“Savaş ortamında imha edilmesi neredeyse imkansız” Kimyasal silahlarla ilgili yeni açıklama

Pazartesi, 16 Eylül 2013 11:47

530673-banahmetBütün dünya Suriye’ye askeri müdahale konusunda ABD’den çıkacak kararı beklerken, Esad yönetiminin Kimyasal Silahlar Sözleşmesi’ni imzalamayı kabul etmesi üzerine, gözler kimyasal silah imhasını gerçekleştirecek kuruma dönmüş durumda.

Esad yönetiminin kimyasal silahları imhası Kimyasal Silahları Yasaklama Örgütü’ne (OPCW) tarafından gerçekleştirilecek. Örgütün 2010 yazından beri genel direktörlük görevini yürüten Büyükelçi Ahmet Üzümcü, kimyasal silahların savaş ortamında imha edilmesinin zorluğuna dikkat çekerek, “Savaş ortamında bunların bizim kurallarımıza göre imhası çok zor. Hemen hemen imkânsız. Fakat eğer mümkün olsaydı, bunlar herhalde bir-iki yerde toplanıp imha tesisleri kurulduktan sonra çeşitli yöntemlerle imha edilirdi. Çeşitli yöntemler var. Mesela Çin’de II. Dünya Savaşı’ndan sonra terk edilmiş olan kimyasal silahlar var. Bunlar kullanılamaz halde, fakat insanlar temas ederlerse zarar görebiliyorlar. Bulundukları yerler de tam bilinmiyor. Bunları bir yerde topluyorlar ve patlayıcıya sarılıp imha ediliyor. Belli bir şiddetle patlatıldığı zaman kalan küller başka bir süreçten geçirildikten sonra zararsız hale getiriliyor. İmha yöntemleri çeşitli, fakat savaş ortamında bunları yapmak mümkün değil” dedi.

126’sı denetçi yaklaşık 500 kişilik bir ekibi yöneten Üzümcü, ellerindeki bulgulardan toksik bir madde kullanıldığı kanısında oldukların,ı ancak kimin kullandığına ilişkin yorum getiremeyeceklerini belirtti. Kimyasal silah üretiminin küçük laboratuvarlarda da gerçekleştirilebileceğini belirten Üzümcü, Suriye’de muhalefetin de bu sarin gazı üretimine başlamış olabilir. Üzümcü muhalefetin olası sarin üretebilme kapasitesine ilişkin olarak,”1995 yılında biliyorsunuz Tokyo’da, metroda sarin gazı kullanıldı. Ortaya çıktı ki bunu çok küçük çaplı bir laboratuvarda üretebilmişler. Teorik olarak bu mümkün. Fakat iddia edildiği gibi muhalefet sarin gazı ürettiyse, bunu nasıl yaptı bilmiyoruz tabii. Zaten eğer soruşturmanın sonunda kimyasal silahların kullanıldığı sonucu çıkarsa, kimin tarafından kullanıldığı konusuna girilmeyecek” dedi.

Kimyasal Silahları Yasaklama Örgütü Genel Direktörü Ahmet Üzümcü’nün Hürriyet gazetesinden Cansu Çamlıbel ile gerçekleştirdiği söyleşinin bir kısmı şöyle:

Kimyasal kullanıldı diye ilk başvuran Esad yönetimi

- OPCW’nun Suriye’deki kimyasal araştırma heyetine katılım süreci nasıl başladı?

Suriye bizim teşkilata taraf bir devlet olmadığı için BM Genel Sekreteri mekanizması devreye girdi. Bu çerçevede Genel Sekreter Ban-Ki Moon örgütümüzden bir araştırma-soruşturma komisyonu için imkânlarımızı kendi emrine sunmamızı isteyebiliyor. Nitekim bu çerçevede 21 Mart günü Genel Sekreter beni aradığında Suriye’de kullanım iddialarını araştırmak üzere komisyona bizim destek vermemizi talep etti. Bu destek talebine bizim örgüt olarak mutlaka olumlu cevap vermemiz gerekiyor. Dolayısıyla ben burada bizim karar organlarına sadece bilgi vermekle yetindim. Hemen 15 kişilik bir denetim ekibimizi 24 saat içinde kendi emrine verebileceğimizi bildirdik. Genel Sekreter tüm görevi bize vermek yerine dışarıdan bir bilimadamını heyet başkanı olarak atamayı ve Dünya Sağlık Örgütü’nden de bazı uzmanları bu heyete dahil etmeyi uygun gördü. Temmuz ayındaki uzlaşmadan sonra 15 Ağustos’tan itibaren soruşturma heyeti önce Lübnan’a, 18 Ağustos’tan itibaren de Şam’a konuşlandırılabildi. Bu 13 kişiden oluşan bir heyet. Başkan dışındaki 12 kişinin 9’u bizim örgütümüzden gayet tecrübeli uzmanlar. Bir kısmı kimya mühendisi, bir kısmı patlayıcı uzmanı, bir kısmı doktor.

