Popüler yazar ve filozof Alain de Botton’un yeni kitabı: Haber okuma kılavuzu “The News”

Cumartesi, 15 Şubat 2014 13:48

Popüler yazar ve filozof Alain de Botton’un yeni kitabı “The News”‘u tanıttığı konferansta İldem Wilson da vardı. Alain de Botton’un Haberler adlı kitabı ne anlatıyor?

 The News

Alain de Botton yeni kitabı, haber okuma kılavuzu The News’u anlattı

Popüler yazar ve filozof Alain de Botton’un yeni kitabı The News, internet ve sosyal medyanın yaygınlaşması ile hayatımızdaki yeri git gide artan ve bir bakıma bağımlılığa dönüşen “haberler”i nasıl okumamız gerektiğine dair bir tür kılavuz. Alain de Botton çok sayıda gazetecinin de dinlemeye geldiği Londra UCL’deki sunumunda kitabına konu ettiği habercilik ile ilgili görüşlerini anlattı.

De Botton bir filozof olarak tabi ki temel sorularla işe başladı. İlk soru ise şuydu: BBC’nin haber sitesini hergün 15 milyon kişi ziyaret ediyor, peki biz orada gerçekte ne arıyoruz? Haber sayısı öyle fazla ki bir süre sonra çok fazla haber, hiç haber halini alıyor çünkü kimse artık dünkü haberleri hatırlamıyor bile. Alain de Botton bu haber seli içinde haberin önem sırası da değişti diyor. De Botton’da göre eskiden önemli haberler ilk sayfanın başında yer alırken, artık yavaş yavaş eğlenceli haber denilen bir tür ilk sayfalarda yer kaplamaya başladı ve haber hiyerarşisi yıkıldı.

Bu duruma bir örnek ise ünlülerin magazin haberlerine karşılık olarak, küresel ısınma haberleri. De Botton dünyanın geleceği açısından acil önem taşıyan çevre haberlerinin, örneğin pop şarkıcısı Taylor Swift’in bacakları kadar ilgi görmediğini anlattı ve gazetelerin ‘önemli’ ve ‘popüleri’ bir ayara getirerek haber yapması ile bunun  ‘önemli’ habere ilginin artırılmasının başarılabileceğini söyledi.

De Botton ilgi çekmeyen, etki yaratmayan haberlere örnek olarak felaket haberlerini verdi. Belki de hepimizin içten içe hissettiği ve rahatsızlık duyduğu bu durumu, çok insani bir duyguya bağladı: empati kuramama. Çünkü coğu zaman binlerce insanın hayatını kaybettiği bir felaket haberini okuyup, başka bir sayfaya geçiyoruz ve bu bizi hemen hemen hiç etkilemiyor. De Botton bunu “var olduğundan bile haberdar olmadığımız, hakkında hiç birşey bilmediğimiz insanların bir anda yok olması da bizim için pek bir şey ifade etmiyor” şeklinde açıkladı. İnsanlar üzerinde etki yaratan ve okur ile haberin konusu arasında bir bağ kurabilen haberciliğin, dünyada olup biten felaketleri rakamlarla bildirmek yerine bir insan hikayesi üzerinden anlatarak çok daha derin bir etki yarattığını söyledi.

Peki insan üzerinde en çok etki yaratan şeyler nelerdir? Sanat bunlardan biridir diyen De Botton foto-muhabirlerinin haberi iletmede sanatçı görevi gördüğünü anlattı. Yemen’de çekilmiş bir çocuk gelin fotoğrafı üzerinden örnek veren De Botton, fotoğrafın hiç bir haber metninin yaratamayacağı bir etki yarattığını söyledi. Tek kelime bile etmeden binlerce kelimenin yaratamayacağı etkiyi iyi haber fotoğrafları yaratır diyen De Botton bunu sanat sayesinde hissederiz ve fotoğraf muhabirliği bir sanattır diyerek açıkladı.

