Savaşın eşiğinden çözümün adresi Cenevre’ye!

Cumartesi, 14 Eylül 2013 11:23

лавров-и-керриSuriye’nin kimyasal silahlarıyla ilgili yol haritası çıkarmaya çalışan Kerry ve Lavrov, siyasi çözüm için Cenevre Konferansı’na ağırlık verecek.

Suriye , Kimyasal Silahlar Sözleşmesi’ni (CWC) onaylayarak katılım belgesini BM’ye sunarak Rusya’nın kimyasal silahların uluslararası denetim altına alınması planının ilk şartını yerine getirirken Suriye’de krizin çözümünde ibre yeniden Cenevre Konferansı’na döndü. Dün ikinci kez Cenevre’de bir araya gelen Rus ve Amerikan dışişleri bakanları Sergey Lavrov ile John Kerry kimyasal silahlarla ilgili plan üzerinde çalışmaya devam ederken ikinci Cenevre Konferansı’nın tarihini belirlemek üzere 28 Eylül’de New York’ta bir araya geleceklerini duyurdu. BM-Arap Birliği Özel Temsilcisi El Ahdar el İbrahimi’nin de katıldığı görüşmenin ardından düzenlenen basın toplantısında Kerry “Yapıcı görüşmeler yaptık. Görüşmeler devam ediyor” dedi. Müzakerelerin nerede yapılacağı ve nasıl yürütüleceği konularını tartıştıklarını belirten Kerry, “Başkan Barack Obama görüşmelerle varılacak bir çözüme derin bir biçimde bağlıdır” mesajı verdi. Muhalifler ile Suriye yönetimini masaya oturtmayı amaçlayan Cenevre 2 konusunda yapacakları bazı ev ödevleri olduğunu ancak henüz detay veremeyeceklerini belirten Kerry, 28 Eylül’de New York’ta konferans için tarih belirleyeceklerini kaydetti. Üçlü görüşmeyi ‘faydalı’ olarak niteleyen Lavrov da Şam’ın CWC başvurusunu hatırlatıp BM, Kimyasal Silahları Yasaklama Örgütü ile uzmanların sorunun çözümü için bir yol belirlemeye çalıştığını belirtti.

‘Standart prosedür’ kavgası

Beri tarafta ABD ile Rusya’nın kimyasal silahların teslimi konusundaki yöntemle ilgili anlaşmadığı belirtiliyor. Suriye’nin yaptığı başvurunun BM tarafından kabul edilmesi halinde standart prosedür gereği Şam’ın 30 gün içinde silahları deklare etmesi gerekiyor. Ancak Kerry Suriye’nin standart prosedürü izleyeceğine dair açıklamasını reddetti. Lavrov’la ilk günkü görüşmenin ardından Kerry, “Suriye’nin sözlerini yeterli bulmuyoruz. Bu bir oyun değil. Şu aşamada standart bir durum olmadığına inanıyoruz. Silahların devri zamanında ve doğrulanabilir bir şekilde tamamlanmalı” diye çıkıştı. CWC sözleşmesinin 2. maddesine göre taraf ülke tüm kimyasal silah stok ve üretim tesislerini imha etmek zorunda. Katılım belgesini BM Genel Sekreterliği’ne sunan ülke için sözleşme 30 gün sonra yürürlüğe giriyor. Ardından taraf olan ülke 30 gün içinde kimyasal silah stoklarına ilişkin bilgileri ve bunların imha programını Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü’ne bildirmek zorunda. 29 Nisan 1997’de yürürlüğe giren sözleşmeyi 7 ülke onaylamamıştı. İsrail ve Myanmar, sözleşmeyi imzalamalarına rağmen henüz iç prosedürü tamamlayarak onaylamazken, Kuzey Kore, Angola, Mısır, Güney Sudan ve Suriye sözleşmeyi imzalamamıştı. Wall Street Journal ise Suriye’de ‘450 Birliği’ adlı askeri birimin silahları bulmasını zorlaştırmak için 50 farklı bölgeye taşıdığını iddia etti.

Türkiye ’ye yanıt

Öte yandan ABD Dışişleri Sözcüsü Marie Harf, kimyasal silahların uluslararası denetime açması planını ‘kozmetik’ olarak niteleyen Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’na yanıt verirken “Türk hükümetinin bunu nasıl karakterize ettiğini bilmiyorum ama bu kozmetik bir süreç değil. Bölgesel istikrar için uzun vadede en iyi şey askeri harekât düzenlemek değil bu silahları yok etmek. Ama aynı zamanda askeri harekât seçeneği de masada kalacak. Suriye’deki ihtilafı sona erdirmenin tek yolunun siyasi bir çözüm olduğuna inanıyoruz. Siyasi bir çözüme ulaşmak için Cenevre sürecine yatırım yapıyoruz” dedi.