Niyetini sorgula

Cumartesi, 5 Temmuz 2014 10:56

Davranış Bilimleri Uzmanı, yazar Aşkım Kapışmak, Dipnot Tablet’in yeni sayısı için davranışlarımız ve samimiyet üzerine bir yazı kaleme aldı. Niyeti Sorgula başlıklı yazısından bir bölüm…

 

Niyetini Sorgula

Yaptıklarımızın değil, davranışlarımızın altındaki niyete göre karşılık alırız. Birine su vermek, işyerinizde çok çalışmak, başkasının hakkını savunmak, annemize iyi davranmak, eşimize çiçek almak gibi binlerce eylemlerimiz vardır. Dış dünyaya işitsel ve görsel olarak verdiğimiz davranışlarımız o an için bir karşılık bulur belki ama gerçek karşılığını daha sonra niyetimize göre alırız. Diyelim ki bir olay karşısında haksızlığa uğradığını düşündüğünüz bir arkadaşınız var. O an haksızlığı fark etmeniz değil de, onu savunmalıyım, çünkü onun bana faydası var, beni daha çok sever gibi başka niyetlerle eyleme geçerseniz, arkadaşınız o an mutlu olacak ve kendisi için sizi dost gibi görecektir. Yani kısa vadede kazançlı gibi görünürsünüz. Ama uzun vadede niyetler yavaş yavaş ortaya çıkacağından arkadaşınız eninde sonunda sizin gerçek niyetinizi anlayacak ve sizden uzaklaşacaktır. Bu kaçınılmaz bir sondur. Ben bu eylemi neden yapıyorum? En alttaki gerçek niyetim ne diye sorgulamalıyız. Gerçek niyetlerimizi bulduğumuzda, gerçekte yaşayacaklarımız da belirginleşmeye başlayacaktır.

Yüzeyde yaptıklarınızdan dolayı kendinizi değerli hissedebilirsiniz ama en alt nedenlerde bir yanlış kodlama varsa işleriniz de istenilen şekilde gitmeyecektir. Birilerinin gözüne girmek için doğa dostu, hayvansever gibi gözüken insanların o an için kazandıklarını biliriz ama gözlerine girmeye çalıştıkları insanın uzun vadede onları yanlarında barındırmadıklarını da görürüz. Bazen de sizin tamamen iyi niyetle samimi yap- tığınız şeyler, o an için yanlış anlaşılabilir, kimse sizi anlamasa da yine biliriz ki zamanla herkes gerçeği görecektir. En temel niyete bakarsanız insan genelde kendi hazlarına hizmet etmek ister. Yaşam içerisinde sadece kendisinin değil, diğerlerinin de çıkar ve mutluluklarını niyetlemesi gerektiğini öğrenir. Kendine çok fazla odaklandığında bencilleşmeye, kendisi ile başkalarını eşit düşünmeye başladığında sağlıklı sosyalleşmeye, başkalarını kendisinden fazla önemsemeye başladığında ise fazla tavizden kullanılmaya başlayacaktır. Yani her şeyin aşırısı zarardır. Niyetlerimizde samimiyet en önemli unsurdur. Bunu kendimize itiraf edebilmeliyiz. Bunun farkına varmak, bir insan için en önemli terapidir. İnsanın iyileşmesi kendi gerçek niyetlerini fark etmesi ile olur, çünkü bu farkındalık kişinin ruh dünyasına iyi gelecektir. Hayatın insanla oyunu vardır. Bizler bir şey için niyetlendiysek, hayat bizim samimiyetimizi sınamadan akmaz. Birini gerçekten iyi niyetle seviyorsak, bunu ispatlamamız için sevdiğimizle sınanırız. Bir yere gerçekten bir okul yaptırmak istiyorsak ve bundaki niyetimiz gerçekten fayda ise, hayat okulu yaptırana kadar karşımıza bir sürü engel çıkarır. Öyle anne babalar var ki evlatlarını temelde sağlıksız niyetlerle yetiştirmişlerdir. Asıl niyetleri, ileriki yıllarda, yani yaşlandıklarında kendilerine bakmalarıdır. Hayata bir insan hazırlamak yerine, kendilerine bakıcı niyetiyle çocuk yetiştiren bu ebeveynin evlatlarının büyüdüklerinde ciddi ilişki problemleri yaşadığını görürüz. İyi niyet de kötü niyet de eninde sonunda insanın kendisiyle buluşur.

Yani niyetiniz bu hayatta sizi bulmadan kaybolmaz. Bu durumu size bir hikâye ile anlatmak istiyorum: Ülkenin birinde, her sene düzenlenen bir yarışma zamanı yaklaşır. Bu yarışmada sadece down sendromlu çocuklar koşarlar. Bir sene boyunca eğitmenleri tarafından yarışa hazırlanırlar. Hepsi çok heyecanlıdır. Aileleri ve izlemeye gelen yüzlerce insan onların nasıl yarışacağını merak eder. Yarış günü gelir ve koşu kıyafetlerini giymiş 20 down sendromlu çocuk start düdüğü çalınca koşmaya başlar. Yüzlerinde tebessüm, nefes nefese koşarlarken içlerinden birisinin ayağı takılır ve düşer. Düştüğü gibi canı yandığı için ağlamaya başlar. Diğer 19 yarışçı, arkadaşlarının düştüğünü ve ağladığını görünce teker teker yarışı bırakıp arkadaşlarının yanına giderler. Hepsi onun başında bekler ve aralarından bazıları arkadaşlarını öpmeye, susturmaya çalışır. Bir an’da seyircilerde sessizlik olur. O an’da diğer 19 yarışmacı da ağlamaya başlar. Yarışma biter ve hepsine birden birincilik ödülü verilir. İşte 19 çocuğun gerçek niyetleri kazanmak ve hırs değil, tamamen arkadaşlarının üzüntülerine ortak olmaktır. BU toplu ve samimi gerçek niyet seyirciler tarafından hissedildiği için ortamı buruk bir sevinç kaplar, çünkü insanlar samimiye- tin gerçekliği ile duygulanırlar. Genelde pek rastlamadığımız bu niyetlere belki eskiden daha da alışıktık ama şimdiki yüzyılda birçok insan gerçek niyetlerini saklamayı iyi biliyor.

 

Yazının devamı için:

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK OKUNAN TABLET DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK

iPAD’İNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

available-on-the-app-store 

ANDROİD TABANLI TABLETİNİZE İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Get-it-on-Google-Play