Ölse De Kurtulamayan Prenses: Diana! “Prenses öldürüldü” haberlerinin arkasında ne var?

Cumartesi, 24 Ağustos 2013 16:00

[wzslider autoplay="true" transition="'slide'"]

16 yıl önce 31 Ağustos’ta, daha 36 yaşındayken Paris’te korkunç bir trafik kazasında hayatını kaybeden Galler Prensesi Diana’nın ardından bugüne kadar sayısız komplo teorisi üretildi. Hem İngiliz hem de Fransız’ların ayrı ayrı yaptığı ve her seferinde kaza olduğu sonucunda birleşen soruşturmalara güvenmeyen ultra-skeptikler, nasıl oluyorsa haber açısından sessiz geçen yaz sezonunda (ki buna silly season adı veriliyor) sansasyonel haberlerin hızır gibi yetişiyor olmasından, bir de üstüne önümüzdeki ay gösterime girecek iddialı bir Diana filminin varlığından hiç işkillenmiyorlar.

1997 yılında o dönem birlikte olduğu erkek arkadaşı Dodi El Fayed ile paparazzilerden kaçarken bir trafik kazasında ölen Prenses Diana’nın ardından İngiltere’de 6 gün resmi yas ilan edilmişti. Tam bir delirium yaşanan ülkede bir çok insan bu şok ölümden Kraliyet ailesini sorumlu tuttu. Prens Charles ile evliliğinden mutlu olamayan Diana basına yaptığı açıklamalar ve nihayetinde boşanmaları ile Kraliyet ailesinin imajı için ve dolayısı ile varlıkları için bir tehlike teşkil ediyordu. Diana’nın bir şekilde ortadan kaldırılmasının Prens Charles’a ve Kraliyet ailesine rahat bir nefes aldıracağı herkesin farkında olduğu bir gerçekti. Böyle bir pozisyonda bulunan Diana’nın Charles’dan boşandıktan tam da bir yıl sonra sevgilisi ile birlikte bir tarfik kazasında ölmesine doğal olarak bir çok kişi şüphe ile yaklaştı. Ardı ardına yapılan 3 ayrı soruşturma, kazanın aşırı süratli ve aşırı alkollü bir şoförün hatası olduğunu defalarca kanıtlasa da şüphecileri tatmin edemedi. Tıpkı hastane raporları ile yalanlanan Diana’nın öldüğünde hamile olduğu iddiaları gibi, Diana ve Dodi’nin İngiliz Kraliyet ailesi ve İngiliz derin devleti tarafından öldürüldüğü iddiası sıfır kanıt bol spekülasyon ile her daim öne sürülmeye devam etti. Ne ilginçtir ki bu iddia İngiltere’de nispeten zayıflasa da dünyada hala revaçta görünüyor.

Geçtiğimiz günlerde Diana’nın ölümü ile ilgili bir haber dünya medyasına “bomba gibi düştü”. Tabloid gazetelerinin büyük bir iştahla yediği haber, Diana’nın ölümünde İngiliz derin devletinin parmağı olduğu ve hatta Diana ve erkek arkadaşı Dodi El Fayed’in bizzat İngiliz SAS komandosu tarafından öldürüldüğüne ilişkin yeni bir istihbarata ulaşıldığı şekline verildi. İstihbaratın kaynağı ise bir mektup. Eski bir askerin eski kayınvalidesi ve kayınpederi tarafından yazılan bu mektup, yasadışı silah ve cephane bulundurmaktan yargılanan ve suçlu bulunan eski çavuş Danny Nightingale’ın davası sırasında su yüzüne çıkıyor. Aile metupta, eski bir SAS askeri olan eski damatlarının Diana’nın ölümü ile ilgili bilgilere sahip olduğunu iddia ediyor. Mektupta adı geçen askerin Danny Nightingale’ın arkadaşı olduğu biliniyor. Bunun üzerine Scotland Yard mektupdaki iddiaların doğruluğunu araştırdığını açıkladı. Fakat bu Diana’nın ölümü ile ilgili yeni bir soruşturma değil. Daha önce yapılan ve Diana’nın ölümünü araştıran Paget operasyonunun bir parçası da değil.

Scotland Yard bu mektubu araştıra dursun Naomi Watts Eylül’de gösterime girecek olan ve Prenses Diana’nın ölümünden önceki son 2 yılını ve Dr. Hasnat Khan ile olan ilişkisini anlatan film için promosyon turları yapıyor. Watts ayrıca gazetelere Diana’nın kendisine film için mezarından izin verdiğini söylüyor. Ultra skeptik komplo teorisyenleri ise ciddi İngiliz gazetlerinin Scotland Yard’ın araştırdığı SAS haberini manşet yapmamasında kasıt ararken, gözlerinin önündeki cevheri görmüyorlar. Bilmiyorum daha önce kimse iddia etti mi ama, iş komplo teorisi üretmekse filmin yapımcılarının bu söz konusu mektupta parmağı olabileceği çok da çılgınca bir iddia olmasa gerek. Ben bu işten çok anlamam ama komplo teorisyenlerine biraz da buraya bakmalarını öneriyorum.

Diana’yı yıllarca yakından takip ederek hayatını cehenneme çeviren tabloid medyası ölümünden sonra bile sansasyonal haberler ile Prenses’e rahat vermiyor. Çünkü bu haberlerin de meraklıları var. Soruşturmalar, kanıtlar, raporlar hiç biri bu ölümün altında trajik bir kazadan fazlasını arayanları tatmin etmiyor. Onlar zaten Elvis’in hala yaşıdığına, Nasa’nın aya aslında insan göndermediğine, uzaylıların UFO’lar ile insanları kaçırdıklarına da inanıyorlar. Tüm bu laf kalabalığının ötesinde, annesinin ve babasının kollarında medyanın aşırı ilgisinden mümkün olduğunca uzakta herşeyden habersiz 30 günlük minik bir bebek var. Ailelelerine yeni katılan bu bebeğin mutluluğunu yaşayan Prens William ve Prens Harry bir yandan da annelerinin trajik ölümü ile ilgili ortaya atılan ve bitmek bilmeyen teorilerden hiç bir yorum yapmayarak uzak durmaya çalışıyorlar.

İldem Wilson

App. Store’dan iPad ve iPhone’nunuza indirmek için TIKLAYINIZ

Tags