Redhack’in filmini çeken yönetmen Dipnot.tv’ye konuştu

Pazartesi, 18 Şubat 2013 10:45

REDRedhack’i konu alan Red filminin yönetmeni Mustafa Kenan Aybastı Dipnot’a konuştu.

Siber saldırı tanımı Türkiye için birkaç yıl öncesine kadar fantastik kitaplarda ya da filmlerde geçiyordu. Ama siber saldırı insanların hayatını etkileyecek, ana haberlerde ilk sıraya oturacak kadar gündemde değildi. Ta ki Redhack eylemlerine başlayana kadar.

1997 yılında kurulan, Redhack adını kullanan ve kendilerini Marksist, Sosyalist olarak tanımlayan grup önce bazı devlet kuruluşlarının internet sitelerini hacklemeye ve ele geçirilen belgeleri sosyal medyada yaymaya başladılar. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün ve YÖK’ün sitesini hacklediklerinde ise herkes onların kim olduğunu merak etmeye başladı.

Ortada ne bir isim ne bir liderleri vardı. Haklarında terör örgütü suçlamasıyla dava açıldı. 10 sanık “terör örgütü üyesi olmamakla beraber, silahlı terör örgütü adına suç işlemek” suçundan yargılanmaya başlandı. Davanın iddianamesinde sanıklar “bir bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına hukuka aykırı olarak girmek, bilişim sisteminin işleyişini engellemek ve bozmak, kişisel verilerin ele geçirilmesi ve yayımlanması, gizli bilgileri temin etmek” ile de suçlandı. Sanıklar hakkında 8,5 yıldan 24 yıla kadar hapis cezası istendi.

Redhack hakkında açılan dava devam ederken bir yandan da Redhack’i konu alan bir belgesel film çekildi. 15 Şubat’ta vizyona girecek olan belgesel filmin yönetmen koltuğunda Mustafa Kenan Aybastı otururken, yapımcılığını Bağımsız Sinema Merkezi üstlendi.
Yönetmen Mustafa Kenan Aybastı ve Bağımsız Sinema Merkezi Dipnot Tablet’in sorularını cevapladılar.

Red filminin tanıtımı film hakkında çok fazla bilgi vermiyor. Red filmi ne anlatıyor?

-Red! filmi aslında daha önce çeşitli alanlardaki duyarlı sanatçılar tarafından çokça ele alınmış bir konuyu ele alıyor; baskı ve sömürünün egemen olduğu her yerde kendisine yer açan mücadeleyi. Ama elbette merkezine siber aktivizm ve hacktivizmi yerleştiriyor. Görece yeni bir mücadele alanı olarak gördüğümüz bu arenada neler yapıldığını ve yapılanların nasıl etkileri olduğunu inceliyoruz. Doğal olarak da başrolü Türkiye’nin en köklü ve en tanınmış hacktivist grubu olan Redhack’e veriyoruz.

Neden Redhack grubunun filmini çektiniz?

-RedHack’in filmini çekmedik. Biz bir mücadele alanını çok farklı yönleriyle ele alan bir film yaptık; RedHack de burada baş aktördü. Siber aktivizm ve hacktivizm konusunda ağırlıkla yüzeysel tartışmalar dönüyor. Pek çok kişi yaşanan olayları nasıl anlamlandıracağını bilemiyor. RedHack söz konusu olunca kafa karışıklığı daha da artıyor. Biz de izleyicilerimize bu konuda çıkarımlar yapmalarına imkan verecek çok yönlü anlam dizgeleri sunmak istedik.

Siber saldırılar ve siber aktivizm son zamanlarda Türkiye gündeminin çok önemli bir parçası haline geldi. Merak uyandıran bu konuyu nasıl bir bakış açısı ile ele aldınız?

- BSM’de bu filmin yapımında görev alanlar sosyalistler. Bu yüzden konumuzu ve olayları ele alırken dünya görüşümüzün rehberliğinde hareket ettik. Siber aktivizm ve hacktivizm konularını diğer her şeyden kopuk, sadece teknolojik bir fetişizmle ele almaktan uzak durduğumuz gibi ortada yeni olan hiçbir şey yokmuş gibi basitleştirmekten de kaçındık. Sınıflı toplumun ortaya çıkışından beri var olan bir mücadelenin yeni biçimlerinden biri olarak gördük hacktivizmi ve onu siyasetle, etikle ve hukukla kurduğu ilişkiler üzerinden inceledik.