- Bu heyet aslında Suriye’ye gittiğinde Guta’dan önceki kullanım iddialarını soruşturmak üzere oradaydı değil mi?

Evet, kullanma iddiasının olduğu 3 yeri ziyaret edeceklerdi. Bir tanesi Khan Al Asal, Halep yakınında bir yer. 19 Mart’ta ilk kez Suriye hükümeti kullanım iddiasıyla müracaat ettiğinde Genel Sekreter’e orayı belirtmişti. Daha sonra aynı yeri İngiltere, ABD, Fransa, hatta Rusya da, kullanıldığı iddiasıyla geldiler. Tüm ilgili devletler Khan Al Asal’da kimyasal silah kullanıldığını iddia ediyorlar. Diğer iki yerin ismi açıklanmadı. Daha önce kullanım iddiasının olduğu 14 yerden ikisiydi. Fakat buralara gitmek mümkün olamadı, çünkü buraların hazırlıkları yapılırken 21 Ağustos’ta Şam’ın banliyölerinde yeni kullanım iddiaları ortaya çıktı. Bunun üzerine de Genel Sekreter yeni kullanım iddialarına öncelik verilmesini, heyetin buraya odaklanmasını istedi.

Bir set numune de Suriye’ye verildi

- Numuneleri gönderdiğiniz 4 laboratuvar hangi ülkelerde o halde?

Onların isimlerini açıklayamıyoruz. 4 laboratuvar hepsi aynı örnekleri tetkik etmiyor. İki laboratuvar aynı örnekleri, diğer ikisi de aynı örnekleri çalışıyor. Birer set örnek de bizde alıkonuldu. BM ile varılan anlaşma çerçevesinde bir set de Suriyelilere verildi. Aslında prosedürlere göre iki laboratuvarın aynı örnekleri tahlil etmesinin ardından eğer sonuçlar uyuşuyorsa, o zaman üçüncü bir laboratuvara gitmesine gerek yok. Ama uyuşmazsa diye üçüncü laboratuvarı da yedek olarak tutuyoruz. Bu çok çok titiz bir çalışma, biraz da zaman alabiliyor.

- Raporun içeriği ana hatlarıyla ortaya çıkmıştır herhalde.

Genel Sekreter yarın Güvenlik Konseyi’ne sunacak. İçeriğiyle ilgili bir şey söyleyebilecek durumda değilim. Yapılmakta olan çalışma son derece bilimsel ve teknik bir çalışma. Siyasi yönlerine de girmeden laboratuvarların da desteğiyle eğer kullanılmışsa ne kullanılmış, onu tespit edecekler. Hatta kimler tarafından kullanıldığı hususuna da girmeyecekler. Neyle kullanılmış belki onu tespit etmeye çalışacaklar. Mühimmat parçaları varsa, roket parçaları varsa onları da topladılar. Aslında bu soruşturma bizim teşkilatımız için çok önemli bir test, ona hiç şüphe yok. Ama genel olarak uluslararası camia için de bir test. 189 ülkenin üyeliğine rağmen bu silahların kullanılmış olması uluslararası camiayı da çok ciddi bir sınamaya tabi tutmuş oluyor. Eğer soruşturma komisyonu tarafından da doğrulanırsa ben buna uluslararası camianın bir yanıt vermesi gerektiğini düşünüyorum.

- Şu anki kanı kimyasal kullanıldığı yönünde değil mi?

Birçok uzman görüntülere baktığı zaman bunun toksik bir madde sonucu olduğunu düşünüyor. Ama bu nedir, kimin tarafından kullanılmıştır bu konulara yorum getirmek mümkün değil.

- David Cameron, “Elimizde kendi laboratuvarlarımızda incelettiğimiz bulgular var” dedi. Washington yine benzer bir eminlikle ‘Sarin gazı kullanıldı’ dedi. Siz kurum olarak bu kadar ince eleyip sık dokurken, o ülkeler nasıl kesin yorumlar yapabiliyor?

Bizim prosedürlerimiz çok kesin ve belgelere bağlanmış usuller ve bu usullerin dışına çıkmamız mümkün değil. Mesela “chain of custody” diye bir usul var. Bu çerçevede örneklerin soruşturma heyeti mensuplarınca alınması gerekiyor. Başka biri tarafından alınan örnekleri bizim laboratuvarlarımızda inceletmemiz usule uygun değil. Ben bahsettiğiniz ülkelerin bulgularının doğru ya da yanlış olduğunu söyleyebilecek durumda değilim. Anlıyorum ki onlar bazı örnekleri elde etmişler ve bir şekilde tahlil ettirmişler. Tabi ki tahlil yeteneklerini de sorgulamıyorum. Gayet mücehhes laboratuvarları var. Fakat bizim uluslararası, ehil, teknik bir soruşturma komisyonun yaptığı soruşturmayla o farklı bir şey. Bizim o soruşturmanın farklı aşamaları sonuçlanmadan herhangi bir kanaatte bulunmamız mümkün değil. Usullerimiz farklı, öyle söyleyeyim.

Röportajın tamamına ulaşmak için tıklayınız