De Botton’un en ilginç analizlerinden biri de çok üzücü, çok kötü ve iç karartan haberlere olan iştahımızdı. Bunu Aristo’nun tanımı ile anlattı ve burada trajedyaya olan ilgimiz yatıyor dedi. Aristo’nun formülize ettiği trajedya, bize korku ve acıma hissini yaşatır diyerek duygu dünyamızın antik Yunandan beri pek az değiştiğini de gösterdi.

Haber kategorilerinden en çok ilgi çekeni ise şüpesiz ünlülerin magazin haberleri. De Botton magazin haberlerinin saçmalık, ya da kalitesizlik olarak bir tarafa atılmasına karşı çıktı. Magazin haberlerinin rol model belirleme açısından büyük önem taşıdığını anlattı. Rol model belirlemenin farkında olmasak bile insanı bir ihtiyaç olduğunu, örneğin bir ünlünün çocuğunu parka götürdüğü bir andaki fotoğraflarının herkesin eninde sonunda bir günledik yaşamı olduğunu söylediğini ve bunun sürekli olarak filmlerde ve ödül törenlerinde gördüğümüz ünlülerin bizim gibi hayatları olduğunu da görmemiz açısından önemli olduğunu vurguladı.

Ünlülerin magazin haberlerinin bir diğer önemi ise bizi kıskandırmasıdır dedi. Ünlü ve başarılı bir kimseye bakarak bazen aslında ne istediğimiz de anlayabiliriz. Magazin haberlerini okuyup en çok kıskandığınız ismin hayatına bir bakın, belki pop yıldızı olmak gibi bir amacınız yok, kıskandığınız şey yaptığı iş değil, ama onun bir özelliği, örneğin belki vaz geçmemesi, inatçılığı sizi kıskandırıyor olabilir. Bu kıskançlıklar sizin hayatınızda atmanız gereken adımları işaret edebilir. Alain de Botton haber okuyuşunuzu analiz edin size kendiniz ile ilgili çok şey anlatacak dedi.

Konuşmasının ilerleyen bölümlerinde basının tarafsızlık anlayışına değinen De Botton hiç bir yayının tarafsız olamayacağını, ve zaten olmaması gerektiğini savundu. Dünyanın en taraflı yayınları arasında verdiği örnek ise ilginçti. Alain de Botton en sevdiğim yayın The Economist dergisi, dünyanın en taraflı dergisidir dedi.

Tam burada Alain de Botton’un sansür konusunda ne düşündüğünü merak ettim ve konuşmasının ardından soruları yanıtlayan De Botton’a: Basında sansür kabul edilebilir mi? Yoksa basının istediği herşeyi yayınlamakta mutlak bir özgürlüğü var mıdır? Kimi zaman bu sansürü talep eden halk tarafından yıllarca terörist olarak nitelendirilmiş bur grupla barış anlaşması yapmak için masaya oturacak olan ve hassas bir dönemden geçen bir hükümet olabilir, ya da çok daha kirli işlerini örtmek isteyen bir hükümet olabilir. Burada sınır nedir? diye sordum.

De Botton “Pek tabiki hükümetlerin basına müdahele etmesi ve çok direkt bir şekilde ‘siz bu haberi yapmayın’ demesi kabul edilemez. Ama sansür için de kesinlikle olmaması gereken bir şeydir diyemeyiz. Burada hükümetlerin bunu nasıl anlattıkları ve basın organlarına nasıl yaklaştıkları önemlidir” şeklinde cevapladı.

Popüler bir yazar ve filozof olarak De Botton her zaman yaptığı gibi bize aslında hepimizin bildiği ama neden ve nasılını çok açık bir şekilde izah edemediklerimizi açıkladı. De Botton’un The News (Haberler) adlı kitabı hayatımızın büyük bir bölümünü sosyal medyada haber okuyarak ve olan biten ile ilgili yorum yaparak gerdiğimiz bu iletişim çağında, neyi neden yaptığımıza bir daha bakarak perspektifimizi tazelemek açısından iyi bir okuma olacağa benziyor.

 

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ İNDİRMEK İÇİN