Terör örgütü olmakla suçlanan ve hala davaları devam eden Redhack ile filmin çekim aşamasında iletişime geçtiniz mi? Ya da onlar sizinle iletişim içinde olmak istedi mi?

-RedHack’le elbette iletişim kurduk. İletişim aracı olarak da Twitter’ı kullandık.

Terör örgütü olmak suçuyla yargılanan bir grubun filmini yaparken, çekindiğiniz alanlar oldu mu? Örgüte destek olmak ile suçlanmaktan korktunuz mu?

-Açıkçası, öyle bir bakış açısına sahip olursak Türkiye’de hiçbir konuda film yapamayız. Tam aksine RedHack olayının hukuki boyutu bizi filmi yapma konusunda daha da istekli hale getirdi. Filmde bu bağlam üzerinden çok zengin tartışmalar yürütme imkanı bulduk.

Filmin ne kadarı kurmaca, ne kadarında röportajlara yer verdiniz ve hangi mekânlarda çekimler yaptınız?

-Filmdeki kurmaca öğeler canlandırmalardan ibaret. Ama onlar dışında sadece röportajlardan ibaret de sanılmasın. Türk izleyicisinin belgesel dendiğinde aklına gelen ilk formülü izlemediğimizi söyleyebiliriz.

Film 15 Şubatta vizyona giriyor. Redhack’in davası ise 25 Şubatta görülecek. Tarihlerin bu kadar yakın olması bilinçli bir tercih miydi?

-Tarihler şans eseri bu kadar yakın oldu. Ama filmimizin duruşmadan önce gösterilmesinden memnunuz. Filmi izleyenler yaşanan hukuki süreci daha da iyi anlamlandıracaklardır bu sayede.

Siber saldırılar ve aktivizm herkesin duyduğu fakat aslında insanların tam olarak anlamadığı, üstü kapalı bir konu. Siz filmi çekmeden önce tam olarak ne gibi bir hazırlık yaptınız?

-Filmin yazarlığını yapan Onur ve Kudret konuyla ilgili bulabildikleri hemen her kaynağı gözden geçirdiler elbette. Ayrıca filme röportajlarıyla katkıda bulunan pek çok isimden de ön hazırlık aşamasında, yani netleşme sürecinde destek gördük. Ama atlanmaması gereken bir nokta var. Red! filminin üretici kadrosu dünya siyasetiyle yakından ilgili, gündemi çok iyi takip eden, kendi alanlarında birikimli insanlar. Bu büyük bir avantaj sağlıyor doğal olarak.

Red’i izleyen birinin hayatında neler değişir ya da filmden çıktıktan sonra neleri farklı görmeye başlar?

-Filmde siber aktivizmi ve hacktivizmi teknolojik bir fetişizmden uzak durarak ele aldık. RedHack, eylemleriyle haklı bir ün kazandı. Pek çok insanın vicdanına seslendi ve son derece meşru bir zemine çekti kendisini. Ama gerek hacktivizm alanının pek çok kişiye ulaşılamaz gelmesi gerekse Türkiye şartlarının zorunlu kıldığı gerilla tarzı çalışma durumu takipçileri biraz fazla büyüledi. RedHack’i hali hazırda destekleyenler filmi izlediklerinde haksızlıklarla mücadele etmede kendi yöntemlerini arayabilirler diye düşünüyoruz. Konuya daha şüpheli yaklaşan izleyicilerimiz ise filmde yer alan tartışmalar aracılığıyla düşüncelerini zenginleştirebilirler.

Filmin finansını Bağımsız Sinema Derneği mi karşılıyor? Yoksa bir yapımcı ile çalıştınız mı? .

-BSM, gönüllülük temelinde örgütlenen bir sinema kolektifi. Filmlerimizi piyasanın her türlü belirleyeninden, doğal olarak yapımcılardan da bağımsız kalarak üretiyoruz. Red! filminde de durum böyle oldu.

Röportaj: Rabia Çelik

Dipnot Tablet AppStore ve Android Market’te. Hem de ücretsiz.

Tags