Rıfat Karlova yazdı! Güneşin en kızıl olduğu topraklar: Kamboçya

Pazar, 9 Şubat 2014 11:33

Kızıl toprakları, esmer tenli insanları ve başta Angkor Wat olmak üzere daha onlarca insanı büyüleyen tapınakları ile beni masalsı bir yolculuğa çıkaran Kamboçya aslında herkesin bildiği gibi geçmişinde acı dolu bir tarihe sahip. Her ne kadar geçmişi acı dolu da olsa Kamboçya bugün her yıl 3 milyondan fazla turisti kendisine çekmeyi başaran bir turizm ülkesi konumunda ve bu yüzden de dünyanın dört bir yanından turistler buraya akın ediyorlar. Ben de bu seneki Çin Yeni Yıl tatilimi bu ülkede geçirmeye karar verdikten sonra kendime 4 gece 5 günlük bir Siem Reap rotası hazırladım ve Kamboçya’nın kızıl topraklarını keşfe başladım.

Kamboçya’nın en güzel zamanları Aralık ile Mart ayları arası olduğu için beni Şubat ayında harika bir sıcak karşıladı. Ne bir boğucu hava ne de bir nem, insan daha ne ister ki! Gelecek olanlara tavsiyem gezinizi kesinlikle kış aylarında planlayın ve harika havanın tadını çıkarın. Unutmadan belirteyim akşam hava serin o yüzden yanınızda kalın kıyafetler bulunsun.

Tüm Güney Doğu Asya’da olduğu gibi Kamboçya’da da en rahat ulaşım aracı Tuk Tuklar, hem ucuz hem de komforlu. Araca biner binmez zaten Tuk Tuk şöförümüz bize nereleri gezdireceğini güzel bir şekilde anlattı ve sonuna da ekledi. “You rent my Tuk Tuk and I take you everywhere!!“ Bu cümle zaten Siem Reap’te nasıl gezeceğinizi özetliyor.

Tuk Tuk şöförleri günlük 15-20 dolar arasında değişen fiyat aralıklarında Siem Reap çevresindeki tapınak ve turistik yerleri gezme imkanı sunuluyorlar. Ben de doğanın kanununa uyup bir Tuk Tuk kiraladım ve müthiş eğlenceli bir şekilde gezmeye başladım. İlk durağım da elbetteki Kamboçya nın simgesi Angkor Wat tapınağı oldu. Bu bölgeye gelince kapıda bilet almanız gerekiyor. 3 günlük biletin fiyatı 40 dolar. Civarda çok fazla gezecek yer var o yüzden tüm tapınakları gezmek için en az 3 gün ayırmanız en gerekiyor.

Angkor Wat inanılmaz büyüleyici bir yapı ve daha dışından insanı geçmişe götürmeye başlıyor bile. Her attığınız adımda sanki filmlerdeki hazine avcıları gibi karşınıza ne çıkacağını merak eden bir ruh haline bürünüyorsunuz. Hele benim gibi güneşin batışına yakın burayı gezecek olursanız kesinlikle yaşamınızın en güzel karelerinden bir kaçını burada çekeceğinize emin olabilirsiniz.

Bu bölgede Angkor Wat’ın dışında Bayon Tapınağı da kesinlikle gezilip görülmesi gerekiyor. Tapınaktaki taşların üzerine oyulmuş onlarca büyük Buda yüzlerini görünce o dönemdeki Angor Krallığının ne kadar da zengin olduğunu bir kez daha anlıyorsunuz. Ta Prohm ve Pre Rup’da benim gezdiğim diğer yerler arasında yerlerini aldı. Bu yerlerin dışında gezmek istediğiniz daha ufak tapınaklar da olursa Tuk Tuk sizi oralara da götürüyor.

Tapınakların büyüleyici havası insanı sarıp sarmalasa da ben bu atmosferden biraz uzaklaşıp Kamboçya’nın zorlu hayatlarının yaşandığı bir bölge olan Tonle Sap gölüne gitmeyi özellikle çok istedim. Burası şehrin oldukça dışında yer alıyor ve yanınızda toza karşı maske getirmeniz gerekiyor. Bu göl nehir karışımı su dünyasında tekne ile gezmek kişi başı 20 ABD dolar ve ne yazık ki karşınıza çıkan fakir Kamboçya manzarası oldukça üzücü. Fakir Kamboç çocukları ve zor şartlarda nehir kıyısında kurulmuş olan ufak kasabadaki yaşam bölgeyi gezenleri derinden etkiliyor. Olurda buraya yolunuz düşerse ve yanınızda çocuklar için kalem ile defterler getirirseniz onların kahramanı olabilirsiniz. Ben Tayvan’dan getirdiğim hediyeleri dağıtırken çocukların yüzünde gördüğüm o mutluluğu ömür boyu unutacağımı sanmıyorum.

Siem Reap şehir merkezi ise Tonle Sap’ın aksine oldukça renkli manzaralara ve sayısız lokantaya ev sahipliği yapıyor. Batı yemekleri ve Kimer mutfağı servis eden lokantalar akşamları dolup taşıyor. 20 ABD dolarına 2 kişinin rahat doyacağı menüler turistleri her akşam buradaki Pub Street denen sokaklara çekiyor. Burada dünyanın en lezzetli meyva sularını ve Milk Shakelerini 2.5-3.5 ABD dolarına içebiliyorsunuz. Bıraktığınız 1-2 dolar bahşişler ise restaurantlarda çalışan Kamboçyalıları inanılmaz mutlu ediyor. Sokaklar cıvıl cıvıl, her yerde alış veriş yapacağınız dükkanlar oldukça uygun fiyatlara sayısız hediyelik eşya satıyorlar. Gün bitiminde yorulduğunuz anda ise hemen yardımınıza Kamboçya’nın geleneksel masaj salonları koşuyor. Bu mekanlarda fiyatlar 3 dolardan başlıyor ve 20 dolara kadar uzanıyor.

Sayfalarca yazılabilecek hikayeye sahip bu ülkeye yolunuz düşerse gidin demiyorum!! Ne yapın ne edin o yolu mutlaka buraya düşürün çünkü hayatımız boyunca aradığımız huzurun en saf halini ancak böyle büyülü bir ortamda yaşayabiliyoruz.

Not:Kamboçta vizesi internetten alınabiliyor.

Rıfat Karlova (@Karlova)

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ İNDİRMEK İÇİN