Papalık seçimlerinde büyük sürpriz yaşandı

Cuma, 15 Mart 2013 12:20

s200_mustafa_cenap.aydinGünlerdir Katolik dünyası yeni Papa’nın kim olacağını merak ediyordu. Sistin Şapel’den tüten beyaz dumanla birlikte tüm meraklar giderildi ve yeni Papa belirlendi. 1′inci Francis, 1 milyar 200 milyonluk Katolik dünyasının yeni lideri oldu. Peki modern zamanların Avrupa dışından gelen ilk papası kim? Bazılarına göre yoksulların dostu, bazılarına göre sicili cuntaya karşı sessizliğiyle lekelenmiş bir din adamı. Peki bundan sonraki süreçte Vatikan’da neler olacak ? Bu seçim Katolik dünyasını şaşırttı mı ? Tüm bunları uzun yıllardır Roma’da  yaşayan Vatikan akademik kurumlarında yıllardır araştırmalar yürüten  Tevere Enstitüsü başkanı araştırmacı Cenap Aydın’a sorduk

Yeni Papa Jorge Mario’nun seçilmesi sürpriz oldu mu acaba ?

Papa Benedikt’in istifasini ilan etmesinden beri geçen bir aylık süreçte en çok öne çıkan isimlerden biri olmadığı için, elbette büyük sürpriz oldu. Bununla Bergoglio’nun isminin ara ara Alman ve Amerikan basınında zikrediligini, 2005 Konklav’inda favori adaylardan oldugunu unutmamak lazım. Kendisini adaylığa uzak gösteren unsurlardan birisi de Cizvit tarikatına mensup olması. Papalık makamını Protestan reformundan beri savunmakla meşhur olduğu kadar, bu makama talip olmamasıyla da bilinen Cizvit tarikatının beş asırlık tarihinde ilk kez bir papa çıkarmış olması ayrıca incelenecek bir mevzu. Önümüzdeki dönemi bu açıdan da nevi şahsına münhasır gormemiz gerekiyor.

Yeni Papa’nın seçilmesinde sizce etkin rol neydi ?

Bu seferki seçimde, 2005′ten farklı olarak, Kardinal Joseph Ratzinger gibi,  çok ön plana çıkan bir isim yoktu. Ancak, yeni seçilecek Papa’nın artık Avrupa dışından olması, global sorunlar karşısında daha kuşatıcı, farklılıkları gözetici bir yaklaşımı olması isteniyordu. Ayrıca bir önceki dönemde gündeme gelen, hala çözülmemiş krizleri de yönetebilecek özelliklere sahip olması bekleniyordu. Bu özellikte birden çok aday olduğu da muhakkak. Fakat Papa seçilmek için gereken üçte iki oranındaki oyu, ismi çok geçen adaylardan biri elde edemediği durumlarda da güçlü  adayların ortak bir isimde uzlaştıklarını da biliyoruz. Bu sefer de böyle bir durum olmuş olabilir. Basından beri Jorge Mario Bergoglio’yu isteyen bir bir grup da olmuş olabilir. Konklav öncesinde bazı adayların empoze edilircesine basında çok işlenmiş  olması, kardinallerin özgür seçimlerini ortaya koymak için medyatik adaylardan kaçınması da sonuç verebiliyor. Konklav’a girenlerin dışarıya hayat boyu bilgi sızdırmama yemini verdiğini ve bütün pusulaların da yakıldığını  göz önüne aldığımız da verilere dayalı yorumların güçlüğünü kabul etmiş oluruz.

 

 -Neden Avrupa dışından Arjantin’den seçildi?

