“Orada olan kadınlar”ın yanında olun!

Pazar, 17 Mart 2013 13:40

Filmmor Kadın Kooperatifi’nin düzenlediği “11.Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali”15 Mart’ta başladı.

“Umudu ve gücünü kadınlardan alan, kadınlar tarafından kadınlar için yapılan,bu yıl hırpalanan,susturulan,görmezden gelinen tüm kadınlara” ithaf edilen festivalde 19 ülkeden kadınlar ve filmleri ağırlanacak. Peki hangi salonlarda hangi filmler var? Dipnot Tablet Yazarı Çağla Gillis izlenmesi gereken 9 filmi sizler için seçti:

Fransız Kültür Merkezi

Ben Uçtum Sen Kaldın: Mizgîn Müjde Arslan’ın uzun metrajlı ilk filmi olan Ben Uçtum Sen Kaldın, bir kadının hiç görmediği gerilla babasını arayışının hikâyesidir.

İstanbul’dan Mahmur Mülteci Kampı’na uzanan yolculukta aslında kendi hikayesini anlatan yönetmen Türkiye’deki yaşanılan savaşa bu filmi ile ışık tutuyor.

Miras: İsrail’de yaşayan kalabalık Filistinli bir üst sınıf ailenin öyküsünü konu alan film, dünyada kendisine bir yer bulmak için mücadele eden bir toplumun öyküsünü anlatıyor.

Savaşın gölgesinde yaşama halini yönetmen Hiam Abbas ise şöyle özetliyor: Orada savaş içeride ya da dışarıda değil, üstünüzde olup biter!

Belki siz de bu filmde gelenek ile modernite, savaş ile barış arasına sıkışan insanlardan biri olduğunuzu farkedebilirsiniz!

Benim Özgürlüğüm Senin Özgürlüğün: Berlin’de bir hapishanede iki mahkum: Kübra ve Salema.

Biri Kürt, biri Etiyopyalı bu iki kadının hikayesi üzerinden gardiyanın dahi inanmadığı hapishane sistemini sorgulayan film, Kübra ve Salema’nın hapishanedeki ve çıktıktan sonraki hayatlarını izliyor.

Biz şimdiden söylemeliyiz ki bu film kolay izlenen filmlerden değil. Tam aksine; Rahatsız edici ve dokunan bir film!

İstanbul Modern

Erkekler: Doris Dörrie’nin tuhaf tesadüfler ve dostluğun sınırları üzerine yazılmış hit komedi filmi. Kendisi de çapkın olan adam, evli olduğu kadın bir aşk ilişkisi yaşadığını itiraf edince evden ayrılmaya karar verir. Adamın kalacak bir yer arayışı, kadının sevgilisinin evinde son bulur.

İş veya okul hayatı sizi bezdirmişse ve bir süreliğine rahatlamak, iyi hissetmek için bu filmi kaçırmayın!

Araf: Herkesin izleyebileceği bir film değil. Sinirleriniz kuvvetli ise deriniz biraz kalınsa, karnınıza ağrılar girmesine göze alabiliyorsanız bu filme gidin.

Araf, arafta kalmış iki gencin hikayesini anlatır: Zehra ve Olgun. Her ikisi de çalışır, çalışmadıkları zamanlarda da televizyon karşısında hayal kurar. Yaşadıkları ve hayal ettikleri arasında oluşan bu araf hali, Zehra’nın kamyonuyla park alanına gelen Mahur’a aşık olmasıyla altüst olur.

Filmde öyle bir doğum sahnesi var ki her sinefilin kaçırmaması gereken sahneler.

Polis: Çocuk istismarı konusundaki genelgeçer kalıpları tekrar gözden geçirmek istiyorsanız bu filme hayli haylii gitmelisiniz!

Paris Çocuk Koruma Birimi’nde çalışan Chrys, Nadine, Iris ve Fred’in hem kendi sorunlarıyla uğraşmaları hem de pedofili gibi suçları araştırmaları sürecinin işlendiği filmde ebeveynleri ve çocukları içerisinde bulundukları koşullarda ele alıyor.

Goethe Enstitüsü

Bana Kuchu De: Uganda’da geçen bu belgesel insanı harekete geçiren , ışığın nerede olduğunu görmeyi sağlayan bir film.

Film, eşcinselliği idamla cezalandırmak için hazırlanan yeni bir yasaya karşı, Uganda’daki ilk açık eşcinsel David Kato ve LGBT aktivisti arkadaşları direnişini anlatıyor.

Gazeteler eşcinselleri afişe etmekle uğraşırken David ve arkadaşları mahkemelerde, birleşmiş milletlerde savaşlarına devam etmektedir. Belgesel çekimlerinin başlamasından 1 yıl ve mahkemede kazandıkları zaferden 3 hafta sonra David evinde ölü bulunuyor.

Su Çocukları: 12.000 ipek elbiseden oluşan sanat projesini Japonya’ya götüren yönetmen, karşılaştığı kadınlarla çocuk sahibi olmak üzerine konuşurken doğurganlık konusunda tabu olarak kalan meselelere farklı açılardan incelikle yaklaşıyor.

Kürtaj Oldum: Bu filmde yaşları 21′den 85′e kadar değişen 11 kadının “kürtaj olma” hikayesini belgeliyor. Hem de ırk, din, sınıf ayrımının üstesinden gelerek ve kürtajın bütün kadınları nasıl etkilediğini göstererek…

Çağla Gillis