Nazım Hikmet’in 50 yıl sonra ortaya çıkan fotoğrafı

Salı, 28 Mayıs 2013 10:14

page_nazim-hikmetin-50-yil-sonra-ortaya-cikan-fotografi_179610005Profesör Georgiy Ansimov Pavlovic, ünlü şairle bir piyesini sahnelemek için el sıkıştıkları ve o günkü küçük törende çektikleri fotoğrafı ilk kez paylaştı.

Önümüzdeki günlerde ölümünün 50. yıl dönümünde Moskova’da anılacak olan büyük Türk şairi Nazım Hikmet’i tanıyan ve hayatta olan son arkadaşlarından Georgiy Ansimov Pavlovic, o günleri anlattı.

Moskova’da yaşayan ve 1922 doğumlu olmasına rağmen halen üniversitelerde derslere giren, araba kullanan ve dinçliği ile parmak ısırttıran Profesör Georgiy Ansimov Pavlovic, ünlü şairin çok yakışıklı, etkileyici ve eşi ile birlikte müthiş bir çift olduklarını belirterek, “Çok çekici biri idi, çok çabuk kontak kurabilen birisiydi. İnsanlarla hemen kontak kuruyordu sanki eski bir tanıdığınız olup çıkıyordu, çekingen değildi. Elini uzatır, ‘Ben Nazım’ derdi. Siz adınızı söylerdiniz ve o esnada dost olurdunuz” dedi.

Nazım Hikmet’in Türkiye ve Rusya’yı birbirine yakınlaştırdığını adeta iki ülke arasında bir köprü olduğunu da vurgulayan ünlü rejisör Ansimov Pavlovic, ünlü şairle bir piyesini sahnelemek için el sıkıştıkları ve o günkü küçük törende çektikleri fotoğrafı da ilk kez DHA ile paylaştı.

Fotoğrafın hikâyesi

Siyamend Kaçmaz’ın DHA’daki haberine göre, Fotoğraf karesine yansıyan o anın 1962 yılında Nazım Hikmet ile Gorkova Caddesi üzerinde bulunan Aktörler Evi’nde buluştukları bir zamanda olduğunu söyleyen Ansimov, fotoğrafın hikayesini şöyle anlattı:

“Biz Nazım Hikmet ile onun piyesinin sahnelenmesi üzerine anlaşmıştık. 1962 yılıydı ve Nazım, o zamanlarki Aktörler Evi’ne gelmişti. Ben 40 yaşında ve genç bir rejisördüm. Nazım’ı oraya ünlü tiyatro rejisörü Komissarjevskiy, arabası ile getirmişti. Ben onunla Komissarjevskiy aracılığıyla tanıştım çünkü ilk onlar tanışmış, buluşmuş. Komissarjevskiy, ona yardımcı olmuş. Komissarjevskiy, büyük bir rejisördü o da çok rahat kontak kurabilen bir insandı. Bu yüzden onlar birbirlerini bulmuşlar ve beni de tanıştırmıştı. Nazım Hikmet ile onun piyesinin sahnelenmesi üzerine anlaşmıştık. Nazım çok heyecanlanmıştı, çünkü ben genç bir rejisördüm ve benimle çalışmak Nazım’a çok ilginç gelmişti. Çünkü ben bizim 60’lılar diye adlandırdığımız gruptan geliyordum bunlardan Lubimov, Simonov, Rodzensky… Bütün herkes oradaydı. Biz de fotoğrafta gözüktüğü gibi elimizdeki kadehleri kaldırarak, ‘Bakın dostlar, biz anlaşma yaptık, yapacağımız bu iş için şimdi kadeh kaldırıyoruz’ anlamına gelen bu küçük kutlamayı yaptık. Bu fotoğrafta o anın ölümsüzleşmesi için çekildi. Zaten kısa bir süre sonra da Nazım vefat etti… Herkes için büyük bir kayıp ve büyük bir acı idi, böyle bir dostu, yetenekli bir insanı kaybetmek…

Tabi o zamanlar herkes Nazım’ın peşinde ve oyununu sahneye koymak istiyordu. Birçok piyes yazmıştı hepsi de güzeldi, böyle güzel eserleri Rusça’ya çevirip Moskova’da sahneye koymak büyük işti. O zamana kadar sadece ‘İvan İvanoviç var mıydı, yok muydu?’ çevrilmişti. Diğerleri daha sonraları çevrildi.”

Tags