“Müslüman Kardeşler’in Gizli İstanbul Toplantısı”nı Ortadoğu Uzmanı Faik Bulut yazdı

Cumartesi, 27 Temmuz 2013 15:53

fotograf(1)13 ve 14 Temmuz’da Müslüman Kardeşler (IHVAN) hareketi, Mısır’da gerçekleşen askeri darbeden sonra İstanbul’da gizlice toplandılar. Hareketin Avrupa ve Arap ülkelerinde yaşayan temsilcileri, Mısır’ın devrik başkanı Muhammed Mursi’den sonra hareketin ulusal ve uluslararası alanda geleceğini ilgilendirecek gizli kararlar aldılar. Katılan temsilciler arasında Tunus El Nahda hareketi lideri Reşid El Gannuşi, Filistin Hamas temsilcisi ve Suriye Müslüman Kardeşler örgütünün ileri geleni de vardı. Atatürk Havaalanına yakın bir otelde gerçekleşen toplantı, Türk basınında küçük ve genel bir haber olarak duyuruldu.

Abu Dabi merkezli SKYNEWS ARABIA kanalı ise, toplantıda görüşülen konuları, tartışmaları ve alınacak kararları içeren raporu elde etti. Yayınlamakla yetinmedi; uzmanları biraya getirerek açık oturumda canlı tartıştırdı. Aynı kanal, sözü edilen belgenin nüshalarını, “Uluslararası Araştırma ve Eğitim Merkezi” isimli bir kuruluştan aldığını açıkladı.

Peki, belgede ne var ve Türkiye’yi ilgilendiren yanı nedir?

Gizli toplantıda tartışmaya açılan taslak 16 sayfadan oluşuyor. Başlığı şöyle: “Mısır’da Meşru Yönetime Karşı Askeri Darbe: Ulusal ve Uluslar arası Ölçekte Stratejik Tutumun Değerlendirilmesi.”

Giriş bölümünde Mursi’nin devrilmesinden sonra Mısır’da yaşanan krizin değerlendirilmesi; devrik IHVAN iktidarının muhasebesi, krizden çıkış için gerekli plan ve önlemler yer alıyor. Başta Mısır olmak üzere Avrupa, Arap ülkeleri ve Gazze’de faaliyette bulunan Müslüman Kardeşler mensuplarının harekete geçmesi için çağrı yapılıyor.

Durum Değerlendirmesi

Bu başlık altında üç madde bulunuyor: Başarısızlık nedeni, darbe sonrası durum, krizin sebebi. Mısır’daki İslami akımların habire bölünmeleri ve Selefi partilerle IHVAN arasındaki ihtilafın büyük bir uçuruma dönüşmesi ve böylece her iki hareketin birbirine husumet beslemesi, başarısızlığın asıl sebebi olarak görülüyor. Diğer sebepler şöyle sıralanıyor: IHVAN iktidarı ve hareketine karşı topyekûn bir karalama kampanyasının başlatılması. Giderek kötüleşen ekonomik krizden, halkın sıkıntılarını giderecek ve hayatını kolaylaştıracak projelerin ivedilikle uygulanamaması. Ordunun, halkın kimi haklı taleplerini istismar ederek darbe yapması.

Hareketi Bekleyen Tehlikeler

IHVAN hareketini Mısır ve uluslararası alanda bekleyen muhtemel riskler ve tehlikeler, belgenin en önemli konusu olarak görülüyor. Şöyle ki;
Bir: Askeri darbe, hareketin önder ve sorumluları arasında karamsarlığa yol açmaktadır. Herkes kendini dışlanmış, ezilmiş, hakkı yenilmiş ve bastırılmış olarak hissedecektir. Bu duygu, hareket içindeki kimi şahsiyet ve kesimleri yer altına, illegal ve gizli faaliyet yürütmeye itebilir.
İki: Özellikle gençlik kolları arasında yaygınlaşabilecek bu duygu ve tutum, onları ana gövdeden kopma noktasına getirebilir. Böylece önderliğin gençleri kontrol etmesi imkânsızlaşabilir.

Üç: Başta gençlik kesimi olmak üzere kimi kanatlar, “mevcut önderliğin (ve darbe öncesi IHVAN iktidarının) ülkedeki krizi beceriksizce yönettiğini ve böylece askeri darbeye kendi eliyle zemin hazırladığını ” bahane ederek, bir huruç harekatıyla örgütten tümüyle kopabilir.
Dört: IHVAN’nın uluslararası alandaki (diğer Arap-İslam ülkelerindeki) kollarına mensup kimi sertlik yanlıları, fırsattan istifade hareket içindeki muhalif konumlarını güçlendirebilirler.

Beş: Darbe sonrası yaşananlar, birbirine yakın olan HAMAS (Filistin) ile IHVAN (Mısır) arasındaki ittifaka vurulmuş bir darbedir. Ayrıca, Suriye’de (Müslüman Kardeşler örgütünün belkemiğini oluşturduğu) devrim hareketine şimdiye kadar verilen desteğin gerilemesine yol açacaktır.

