“Sendikacılar tutuklanıyor mu diyeceğiz?”

Pazartesi, 25 Mart 2013 15:08

adalet-bakani-sadullah-erginAdalet Bakanı Sadullah Ergin, SETA tarafından çıkarılan Insight Turkey dergisinin Avrupa Parlamentosu’nda düzenlediği konferansa katıldı.

Tutuklu gazeteciler konusunda yapılan eleştirilere yanıt veren Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Adalet Bakanlığı’na geçen hafta yapılan saldırının failinin eski sendika başkanı olduğunu hatırlatarak “Bu kişi yakalanıp, tutuklanırsa ‘sendikacılar hapse atılıyor’ diye feryat mı edeceğiz?” dedi.

Burada bir konuşma yapan Bakan Sadullah Ergin, Avrupa Birliği (AB) projesinin hayata geçirilmesine işaret ederek, “Tarihin hafızasına armağan ettiğimiz savaşlar, çatışmalar ve derin ihtilaflar, zihinlerde adeta bir ‘yaratıcı yıkım’ etkisi doğurarak, Victor Hugo, Immanuel Kant, Montesquieu, Voltaire ve Saint Simon gibi pek çok düşünürün savunduğu, siyasal liberalizm ve barışı esas alan bir entegrasyon fikrini süreç içinde gerçekçi bir projeye dönüştürmüştür” dedi.

Konuşmasında ünlü yazar Victor Hugo’dan alıntı da yapan Ergin, “Victor Hugo, tarihe geçen o ünlü söylevinde hayalindeki Avrupa’yı resmederken iki ana unsur üzerinde özellikle durmuştu: “Fikirlere açık ruhlar, ticarete açık pazarlar…” diye konuştu.

‘AHDE VEFA İLKESİ’
Avrupa Birliği yolunda ilerleyen Türkiye’ye yeni engeller çıkarıldığına dikkat çeken Ergin, şöyle konuştu:
“Düne kadar AB değerlerini referans alan bir politik istikrar üzerinde durulurken, bu istikrara yaklaşan ve müzakerelere başlayan Türkiye’nin önüne, daha önce öngörülmemiş yeni koşullar, kimlik ve kültür temelli itirazlar konulmasının, ‘pacta sund servanda’ (Ahde Vefa) ilkesiyle ne ölçüde bağdaştığını takdirlerinize bırakıyorum.

‘TÜRKİYE’DEN DEĞİL, KENDİLERİNDEN UZAKLAŞIYORLAR’
Türkiye ile ilgili algıları, AB siyasal ve kurumsal bütünlüğüne yönelik varsayımsal tehditler üzerine inşa eden ve tam üyelik söz konusu olduğunda ‘Birliğin hazmetme kapasitesi’ gibi metaforik terimlere müracaat eden siyaset dili, her şeyden önce birlik prensipleriyle arasına ciddi bir mesafe koymaktadır.

Bu yönüyle bazı Avrupalı muhataplarımız, Türkiye’den değil, açıkça kendi değerlerinden ve birlik ilkelerinden uzaklaşmaktadır.”

‘AMACIMIZ YARGININ DOĞRU İŞLEMESİ’
Bakan Ergin, yargı konusunda yapılan çalışmalara da vurgu yaparak, “Hukuku, ölçülebilir bir değer haline getirmek, yargı sistemimizi, insana hizmet eden bir araç olarak işlevsel kılmak ve doğru işlemesini sağlamak, öncelik taşıyan hedeflerimiz arasında yer almıştır” dedi.

Sadullah Ergin, “Devletimizin özgürlükçü ve demokratik karakterini güçlendirmekte kararlı olan hükümetimiz, temel hak ve hürriyetlerin en geniş hukuki korumaya kavuşması için güçlü bir siyasi istek taşımaktadır” diye konuştu.

