınım” diyor.  Veee ilk bomba geliyor. Bilin bakalım bu köhne bataklıkta komşunun zavallı çocuğundan başka kim var? Tabi ki Sherlock Holmes.

Sherlock kendisini yerden yere atıp bir vaka üzerinde çalıştığını ve gizli görevde olduğunu söylüyor ama ona inanan yok tabi ki. Bütün arkadaşları onu bağımlılıktan kurtarmanın paniği içerisinde. Tam bu bölüm de Watson, Mary ve Sherlock arasında duygusal meselelerin ağırlıkta olacağı bir bölüm mü olacak derken olaylar Mycroft’un işin içine girmesi ile değişiyor. Anlıyoruz ki  Sherlock komite başkanına yardımcı olmaya karar vermiş ama abisinin bu şantajcı Magnussen hakkındaki fikirleri farklı. Mycroft’un Magnussen’i karşına alırsan beni de almış olursun demesi biraz şaşırtıcı. Veee ikinci bomba geliyor. Sherlock’un yatak odasında Mary’nin nedimesi Janine var! Düğünden sonra çıkmaya başlamışlar. Watson’un çenesi düşüyor tabi ki. İşler ilerlemiş, dörtlü yemeğe bile çıkacak falan.

Sherlock Magnussen’in şantaj için kullandığı gizli bilgileri özel bir mimari ile inşa edilmiş evinin bodrumunda gizli kasalarda sakladığına inanıyor. Tam bunları Watson’a anlatırken Baker Street’e beklenmedik bir ziyaret gerçekleşiyor ve Magnussen’i Sherlock ‘un salonunda buluveriyoruz. Sherlock safça komite başkanı Lady Smallwood’un kocasının 15 yaşındaki bir kıza yazdığı aşk mektuplarını geri istediğini ve bu konuda aracılık yapmakla görevlendirildiğini anlatıyor. Ama Magnussen’in geliş amacı anlıyoruz ki bambaşka. Magnussen gerçekten insanların zayıf noktalarını iyi biliyor ve İngilizler hakkında duyup  duyacağınız en acımasız ifadeler ile Sherlock ve Watson’u aşağılıyor. Bu kısmını gerçekten izlemeniz lazım.

Bu korkunç toplantı sonunda aşağılamalarının üzerine tüy dikmek için Magnussen peşinde olduğu mektupları cebinde taşıdığını Sherlock’a gösteriyor. Bu Sherlock için bulunmaz bir fırsat  çünkü mektupları çalmak için Magnussen’in kale gibi korunan makilanesine girmesine gerek yok. Ofisine gizlice girmesi yeterli.  Geldik Londra’nın en etkili güvenlik sistemi ile korunan ofisine iklinin elini kolunu sallayarak girdiği kısma. En iyi hackerların da bildiği gibi en gizli sistemlere giden yollar hep insan hatasından geçer.  Kalpsiz ve gaddar Sherlock anlıyoruz ki Jenine ile Magnussen’in asistanı olduğu için çıkmaya başlamış. Bununla kalsa gene iyi. Jenine Sherlock’u ofise almayacak kadar akıllı olduğundan Sherlock kameraya bir tek taş yüzük gösteriyor ki Jenine yelkenleri suya indirip onları içeri alsın. Bir ofise gizlice girip şantaj mektuplarını çalmak için bir kadınla ilişki yaşayıp ona evlenme teklif edecek kadar stratejist, gaddar ve duygusuz kim olabilir? Tabi ki Sherlock Holmes.  Gelgelelim ofiste işler hiç umulduğu gibi gitmiyor. Birisi ofise onlardan önce sızmış, Magnussen’i silahla tehdit ediyor ve onu öldürmek üzere. Siluetinden kadın olduğunu anladığı kişiyi Sherlock önce Leydi Smallwood zannediyor ama değil. Veee yine bir bomba geliyor. Karşısındaki kadın Mary Watson. Sherlock tam Mary’ye “Seni neyle tehdit ediyorsa önce bana gelmeliydin” derken kurşunu yiyor. Bundan sonra Sherlock’un hayatta kalmak için verdiği mücadeleye tanık oluyoruz.  Sherlock’un hastenede Jenine ile yüzleşmesi pek eğlenceli. Gerçi Jenine hiç de boş durmamış ve bütün hikayeyi dakikasında tabloid gazetelere satıp zengin olmuş en azından.  Peki şimdi ne olacak? Mary bir suikastçı ise Watson tehlikede demektir. Bu gizemi çözmek için Sherlock hasteden kaçıp Mary’yi kendi yöntemleri ile bir görüşmeye çağırıyor. Bu görüşme sırasında anlıyoruz ki Sherlock aslında Mary’nin eski işi hakkında birçok ipucunu yakalamış. Bu görüşme sırasında yine anlıyoruz ki Mary özellikle Sherlock’u yaralamış ama öldürmek istememiş, üstelik de Watson’u seviyor. Peki Mary de bir kurban mı?