Erbakan’a Karşı Erdoğancılık Tehlikesi

Sayılan tehlikeler arasında, özellikle AKP ve Türkiye’yi ilgilendiren bir madde dikkat çekici:

Belgede mealen yer alan şekliyle yazalım: “Erbakan iktidarı (28 Şubat nedeniyle) devrildiğinde, Refah Partisi içinde Recep Tayyip Erdoğan’ın başını çektiği “yenilikçi” akım çıkmıştı. Eğer krize çare bulamayıp kendimizi toparlayamazsak, IHVAN hareketi içinde “Erdoğancı bir akımın çıkma ihtimali ve riski” her zaman vardır.

Geçerken belirtelim: Arap yorumculara bakılırsa, Mısır’daki darbe deprem yerine geçmiş ve artçı depremler AKP hükümetini de etkiliyor. Belki de bu yüzden Türkiye, bölgedeki İslami siyasetlerin belirlenme merkezi haline geldi. Ihvan toplantısının İstanbul’da yapılmasının bir nedeni de bu olsa gerek.

Muhtemel Direniş Senaryoları

Belgede, Mısırlı İslamcı hareket (IHVAN), askeri darbeye ve mevcut krize karşı bazı senaryoları da tartışmaya açmış. Sıralayalım:
1. Teslimiyet Senaryosu: Oldu bittiyi sineye çekip, beyaz bayrak açmak. Ordunun “Yol Haritası” doğrultusunda hareket etmek.
2. Uzun Soluklu Mücadele: Sabırlı ve temkinli davranmak ama bu arada uzun soluklu bir çalışmayla Mısır ordusu içinde çatlak/ikilik yaratacak politikalar izlemek.
3. Anayasal Mücadele: Anayasanın 150. maddesine dayanarak Mursi’nin cumhurbaşkanlığı makamına dönmesini sağlayacak siyaset izlemek, ki referandum gerçekleştirmek buna dâhildir.
4. Silahlı Mücadele: Orduya ve yönetime karşı silahlı mücadele vermek. (Anlaşılan burada 1990’larda Cezayir, şimdilerde ise Suriye’deki örneklerden yola çıkılıyor).
5. Uzun Soluklu Direniş: Direniş için uzun soluklu plan yapmak. Medya ve basın yoluyla iktidar aleyhinde geniş kampanyalar başlatmak. Askeri şahsiyetler hakkında davalar açmak, kanuni takibat yapılmasını istemek, kimilerini deşifre etmek. Ordunun bölünmesi için strateji oluşturmak. Gerçekleşene “darbe” diyebilen siyasi parti ve politikacılarla iş birliği yapmak.
6. Uluslararası Mücadele: Uluslar arası alanda kamuoyu yaratmak, Mısır’daki yönetimi “darbeci” diye niteleyen hükümetlerin desteğini istemek. ABD Kongresi nezdinde temas kurup, orduya yapılan yardımın kesilmesini sağlamak.
7. Sivil İtaatsizlik: Gösteri, protesto, yürüyüş, miting ve oturma grevleri gibi eylemleri yaygınlaştırmak. Kitlelerle devlet kurumlarını kuşatmak, devlet aygıtlarını işlemez hale getirmek.

Belgede yer alan tehlike, öneri, tedbirlere ilişkin birkaç not aktarmakta yarar var: Başta Suudi Arabistan gazeteleri olmak üzere, Arap basınında IHVAN iktidarı sırasında yapılan despotça uygulamalar ve fahiş hatalar sıralanıyor. Öte yandan harekette bölünme ihtimali belli oranda gerçekleşti; çünkü bazı şahsiyetler ve gençlik kesiminin bir bölümü, hareketten koptu. Bu arada AKP hükümeti, darbeyi önceden haber almış ama ABD ile AB’nin bunu önleyeceğini sanmış. Aynı AKP, IHVAN’a, silahlı direniş yerine sivil itaatsizlik yöntemini önermiş. Yabancı bir diplomata göre; Mısır’da bilinen anlamda iç savaş çıkmayabilir ama sivil veya askeri çatışmalar nedeniyle çok kan dökülebilir.

Al Quds Al Arabi gazetesinde yazan Mısırlı Abdülhalim Kandil’in cümleleriyle noktalayalım: IHVAN yönetimi, gençlerini sokağa salarak büyük ve ahmakça bir maceraya girişiyor. Onları Tahrir’deki halk ve kolluk kuvvetleriyle çatıştırıyor. Ülkeyi kuşatıp boğma hayali peşinde. Hareket önderleri, kendi günahlarını, sokağa saldıkları gençlerin kanlarıyla temizleme gayretindeler. Halkı aldatmışlardı; şimdi de kendi gençlerini kandırıyorlar. Oysa güç dengesi lehlerine değil. Daha önce “Şeriat İsteriz” diye yazılı dövizleri ellerinden bıraktılar; şimdi Avrupa ve Amerika şeriatından medet umarak, İngilizce yazılı dövizler taşıyorlar. Mursi’nin defteri kapanmıştır. IHVAN ise acı bir darbe yemiştir; toparlanması zordur ve zaman alacaktır.” (Faik Bulut, 21 Temmuz 2013)