Saklı Cennet Dubrovnik

Salı, 2 Eylül 2014 12:28

Hırvatistan’ın en güney ucunda yer alan Dubrovnik’i ölmeden önce görülmesi gereken yerler listesinin en başına rahatlıkla koyabilirsiniz. Dubrovnik, nam-ı diğer Westeros’un yani dünyanın en çok izlenen ve beğenilen televizyon dizisi Game of Thrones’un baş şehri Kings Landing’in çekimlerinin yapıldığı yer. Burası her açıdan inanılmaz muhteşemlikte antik bir şehir. Daha önce gördüğünüz tüm antik şehirleri unutun çünkü iddia ediyorum hiçbiri bu kadar iyi muhafaza edilmiş ve orijinali bu kadar ayakta kalmış olamaz.

Dubrovnik’i tam olarak çevreleyen yüksek surları, duvarları, burçları görüp de orijinal olduklarına inanmakta gerçekten zorlanacaksınız. Dünyanın en iyi 10 ortaçağ duvarlı şehrinden biri olarak kabul gören bu yere 800 yıl önce nereden giriliyorsa hala aynı şekilde aynı kapılardan girilebiliyor. Şehrin içi de zamanında nasılsa aynen o şekilde duruyor. Üstelik sadece şehrin kendisi değil, sakinleri de aynı şekilde burada yaşamaya devam ediyor. Binlerce insan bu antik şehrin ufak taş evleri içinde sanki bir film setinin figüranları gibi yaşamlarını sürdürüyorlar. Burada yaşayanların çoğu aynı zamanda burada dükkanlarda çalışıyor veya evlerinin odalarını ziyaretçilere kiralıyorlar. Dubrovnik’e geldiğinizde otelde kalmak yerine mutlaka şehrin içinde gerçek tarihi evlerin odalarında kalın derim. UNESCO tarih mirası listesinin en tepelerinde yer alan bu şehre ilk girdiğimde nereye bakacağımı şaşırdım. İki kilometreyi bulan tarihi duvarların üzerinde yürüyüş yaparak şehri tepeden görüp dolaşmak farz. Belli bir ücreti var ve hayli merdiven içerdiği için biraz yorucu ama değiyor. Dubrovnik gerçek anlamda bir masal şehri. İçinde kendinizi yüzlerce yıl geriye gitmiş bulacaksınız. Daracık sokaklarında kaybolup sürekli yeni şeyler keşfedeceğiniz bir labirent gibi. Pek çok noktasında canlı müzik yapılıyor. Tarihi çeşmelerinden akan buz gibi suları içebiliyorsunuz.

DUBROVNİK_1Tüm sürprizleri mahvetmeyeceğim ama şehrin iki noktasında duvarlarda oluşmuş iki gedik var. Bunlardan biraz bahsedeyim ki giderseniz duvardaki herhangi bir delik deyip es geçmeyin. Orada onlara verilen ad gerçekten de bu: ‘Hole in the wall’. Gedikler denize bakan şehir surlarının dış tarafına çıkıyor ve bunlardan bir tanesinde kayaların üstüne şahane bir kafe yapmışlar. Şehir duvarlarına adeta dikey olarak konuşlandırılmış bu yüksek kafenin manzarası anlatılmaz yaşanır. Sanki boşlukta asılı duruyormuş gibi olan bu mekan başka hiçbir yerleşim yeri görmeden tamamen denize ve yine üzerinde hiçbir yerleşim olmayan bir adaya bakıyor. Sanki dünya üzerinde sadece orada oturanlar varmış gibi. Denizin üzerine ışığı düşen ay eşliğinde çalan caz müziği… İkinci gedik ise duvarın dibindeki başka kayalıklara çıkıyor ve burası gündüz sıcaktan bunalanlar için harika bir yüzme ve serinleme yeri. Kayalık atlayışı yapmayı sevenler için birebir. Su cam gibi. O kadar temiz ve güzel ki 10-15 metre derinlikteki nesneleri bile rahatça görebiliyorsunuz.

Seyahatimin devamında fark ediyorum ki Hırvatistan’ın tüm kıyısı boyunca deniz turizm reklamlarında nasıl resmediliyorsa aynen o şekilde. Hani bizim Türkiye’de ancak günlük tekne turlarıyla ulaşabildiğimiz ve en fazla 30 dakika keyfini çıkarabildiğimiz o berrak turkuaz bakir cennet koyu suyu Hırvatistan’da kıyı boyunca her şehir, kasaba ve koyda aynen o şekilde.

Hazırlayan: Sertaç Aktan

Yazının tamamı için:

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

 available-on-the-app-store

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Get-it-on-Google-Play