Birden kendimizi Sherlock ve Mycroft’un aile evinde Noel kutlamalarında buluyoruz. Watson ve Mary de burada. Demek ki hala birlikteler ama bu noktaya nasıl geldikleri muhteşem. Flashbacklerle anlıyoruz ki Mary geçmişi hakkındaki herşeyi o gece bir flash disk içinde Watson’a vermiş ve demiş ki “Bunları oku ve bana kararını bildir”. Watson’un bu Noel evinde Mary ile yaptığı konuşma ve kararını bildirdiği sahne çok başarılı. Ama ondan daha başarılı olan Sherlock’un bu çift için gösterdiği çaba ve Watson’un mutluluğu için yaptıkları. Tam bu adam aynı duygusuz ve gaddar Sherlock olamaz derken Sherlock’un ailesi bir anda kendilerinden geçip bayılıyor. Anlaşılan o ki bu Sherlock’un eseri. Mycroft’un laptop bilgisayarı üzerinden Magnussen ile pazarlık yapabilmek için Noel günü kendi ailesini ilaçla bayıltan biri ile karşı karşıyayız.

Dizinin bundan sonrası muhteşem bir tempo ile geçiyor. Sherlock Mycroft’un bilgisayarındaki gizli devlet sırları karşılığında Magnussen ile malikanesindeki kasalara girmek için pazarlık yapmış. Herkes bayıldıktan sonra Magnussen’in helikopteri onları almaya geldiğinde Sherlock Watson’a “Yanına silah aldın mı?”diye soruyor. Watson da diyor ki “Ailenin verdiği Noel yemeğine gelirken yanımda silah mı getirecektim yani?” Sherlock da diyor ki “Paltonun cebinde mi?” Cevap çok güzel: “Evet”.

Magnussen ile karşı karşıya geldiklerinde Sherlock ilk hamlesini yapıyor ve Magnussen’in gözlüklerinin bir tür bilgisayar gibi ona gizli bilgileri aktardığını bildiğini söylüyor. Gözlükleri incelediğinde ise anlıyor ki gayet normal gözlükler. Magnussen insanlar hakkındaki bilgileri aklında tutuyor ve zihninden okuyor. Gözükte bir alametifarika yok yani.

Sherlock Mycroft’un bilgisayarını Magnussen’e veriyor ve diyor ki giriş şifresi karşılığında tek istediğim Mary Watson hakkındaki şantaj bilgileri. Bu noktada Magnussen karşı hamlesini yapıyor. Anlaşılan o ki Mycroft’un bilgisayarında bir GPS verici var ve İngiliz gizli servisinin malikaneye baskın yapması an meselesi. Hemen kartlar açılıyor. Sherlock’un planı şu: Mycroft ve gizli servis eve geldiğinde Magnussen’i devlet sırlarını satın almaya çalışmakla suçlayacaklar ve tabi ki evini arayıp her türlü şantaj bilgisine de el koyacaklar. Sherlock ve Watson da devlet sırlarını satmaya çalışırken yakalanan vatan hainleri yerine gizli servise yardım eden sessiz kahramanlar olacaklar. Magnussen bu planı daha önceden anladığını söylüyor ama yine de pis pis sırıtmaya devam ediyor. Bu cok kıllandırıcı bir durum tabi ki. Üstekil Magnussen pişkin pişkin gizli servis buraya bir ordu askerle gelirken şu çok merak ettiğiniz kasaları da göstereyim bari deyip onları beyaz bir odaya alıyor. Odada hiçbirşey yok. Sadece beyaz bir oda. İşte burası yine bir beyin gıdıklaması. Demek ki Magnussen’in bu rahatlığı ve neşesi sebepsiz değil.  Evde kasa veya doküman falan yok.  Eğer öyleyse ortada sadece devlet sırlarını bu adama teslim eden iki kafadar var demektir. Magnussen de bu durumun suyunu çıkarıyor ve Watson’u Mary ile sinir bozucu bir şekilde tehdit etmeye devam ediyor. Üstelik diyor ki “Bütün sevdiklerinizin hayatını mahvedecek herşey bu kafanın içinde. Dolayısı ile beni suçlayacak hiçbir deliliniz yok”. Vee yine bir bomba! Sherlock Magnussen’in gri loblardan oluşan bilgi kasasını Watson’un silahı ile patlatıveriyor. Evet inanılmaz ama gerçek. Sherlock artık bir katil.

Dizinin bundan sonrası tamamen yeni sezona hazırlık. Mycroft ve İngiliz gizli servisi Sherlock için cezalardan ceza beğenip onu muhtemelen öldürüleceği bir yeraltı göreve göndermeye karar veriyorlar. Tam gözü yaşlı bir veda ile Sherlock’un uçağı kalkmışken bir anda ülkenin bütün ekranlarında yayınlar kesiliyor ve tanıdık bir yüz “Beni özlediniz mi?” diye soruyor. Kim dersiniz?

Buket Konuk Hirst