 

Arjantin’den seçilmesi, daha doğrusu Latin Amerika’dan seçilmiş olması yumuşak bir geçisin işareti. Papa’nın istifasından beri, 2005′te olduğu üzere, başka bir kıtadan, özellikle de Afrika veya Asya’dan bir Papa beklentisi vardı. Yalnız, Avrupa’nın henüz bu coğrafyalardan bir Papa’yı tercih etmesi için zeminin hazır olduğundan bahsetmek mümkün değil. Bu tercihle orta yol bulunmuş oldu. Nüfusunun çoğunluğu Avrupa menşeili göçmenlerden oluşan Latin Amerika’dan gelen bir Papa, hem Avrupa merkezci çevreleri hem de dışardan bir aday üzerinde ısrarcı  beklentileri tatmin etmek için makul bir adım. Papa Francesco’nun da ataları  İtalya’nın Piyemonte bölgesinden göçmüşler, kendi ifadesiyle “dünyanın diğer ucuna”.

yeni_papa_francis_ilk_ayininde_h7702

-Papa 2. günde seçildi daha önce uzun uzun papa seçimleri olmuş muydu? Hemen seçilmesi kardinallerin daha önceden karar verdiği anlamına mı geliyor ?

Geçmiste, Papa X. Gregorius’un seçimi gibi iki seneden fazla süren konklavlar oldugunu biliyoruz.  Ancak, modern zamanlar diye tabir edebileceğimiz son yüz elli senelik periyot icin bir buçuk gün çok şaşırtıcı bir süre değil. 80 yaşını asmamış 115 kardinalden en az 77′sinin bir aday üzerinde mutabık kalması için bu sefer de beş kere seçim yapıldı. Bu süre zarfında. Her celseden sonra yemek aralarında, istirahat zamanlarında yeniden konuşma ve tartışma imkanı buldular adayları. Önceden net bir karar verilmiş olmasa da, muhtemel adayların konuşulduğu muhakkak. Bir Papa’nın ölmesinden sonra yapılan konklavlardan önce kardinallerin genelde 15 gün kadar vakti oluyordu. Bu seferse bu süre bir aya çıkmış oldu, Papa’nın görevinden ayrılacağını iki hafta önce ilan etmesinden oturu. Bundan dolayı, kardinallerin, Roma’nın değişik yerlerinde bir araya gelmek, istişarelerde bulunmak üzere, bu geniş vakti iyi degerlendirdiğini biliyoruz.

 -Vatikan’ın politikalarında herhangi bir değişiklik olur mu Yeni dönem de Vatikan’dan Farklı politikalar gelir mi ? Örneğin ötenazi ,kürtaj konusunda….  

Vatikan’ın, daha doğru ifadesiyle Papalik Makamı’ nın (Ingilizce Holy See,  Italyanca Santa Sede),  butun episkoposlarin bir araya gelip kararlar almasıyla tanzim edilmiş anayasa hükmünde  bağlayıcı kararları olan konsül metinleri var. Bu metinler Papalık’ın politikalarının ana hatlarını belirler ve Papalar da bu hükümlere bağlı bir yol izlerler. Bununla beraber her Papa’nın kendi arka planından kaynaklanan bir üslup farkı, uygulamalarda farklı tercihleri söz konusu olacaktır. Papa Francesco’nın kürtaj, ötenazi gibi biyoetik konularda şu anki Katolik doktrinden çok farklı bir pozisyon alması beklenmiyor. Ancak, Papa’nın kardinalken aldığı bir pozisyonu, Papa olunca aynen muhafazası her zaman beklenmez. Hatta bazen şartlar gereği değistirmesi gerekir. Ancak bu değişikler, Katolik Kilisesi’nin hayat hakkının savunulması konusundaki tavizsiz tutumu göz önüne alındığında bu alanda beklenmemelidir. Ortaya koyduğu mütevazi tavırlar ve üslubundaki sadelik, özellikle kurumsal bir kilise kimliği yerine, halkla kucaklasan, törensel ayrıntılardan ve kuramsal yaklaşımlardan ziyade, aksiyoner, sorun çözücü, herkesi işin içine katıcı bir yaklaşıma sahip olduğunun işaretleri veriyor. Elbette, yapacağı kritik atamaları, vaaz ve mesajlarındaki bakış açısını, ilk yapacağı ziyaretlerdeki jestleri görmeden yorum yapmak için erken olacaktır.

 

KENAN TAŞ

@esaskenan