Orlando Katliamının Ardından Homofobi ve İslamofobi…

Pazar, 19 Haziran 2016 10:01

İREM KUŞOĞLU

ABD’nin Florida eyaletine bağlı Orlando kentinde eşcinsellerin gittiği Pulse adlı kulübe düzenlenen silahlı saldırıda, en az 50 kişinin hayatını kaybedip 53 kişinin de yaralanması tüm dünyayı şoka uğrattı. ABD’nin en kanlı silahlı saldırısı olarak geçen saldırı, homofobi ve İslamofobi tartışmalarını tekrar gün yüzüne çıkardı…

ABD’nin Florida eyaletine bağlı Orlando kentinde eşcinsellerin gittiği Pulse adlı kulübe Omar Mateen isimli saldırganın düzenlediği saldırıda yaşları 20 ile 40 arasında değişen 50 kişi hayatını kaybetti. Katliamın boyutlarının ortaya çıkmasıyla ile birlikte başta ABD olmak üzere tüm dünyadaki iki problem tekrar odak noktası haline geldi. Bunlardan birincisi şüphesiz homofobi… Eşcinsellere ya da eşcinselliğe karşı duyulan nefret anlamına gelen homofobi, özellikle muhafazakar kesimlerde yoğun durumda. 1969’da New York’ta gaylere hizmet eden Stonewall Inn’e polis baskınıyla başlayan onur yürüyüşleri ve uğraşlarla eşcinsellik ABD gibi toplumlarda daha kabul görse de hala homofobi büyük bir problem olarak görülüyor. Özellikle daha sağ kesimden olan Cumhuriyetçiler hala eşcinsellik ve eşcinsel evliliğine karşı.

vvvv

Ancak saldırıyı gerçekleştirenin Afgan kökenli olması ve IŞİD’e bağlılık yemini açıklamaları bir başka sorunu daha dikkat çekici kılıyor: İslamofobi. Özellikle ırkçı söylemleri ile tanınan Cumhuriyetçilerin başkan adayı Donald Trump’ın işine yarayacağı endişesi, temel endişelerden birisi haline gelmiş durumda. Donald Trump, saldırının ardından twitter hesabından yaptığı açıklamada ‘radikal İslami terör hakkında haklı çıktığı için aldığı tebriklere teşekkür etti’ ve  ”Artık siyasi doğruculuğu bırakmalıyız. Benim derdim insanların hayatlarını kurtarmak” diye devam etti. Bu duruma ABD Başkanı Barack Obama ve Demokratların adayı Hillary Clinton tepki göstermesine rağmen Trump’ı haklı görenlerin iyiden iyiye artmaya başlaması, seçim dönemine yaklaşırken ‘yoksa Trump gerçekten başkan olacak mı?’ endişelerini ayyuka çıkarıyor.

Ancak ABD’deki saldırının belki de en temel nedenlerinden ve sorunlarından birisi de ‘bireysel silahlanma’ konusu. Saldırıyı gerçekleştiren Omar Mateen’in katliamdan 3 gün önce yasal yollardan AR 15 tipi otomatik tüfek ile tabancayı alması bu sorunu doğrular nitelikte. ABD’deki silahlanma probleminin başlangıcı ise 1700’li yıllara dayanıyor. ABD’de haklar bildirgesi olarak bilinen ilk on değişiklik 15 Aralık 1791’de, Amerikan Anayasası’nın bir parçası oldu ve yasada “halkın silah bulundurma ve taşıma hakkı ihlal edilemez.” maddesine yer verildi. Ayrıca 2008’de Columbia Yüksek Mahkemesi ‘bireysel savunma meşrudur’ kararı verdi. Yani sorun 1700’lerden bu yana hala devam ediyor. Bunun en büyük sebeplerinden birisi de silah sahibi seçmen kitlesinin ve güçlü silah lobisi Ulusal Silah Birliği’nin Kongre’nin kararlı adımlar atmasını engellemesi olarak görülüyor.

ABD’deki silahlı saldırılar herhangi bir yasa olmadığı müddetçe devam edecek gibi. Her eyaletin silah satışları üzerine kendi yasaları var ve bazı bölgelerde silah satın alma yaşı 14’e kadar düşüyor. Birçok eyalette ise silah taşımak bir yana “ meşru müdafaa” kapsamında ateş açmak bile serbest. ABD’deki toplu saldırıları takip ederek bu alandaki verileri derleyen Shootingtracker.com adlı internet sitesine göre Kasım 2012 tarihinden Ekim 2015 tarihine kadar da tam 994 adet toplu saldırı olduğunu bildirdi. Birleşmiş Milletler’in rakamlarına göre ise her 100 Amerikalıdan 89’unun silahı var. Tüm bu sonuçlar büyük katliamların da ayak izleri gibi oluyor bir anlamda… ABD’de günümüze kadar gerçekleşen silahlı saldırılar da tam bu sebeplerden dolayı, tıpkı tartışmaları gibi ne ilk ne de son olacağa benziyor…

-

Yazının devamını okumak ve Dipnot Tablet’in 274. sayısını indirmek için

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

available-on-the-app-store

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Get-it-on-Google-Play