‘O ZAMAN ‘SENDİKACILAR HAPSE ATILIYOR MU?’ DİYECEĞİZ’
Tutuklu gazeteciler konusundaki eleştirilere de yanıt veren Bakan Sadullah Ergin, “Komitenin bir önceki yıl gazeteci olarak değerlendirmediği isimleri, hangi ölçülere göre bir yıl sonraki raporunda gazeteci olarak değerlendirdiği, en azından bizim için cevapsız kalmış bir sorudur” şeklinde konuştu.

AK Parti Genel Merkezi ve Adalet Bakanlığı’na yönelik yapılan saldırıları hatırlatan Ergin, şu soruyu yöneltti: “Adalet Bakanlığına iki adet el bombası atan kişi teşhis edilmiştir. Bu kişi bir sendikanın genel başkanlığını yapmıştır geçmişte. Şimdi bu kişi yakalandığında, tutuklanır ise sendikacılar hapse atılıyor diye feryat mı edeceğiz?”

‘GÜVENLİK-ÖZGÜRLÜK PARADOKSU’
Konuşmasında terör sorunun çözümünde gelinen aşamaya da dikkat çeken Ergin, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bugüne dek, Türkiye ne zaman demokratikleşme konusunda umut verici adımlar atsa, terör tırmanmış, ne zaman terörle mücadelesinde tempoyu artırsa, maalesef özgürlükler budanmıştır. Ülkenin son otuz yılı, bu güvenlik-özgürlük paradoksu içinde sıkışmıştır.

Gündemimizdeki çözüm süreciyle birlikte ilk kez, demokratik dönüşümde hız kesmeden, özgürlük alanları genişletilerek, demokratik standartlar yükseltilerek, güvenlik sorunlarının da eş zamanlı olarak çözüme kavuşturulabileceği bir imkân yakalanmıştır.

Demokratik bir toplumsal düzenin inşası ve sürdürülebilir kılınmasında, ne özgürlüklerin güvenlik ihtiyacına, ne de güvenlik ihtiyacının temel hak ve hürriyetlere feda edilmesi gerekir.”

“Ulusal güvenlik kaygılarıyla, bireysel güvenlik taleplerine sırt çeviren toplumlar, bireyle devlet arasındaki gerilimi tırmandırarak, sonuçta ulusal güvenliği sağlayacak bir sosyal destek ve siyasal meşruiyetten yoksun kalabilirler” diyen Ergin, sözlerine şöyle devam etti:

“İşte bunun için Türkiye, bir taraftan son 30 yılını kuşatma altına alan güvenlik-özgürlük paradoksunu kırmak için gerekli adımları cesaretle atmakta, diğer taraftan halen canlılığını koruyan bir reform sürecinin içinden geçmektedir.”

‘KOSTÜM MODERNİZASYONU ARAYIŞINDA DEĞİLİZ’
Türkiye’nin yönünün AB değerleriyle aynı yönde olduğunu dile getiren Ergin, “Türkiye bir ‘kostüm modernizasyonu’ yahut parlak bir etiket arayışında değildir. Türkiye’nin yönü ve yönelimi, Avrupa Birliği’nin temsil ettiği evrensel değerlerdir.

Ergin, “Sonuç ne olursa olsun, Türkiye demokrasinin, demokratik hoşgörü ve çoğulculuk fikrinin, temel hak ve özgürlüklerin peşinden cesaretle gidecek; kalkınmasını, ekonomik refahını, üretim ve istihdam odaklı gelişimini kararlılıkla sürdürecektir” diye konuştu.

AVRUPA’NIN AKIBETİ
Adalet Bakanı Ergin, konuşmasını şu sözlerle noktaladı:

“Önümüzdeki dönemde Avrupa, jeopolitik olarak ilgili, ekonomik olarak dinamik ve kültürel olarak çoğulcu mu olacak; yoksa atıl, statik ve değişik kültürlere kapalı mı kalacak?

Ben, bu ikincinin birinciden daha kritik bir soru olduğu gerçeğine dikkatinizi çekiyor ve bu önemli sorunun cevabını en başta Avrupalı karar vericilerin önümüzdeki dönemde politik tutumlarıyla ortaya koyacaklarını ifade etmekle yetiniyorum.”